- Kategori
- Estetik / Güzellik
Müzik Notalarıyla, Gülüş tasarımı: Estetik diş hekimliğinide son nokta...
-Atakan, ben her hafta resim dersi alıyorum, mutlaka seninde gelmen lazım
-Abi boşver
-Abi nasıl boşvereyim. Esetik diş hekimlği yapıyorsan mutlaka desen bilmen lazım
-Bakarız...
-Bence sen de gel teknisyeninde gelsin. Sokakta diş protezi görüyorum dişten başka herşeye benziyor:)
Atakan benim en yakın arkadaşlarımdan birisi. Kendisi diş protez uzmanı. Yukardaki konuşmayı 2 yıl önce yapmıştık. Atakan gülümsemenin sırrını ile desen ile değil müzik notaları ile ilgili bir sistem geliştirdi. Bana anlattığında tamam budur dedim. Müzik notaları ile gülüş tasarımı nasıl yapılır O'ndan dinleyelim.
Diş estetiği için hekiminize başvurduğunuz zaman nasıl bir gülümsemeye sahip olmak istediğinizi, müzik notaları ile dile getirmek ister misiniz?
Uzun zamandır üzerinde çalıştığım projemi tamamladım ve insan gülümsemesinde dişlerin dizilimini, müzik notalarını kullanarak isimlendirdiğim bir sınıflama geliştirdim. Bu konunun işlendiği “Gülümsemenin Notaları” başlıklı sunumumu da, yakın zamanda Estetik Dişhekimliği Akademisi Derneği’nin (EDAD) bir kongresinde de, meslektaşlarıma sundum. Geri dönüşler son derece pozitif. Bunun temel nedeni sanırım, hem diş hekimleri, hem de hastalarımız açısından anlaşılmasının son derece kolay olması. Basit seviyede nota bilgisi olan herkes sistemi hemen kavrayacaktır.
Peki neden böyle bir sınıflamaya ihtiyaç duydum?
Bunun cevabını diş hekimine estetik amaçla başvuran hastalarımız gayet iyi anlayacaklardır. Beklentilerini hekimlere aktarmak adına, hastalarımız, çoğu zaman dergilerden, gazetelerden, beğendikleri gülümsemelerin fotoğraflarını kesip bize getirirler. Bazen de kendi gençlik yıllarında çektirdikleri fotoğraflardan nasıl bir gülümseme istediklerini anlatmaya çalışırlar. Burada genel de şöyle bir sıkıntı yaşanır, kendi fotoğrafları, -örneğin bir düğünde gülümserken çekilmiş olabilir- uzak mesafeden çekilmiş olur ya da eski olduğu için net bir görüntüye sahip olmaz. Bu durumda da aslında hekime çok faydalı olmazlar. Fotoğraflar bir dergiden ya da gazeteden kesildiğinde ise başka bir kişinin gülümsemesi olduğu için aynı karakterde bir gülümseme kendilerine uygulanamayabilir. Elbette bu her zaman böyle olacak değil ama çoğu zaman beklentileri karşılayacak bir etkiye sahip olmazlar. Bütün bu problemlerin kaynağı aslında insan gülümsemesinin net bir sınıflamasının yapılmamış olmasından kaynaklanıyordu. Belli başlı birkaç tanımlama vardı ve bunlar üzerinden birşeyler çözülmeye çalşılıyordu. Söz gelimi “tavşan dişler”, “kelebek formunda” ya da “hollywood gülümsemesi” gibi tanımlamalar vardı ancak bu tanımlamalardan anlaşılan kişiden kişiye faklılık gösteriyordu. Problem daha sistematik bir yaklaşımla çözülmeliydi.
Bu anlamda, son zamanlarda sıkça duyduğumuz “gülümseme tasarımı” kavramının altını da dolduracak bir metoda ihtiyaç olduğunu uzun zamandır düşünüyordum ve bunun cevabını müzik notalarında buldum. Müzisyenler son derece basit ama bir o kadar da yaratılıcılığı baltalamayan bir sistem geliştirmişler. Bir besteci hangi notaları arka arkaya dizeceğine tamamen kendi yaratıcılığını kullanarak özgürce karar vermektedir. Bestesini yapmak için, beş tane çizgiden ve çeşitli ölçüleri temsil eden notalardan başka birşeye ihtiyacı yok. Sadece bestesini hangi ölçekte yapacağına karar vermeli ve sonrası kendi yaratıcılığına kalmış. Ben her zaman estetik diş hekimliğine gönül vermiş bir hekim olarak yaptığımız işi film müziği besteciliğinebenzetmişimdir. Soundtrack olacak bir şarkının, o filmin doğasına uygun olması beklenir. Diş hekimleri olarak bizler de, hastamızın, yüzünü, dudak yapısını, var olan diş dizisini inceleriz, hastamızın beklentilerini dinleriz ve bütün bu doneleri kafamızda harmanlayarak, hastamıza nasıl bir gülümseme tasarlayacağımıza kendi hayal gücümüz sınırları içerisinde karar veririz. Bir açıdan düşünürseniz aslında dişlerden oluşan bir beste yapıyoruz. Peki diş hekimleri olarak biz, neden müzisyenlerin kullandığı sistemi kullanmayalım ki?
Ne olduysa kendime bu soruyu sorduktan sonra oldu. Bir süre sonra kendimi porte üzerindeki müzik notalarını silip yerlerine dişleri koyarken buldum. Sürecin sonunda “Gülümsemenin Notaları” adını verdiğim sınıflama karşımda duruyordu. Aslında mantık son derece basitti. Porteyi dişlerin birbirleriyle olan seviyelerini gösteren bir ölçek olarak kullanmıştım ve dişleri de belli kurallar dahilinde portenin üzerine diziyordum. Sonunda da dişlerin kesici kenarları portede hangi notanın olduğu yere denk düşüyorsa dişe o notanın ismini vermiştim.
Gülümsemenin notaları sayesinde, gülümsemede daha domine olmasını istediğimiz dişlerin notasını kalınlaştıryoruz. Söz gelimi tavşan diş dediğimiz bir gülümseme aslında gülümsemenin merkezinde bulunan iki santral dişin diğer dişlerden daha ön planda olduğu bir gülümsemedir. Bu durumda santral dişleri “mi” notasına indirerek bunları domine edersek ve diğer dişleri “sol” çizgisinde bırakırsak aslında bu halk arasında “tavşan diş” denilen durumdur ve gülümsemenin notaları sınıflamasında bu “MİSOL” gülümsemesidir.
Bu şekilde 9 farklı dizilim elde ettim ve bunları ayrıca maskulen, feminen ve uniseks olarak gruplandırdım. Bundan sonrası artık hastamızla hangi sınıflamaya uygun bir gülümseme tasarlayacağımıza karar vermeye kalıyor.
Şu sıralar ilk muayenelerinde hastalarım ile aramızda şuna benzer konuşmalar geçiyor;
- Bana “FASOL” gülümsemesi yapar mısınız, doktor bey?
- Bence alt dudak yayınız çok belirgin, size alt dudağınız ile daha uyumlu olan “MİFA” gülümsemesi yapsak, daha hoş bir görüntüye kavuşacağınızı düşünüyorum.
Dr. Dt. Atakan Elter
www.atakanelter.com
Teşekkürler Atakan,
iyi haftalar dilerim
Dr. Barış Çakır
www.bariscakir.com