​ Müzik yapma ölürsün, tiyatro yapma batarsın / Kültür - Sanat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Aralık '10

 
Kategori
Kültür - Sanat
 

Müzik yapma ölürsün, tiyatro yapma batarsın

Önceden ülkemizde farklı dillerde ki müzikler suç sayılıyor, baltalanıyor ve yasaklanıyordu.

Sanatçılar bu müzikleri yaparken korkuyor, sözlerini çekinerek söylüyorlardı. 

Kendi müziğini yapmaya çalışan, birazda sesi çıkan, dinleyicisine haksızlığın, zulmün ve baskının olumsuz yönlerinden bahseden, özgürlüğü, barışı ve güzel günleri savunan müzik türlerine neden bilmem hep öcü gözüyle bakıldı ülkemizde. Birde bu farklı dillerde söylenince işte o zaman öcüyüde geçti, yamyamlık bir hal aldı güzel ülkemde... 

Hatta bu uğurda ne değerleri uğurlamadık ki... 

Geçmişte Pir Sultan Abdal'a yapıldı bu baskı... Suçu ise doğruları söylemek, değerlerinden ödün vermemekti. Onun şiirlerinde bir başkaldırış, bir direniş vardı. Haksızlığa ve zulme tahammül edemiyor, sindirilmiş halkın içinden güneş gibi parlayıp sesini, çığlığını dizelerinde dile getiriyordu. Büyük ozan ne olursa olsun bildiklerinden ödün vermedi. Dar ağacına giderken bile dudakları sürdüğü yolu söylüyordu; "Açılın kapılar şaha gideyim..." 

Ahmet Kaya da bildiği yoldan sapmadığı için kendi ülkesinde, her alanda bir linç politikasının kurbanı oldu ve son nefesini uzakta, çok uzakta verdi. 

Günümüz ozanlarından Ozan Emekçi ise hala ülkesine dönemiyor. Yani sürgünde, yasaklı... 

Suçu Pir Sultan Abdal'ile aynı... 

PEKİ BUNA NE DEMELİ?
"Düzen bozuldu, herşey tersine döndü" derlerdi..
Önce inanmazdım bu söze. Daha sonra yavaş yavaş inanmaya başladım. Şimdi bu olaydan sonra tamam dedim, aynen öyle...

Gelen kürtçe parça isteğini, bilmediğini söyleyerek geri çevirdiği için kurşunlanarak öldürülen değerli üstadtan bahsediyorum. 

Bu ne pehriz, bu ne lahana turşusu. 

Daha düne kadar kürtçe müzik yapanlara yapılmayan kalmıyordu, şimdi kürtçe söylemeyene kurşun yağıyor.
Artık saldırganlar kısasa kısas mı yaptılar bilemem ama orada program yapan üstadın ne suçu vardı ki... 

Yapılan müzikte farklı unsurlar bulundurmakta, bulundurmamakta suçsa, hatta ölüm sebebiyse nasıl yapacağız biz müziğimizi? 

Neye göre yapacağız? 

Müziğin içinde embesilliğe yer yoktur. Topluma mesaj vermek müziğin özünde, temelinde olan bir şey. 

Hadi topluma müzik yoluyla mesaj vermek suç. Peki Mersin'deki değerli üstadın suçu neydi? Bakın o hiçbirşey yapmadan, söylemek istemediğinden değil, bilmediğinden söylemediği bir parça yüzünden öldürüldü. Kimse ona müzik yapma ölürsün demedi. Güzel bir işi vardı çünkü. Kimseyi rahatsız etmeden güzel güzel kazanıyordu ekmeğini... 

Şimdi bu konuyla ilgili vicdan tartımını size bırakıyorum. Aslında durum ortada ama, siz yinede elinizi vicdanınıza koyun bakalım... 


BİR ÜLKENİN KÜLTÜR - SANATI OLMADAN O ÜLKENİN TEMSİL KABİLİYETİ OLAMAZ
Baltalanan, yasaklanan, alanları her anlamda daraltılan tek dal müzik değil ki.. 

Bunun tiyatrosu da var... 

Örneğin özel tiyatrolar; 

Basketbol Milli Takımımızın on iki oyuncusuna (hiç bir sözüm yok, helali hoş olsun) dağıtılmak üzere 28, 5 milyon TL paranın ödendiğini bilmeyeniniz yoktur. 

Buna kıyasla özel tiyatrolarımıza ayrılan bütçe 2 milyon 500 bin TL. 

Buradaki adalet ve zemin farkını tartmayı ve değerlendirmeyi de size bırakıyorum. 

Fazla söze gerek yok çünkü. Durum baştan aşağı kendini bağıra bağıra belli ediyor. Ben buyum, işinize gelirse diyor... 

BU PARÇANIN ANA FİKRİ
İş, kültür - sanata hizmet olunca elini poposuna bağlayıp ıslık çalarak havaya bakan insanlar, sanatı ve kültürü baltalamak olunca nasıl da çalışkan ve atılgan oluyorlar... 


DİLEK VE TEMENNİLER BÖLÜMÜ
Değerlerimizi kültürümüzün bir parçası olarak görüp sanatı algılayabilmeyi, sanatı ve sanatçıyı yaptığı müzikle birlikte kucaklamayı, bu ülkenin üzerindeki en güzel ışığın kültür - sanat olduğunu ve bu ışığın kapanıp kapanmamasının bizlerin elinde olduğunu unutmamayı diliyorum... 

* 

http://twitter.com/murathasgun

Yazarın tüm yazılarına MHblog sayfasından ulaşabilirsiniz.

Yazarın tüm yazılarına facebook okur sayfasından da ulaşabilirsiniz.

 
Toplam blog
: 60
: 294
Kayıt tarihi
: 16.09.10
 
 

1990 yılında İstanbul'da doğdu. İlk Öğrenimini Faruk Timurtaş İlk Öğretim okulunda, lise öğrenimi..