​ Nâzım ve haziranda ölmek / Edebiyat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

03 Haziran '07

 
Kategori
Edebiyat
 

Nâzım ve haziranda ölmek

Nâzım ve haziranda ölmek
 

Bugün Nâzım Hikmet'in ölüm yıldönümü...

Nâzım Hikmet'in haziranın üçünde 63'te, Orhan Kemal'in ise ikisinde 70'te hayata gözlerine yumması üzerine Hasan Hüseyin seslenmişti 71'de "haziran da ölmek zor" diye;

sokaktayım,
gece leylâk
ve tomurcuk kokuyor
yaralı bir şahin olmuş yüreğim
uy anam anam
haziranda ölmek zor!

Bundan tam yirmi yıl sonra 91'de Ahmet Arif, Hasan Hüseyin'e inat haziranın ikisinde yumdu gözlerini...

Haziran ayı zor ay, Nâzım'ı da aldı aramızdan.
Nâzım Hikmet ki; Atilla İlhan'ın İzmir Atatürk Lisesi birinci sınıfındayken mektuplaştığı bir kıza onun şiirini göndermesi nedeniyle 1941’de tutuklanması, okuldan uzaklaştırılmasına, üç hafta gözetim altında tutulmasına, iki ay hapiste yatmasına ve Türkiye’nin hiçbir yerinde okuyamayacağına dair bir belge verilip, eğitim hayatına ara vermek zorunda kalmasına neden olan şairdir.

O Türkiye’de şairler yaratan usta şair…

Yoktur onun hayatını ondan iyi anlatan şair. Yazdığı otobiyografisi üzerine hayatına dair söylenecek söz, yazılacak dize hep eksik kalır. Kendi anlatır en iyi kendisini…
Hayatının çelişkileri ve ondan çıkardığı ahenk şaşırtır insanı;

hapislerde de yattım büyük otellerde de
açlık çektim açlık grevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir
otuzumda asılmamı istediler
kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini
verdiler de
otuz altımda yarım yılda geçtim dört metrekare betonu
elli dokuzumda on sekiz saatte uçtum Prag'dan Havana'ya (*)

4 kadın sevdi hayatında ve ayrıldı onlardan, hasretini çekti;

kimi insanlar otların kimi insan balıkların çeşidini bilir ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını ben hasretlerin (*)

Hep yaptığını yaptı, karşılaştırdı kendini insanlıkla, uğruna hayaller kurduğu insanlıkla;

bindim tirene uçağa otomobile
çoğunluk binemiyor
operaya gittim
çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21'den beri
camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
ama kahve falına baktırdığım oldu (*)

ve sevinemedi Dünya’nın en büyük şairlerinden olmasına;

yazılarım otuz, kırk dilde basılır
Türkiye'mde Türkçemle yasak! (*)
Nâzım’a dair, şiirlerine, hayatına dair o kadar çok şey var ki söylenmesi gereken hangi birini sığdırasın buraya, “vatan haini”ni mi, “mavi gözlü dev”i mi, “ceviz ağacı”nı mı, ya da diğerlerini mi?

Onu ve düşünce dünyasını en iyi anlatan, onun izinden giden Ahmet Arif gibi İstiklal Marşına nasıl baktığıdır belki de;

bizim istiklal marşında aksayan bir taraf var
bilmem nasıl anlatsam?
Akif, büyük şair, inanmış adam
fakat onun, ben inandıklarının hepsine inanmıyorum
beni burada tutan şey şehid olmak vecdi mi?
sanmıyorum
mesela bakın;
“gelecektir sana vaat ettiği günler hakkın”
hayır, gelecek günler için gökten ayet inmedi bize
onu biz kendimiz vaat ettik kendimize…
(Büyük Taarruz 3)

Ve son;

Yoldaşlar, ölürsem o günden önce yani,
-öyle gibi de görünüyor-
Anadolu’da bir köy mezarlığına gömün beni
ve de uyarına gelirse,
tepemde bir de çınar olursa
taş maş da istemez hani...
(vasiyet)

Anadolu’ya gömemedik seni ustam, affet bizi ve nur içinde yat…
(*): Otobiyografi

 
Toplam blog
: 73
: 2878
Kayıt tarihi
: 17.02.07
 
 

1985 yılının bir Nisan sabahında (ki kendisi 15'i olur) sabah ezanından sonra (saat daha bizim kö..