Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Mayıs '09

     
    Kategori
    Kitap
     

    Naşide Gökbudak

    Dönem 1896-1937. Osmanlı İmparatorluğu’nun II.Abdülhamid yıllarından Cumhuriyet yıllarına uzanan dönem. Yer Harput, Elazığ. Doğu Anadolu yaşamının; gelenek ve göreneklerin ilk elden anlatımı. Elazığ’lı bir yazarın, aile fertlerinin gerçek yaşam öykülerinin roman kurgusu içinde sürükleyici sunumu.

    Romanın adı, “ Sıdıka Hanım “, yazarı, Naşide Gökbudak.

    Kitabın Şubat 2009 özel baskısını (5. Baskı) okudum. Birinci baskı 2003 yılında yapılmış. Yazarın son yıllarda yazdığı kitapları okuduktan sonra ilk kitabına döndüm. Onbir yıl Elazığ’da yaşamış biri olarak bazı öykülerin bir köşesinde kendimi görür gibi oldum. Belki bir düğüne katılan konukların arasında, komşulardan biri belki de. Arada tanıdığım kişi ve mekanlara sıkça rastladım. Bu nedenle yazarın kitaplarını daha büyük bir heyecanla okuduğumu sanıyorum.

    Pek çok ailede, pek çok ilginç öykü vardır mutlaka. Yazılmaya değer öyküler. Ama aileden birilerinin onlara sahip çıkmasını, araştırmasını, değerlendirmesini beklerler. Bu tür kitapları okuyunca dönüp kendi aileme bakarım. Bazı etkileyici öyküleri de fark ederim. Her ailede dedelerin, ninelerin öz yaşamlarının yanı sıra bu ülkenin tarihinden denk geldikleri, fiilen içinde yaşadıkları önemli en az bir olay vardır. Ama yazarına rastlamayan öyküler kaybolup gidiyor.

    ‘Sıdıka Hanım’ yazarına rastlamış. Yazma yeteneği okul yıllarında edebiyat öğretmeni tarafından keşfedilen Naşide Gökbudak uzun yıllar sonra, 65 yaşında yazarlığa başlayarak, bir aile öyküsünü romanlaştırmış.

    Roman, yazarın torunu olduğu Ahmet Bey ve Sıdıka Hanımın hayatını anlatmaktadır. Ahmet bey Saray köyünden varlıklı bir bey, Sıdıka hanım Perçenç köyünden çok güzel bir genç kızdır. Görücü usuluyle evlenirler. İlk aylar mutlu geçer. İçkiye zaten düşkün olan Küçük Bey giderek içkinin esiri olur. Servetini içki ve yabancı kadınlara harcar. Bu durum aile düzenini sarsmaya başlar. Adetler ailedeki kadınları istemedikleri hayatları yaşamaya zorlamaktadır. Sıkıntılar daima gizlenir. Özellikle bir erkek çocuk doğurma zorunluluğu yaşamın odak noktası haline gelir. Ama yakın dostlukların yanı sıra, karşılıksız aşklar da yaşanmaktadır. Bu yaşamı ve olayları okurken, yöresel adetler, sözcükler, yemekler, giysiler, evler ve doğal güzellikler de gözlerimizin önünden akıp gidiyor.

    Sıdıka Hanım sorunlarını uzun süre iyi niyetle çözmeye uğraşır. Kayınvalidesi onu hep kollamakta ve desteklemektedir. Kendi ailesinden de uzakta yaşadığı için onu güçlü kılan, yaşama bağlayan ailenin bu otoriter reisi ve kendi çocuklarıdır.

    Zamanla ailenin maddi sıkıntıları artarken, Sıdıka Hanım’ın hem baba evinde sorunlar yaşanmakta hem de evliliği sarsılmaktadır. Sevindirici olan durum büyük kızının müzik, okuma, yazma ve öğrenme merakıdır. O zamana ve çevreye göre aykırı düşen bir atılım yapılır ve kıza ders vermesi için bir hoca bulunur. İzleyen günler Sıdıka Hanım’a daha önce hiç bilmediği bazı duygusal dalgalanmalar yaşatır.

    Sıdıka Hanım’ın kocasının ailesinden ve işlerinden giderek uzaklaşması, parasını hesapsızca harcaması ailenin maddi durumunu zayıflatmaktadır. Bu arada aileye yeni çocuklar katılmakta, geçim sorunları artmaktadır. Kayınvalidenin ölümünden sonra kocası oturdukları aile evini de satarak sıkıntılarına yenilerini ekler. Bu olaydan sonra baba evine dönmekten başka çare kalmamıştır. Aynı zamanda, dönem Osmanlı İmparatorluğunun son dönemleri olup, savaşlar, ayaklanmalar yaşanmaktadır. Köylerinde de huzur kalmamıştır. Aile yeni çocuklar ve torunlarla genişlemektedir. Sıdıka hanım sıkıntılı günlere sadık aile dostu, emektarları, onu hep seven Beko’nun desteği ile dayanmaktadır. Ama ilerleyen hastalığı onu aileden ayıracaktır.

    Yazarın ikinci romanı, “ Asıl Adı Atiye “, Sıdıka Hanım’ın ilk çocuğu, Küçük Hanım diye tanınan Atiye’nin hayatını anlatmaktadır. Küçük Hanım’ın hayatı babasının yarattığı sıkıntılar nedeniyle zaten sorunlu başlamıştır. Evliliğinin ilk yıllarında verdiği hatalı bir kararla, geçirdiği bir ameliyat çocuksuz kalmasına neden olmuştur. Bu durum sonradan yaşamına büyük üzüntüler getirmiştir. Bu kitap ayrıca Sıdıka Hanım’ın hayatında yer alan ve ilk romanda adı geçen kişilerin hayatlarına da daha yakından bakmaktadır.

    Küçük Hanım’ın özel yaşamı da annesinin yaşamından daha iyi olmamıştır. Onu yaşamı boyunca mutlu eden en büyük olaysa Elazığ’a geldiği zaman Atatürk’le tanışması ve konuşmasıdır. Mutsuz yaşamı maalesef Elazığ Ruh ve Sinir Hastalıları Hastanesi’nde son bulmuştur.

    Yazarın diğer romanları ;

    Miralayın Kızı Süreyya, Feraye, Hümeyra, Perina, Rahmi Bey, Bana Allahaısmarladık Deme( şiirler), Şelale’nin Bez Bebeği, Uçan Süpürge, Kaç Yıl Geçti Aradan, Perina’nın Hikayesi, Hüzünlerden Uçurtma Yaptım (şiirler).

    Naşide Gökbudak, yazmaya alışılmışın dışında bir yaşta başlamış ama yukarıda sıralanan kitaplarını çok kısa zamanda tamamlamıştır. Kendi deyişiyle; “ Hızlı yazıyorum, çünkü yaşadığım yılları fırlatıp atmamışım”.

    Yazarın eski kitaplarının özel baskıları sürerken, arada yayımlanan son kitabı sanıyorum “ Kaç Yıl Geçti Aradan “. Baskı /Kasım 2008. Yıllar önce ayrılan sekiz arkadaşın, yirmibeş yıl sonra bir araya gelmeleri ile gelişen bir öyküyü okuyacağız.

     
    Toplam blog
    : 1
    : 2783
    Kayıt tarihi
    : 30.01.09
     
     

    1954 Trabzon doğumluyum. Ankara'da yaşıyorum. Endüstri-İşletme mezunuyum. Bu konudaki işlerden emekl..