Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

22 Ağustos '06

     
    Kategori
    Halkla İlişkiler
     

    Nasıl bir toplumuz biz?

    Eşimle birlikte Bursa'nın şirin ve küçük bir ilçesinde öğretmen olarak çalışmaktayız.

    Yaz tatilimizin bir bölümünü geçirmek için eşimin memleketi olan Aydın'a gittik. Güzel ve şirin bir il. Sanayi bakımından çok gelişmiş olmasa da belediye başkanı elinden gelen tüm ekonomik imkanları kullanarak parklar, bahçeler yapıyor ki şehirde biraz hareketlenme olsun. Başarıyorda. Aydın'ı ilk ziyaretim olan 1998 yılından beri pek çok yerin değiştiğini görüyorum. Şehrin dayanılmaz sıcağına rağmen hizmete giren mesire alanları halkı dışarıya çıkmak için cezbediyor.Açılan alışveriş merkezleri de halka davetkar nitelikte. Sıcak vakitlerin klimalı serin yerleri. Oysa ilk geçirdiğim yaz mevsiminde şehir sanki emeklilerden ibaret gibi gelmişti bana. Gençlerin çoğu yazlık mekanlara kaçtığından sadece orta yaş üzeri ikamet ediyor gibiydi şehirde. Bizim için de gezilecek pek bir yer yoktu. Aslında gezilecek o kadar tarihi güzellik var ki. Ama 45 derece olan hissedilir sıcaklık tarih düşmanıydı sanki. Şehir içinde gezilecek yerler ise Migros, Tansaş, Gima gibi alışverişmerkezlari. Niye mi? Klimalı da ondan.

    Bu sene şehirde daha bir farklılık vardı. Eski Tariş Binası adı verilen yer restore edilmeye başlanmış. Aydın'ın kurtuluşu olan 7 Eylüle'e yetişmesi mümkün bir hızda çalışıyordu yüklenici firma.

    Bir de bu alanın yanına ilkini İzmir'de gördüğüm Kipa alış veriş merkezi açılmış. Aydındaki diğer alış veriş mağazalarından farklı olarak bina sadece marketten ibaret değil. Mağazalar, oyun salonları, kafeteryalar, tuvaletteler mevcut. Harika dedim kendi kendime. Artık Aydın'da gezilecek klimalı ve büyük bir yer var.

    Aydın için büyük nimet. Haklıydımda. Şehirde kaldığım yirmi gün içerisinde, mağazanın çalışma saatleri olan 10.00-24.00 arası her saat idliminde gezdim merkezi. Hem dükkanlar hemde market kısmı akın akın insan ağırlıyor.

    Ama yazımda anlatmak istediğim buraya kadar yazdıklarım değil. O mağazada gördüklerim. Mağazanın market kısmında "Ne alırsan 1 milyon" standları mevcut. Yine böyle bir standın önünde eşimle durmuş aslında çok da ihtiyacımız olmayıp sırf fiyatı ucuz diye ürünleri evirip çevirip hangisini alsak da boşa para harcama egomuzu tatmin etsek diye düşünürken ikisi erkek biri bayan olan üç kişilik bir grup yanımızdan geçip ileride buzdolabı poşeti, streç film gibi eşyaların satıldığı standın önünde durdular. Erkeklerden biri elindeki üç parça eşyayı yanındaki bayana uzattı ve standaki buz dolabı poşeti paketlerinden birinin ağzını açıp içinden bir tane kopardı ve bayana verdiklerini geri alıp poşetin içine koydu. Eşim ve ben ağzımız açık seyrediyoruz. Birşey söylemek niyetindeyim. Ya hemşerim mağazada arabamı yok? O açtığın paket ne olacak? Yaptığın hırsızlık değil mi? Yanlışlıkla bu pakete bakmadan alan akşam eve gidip bakınca mağaza çalışanlarının kulaklarını çınlatmayacak mı ? Sana bu kadar rahat davranma hakkını kim veriyor ? Gibi birçok soru geliyor aklıma. Bazıları sesli olarak eşime iletiyorum. Eşim söylesende bir şey değişmez diyerek beni durdurdu. Biraz hak vererek, biraz tatilimin o gününü zehir etmesinden çekinerek vazgeçtim. Fakat hala içimde bir kurt kemiriyor.

    Biz öğrencilerimizi böyle yetiştirmiyoruz. Eminim biz den öncekilerde böyle yetiştirmemiştir (olaydaki kişiler bizden beş yaş büyük ve eğitimli gibiydiler). Bizden sonrakiler de böyle yetiştirmiyordur. Peki niye bu davranışlar? Bu davranışları ülkemin çeşitli yerlerinde gördüm. Yanlış reyona bırakılmış eşyalar, yarısı içilmiş kola şişeleri, bebeği acıkıcınca hızlı düşünüp raftaki mamayı yediren ama sonra birden para ödemek aklına gelince boş boş sırıtan yüzleri.

    Bunlar küçük ama önemli şeyler. Bize bir çok şeyi kaybettiren şeyler. Doğru diyorum değil mi? Yoksa ben doğruyu söyleyen bir yalancı mıyım?

     
    Toplam blog
    : 1
    : 631
    Kayıt tarihi
    : 22.08.06
     
     

    Üniversite mezunu, iki çucuk babası ve evliyim. Birilerinin çevrede ki gördüğü yanlışlardan bıkıp be..