​ Nasıl Kaybettik? / TV Programları / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

15 Haziran '17

 
Kategori
TV Programları
 

Nasıl Kaybettik?

Nasıl Kaybettik?
 

Her sabah aynı hayata uyanmak istemiyorum, elimde bir hayat varsa ve bir saniyesini tekrar yaşama şansım yoksa eğer, farkındalığımın işe yarar olmasını istiyorum. Herkes kadar kayıplarım, umutlarım varken herkes olmak zor gelir oldu bugünlerde. Git gide yalnızlaşan insanlar olduk, gitgide kapandık içimize, aradığımız huzuru bir gün bulmak ümidimiz de gitti elimizden. Her gece yatarken 'yarın yeni bir gün olacak ve ben yarın tekrar başlayacağım' diyorum Ve ardı ardına yaşadıklarım bıkıp usanmadan aynı seyri ile devam ederken, bende aynı cümleleri her gece dua eder gibi kurmaya devam etmekle kalıyorum. 
Neler oluyor etrafta, haberlerde, televizyon programlarında, insanların günü geceye devirip döndükleri evlerinde hep aynı olmak zorunda mı hayatlar.. Biz hep aynı şeyleri top yekün yaşamalı mıyız? 


İnsan olmamın gereği nerde..? Pardon... İnsan ne? 
Kaybettim sanırım, önce duygularımı sonra da ruhumun o engin hoşgörülü tarafını, eleştirmeden yargılamadan gözlemleyemez oldum. Bunu yapmak istediğimden değil, yanlışlara göz yummamadığımdan.. Bir televizyon programı var isteyen insanların program aracılığı ile evlenmesine vesile oluyor, sunucusu da aynı programda evlenip çoluk çocuk sahibi olan hoş bir kadın. Yıllar evveline gidiyorum, daha okulu yeni bitirmiş üniversite sınavlarına hazırlandığım yıllara. Bir gazete ilanı ile yerel bir radyo televizyon kanalına iş görüşmesine gidiyorum, halim perişan, sıradan bir kız çocuğuyum. İlk kez orda görüyorum bahsi geçen program sunucusunu, o dönemde bu yerel kanalda yönetici pozisyonundaydı ilgiyle ile dinlemişti beni, sesimin tonuna bakmak için mikrofona konuşmamı istemiş, mesleğindeki bir kaç ufak detayını vermişti. Olmadı tabi benden dj, çünkü hayalimin bana para kazandırma şansının olmadığını öğrendim ve bende herkes gibi para kazanmak zorundaydım o zamanlarda da. Bugün televizyonda programına denk geldim o zamanın beni ilgi ile dinleyen, sohbet eden kadını şimdi çok ünlü tabi, ve yanında bir kız çocuğu ile en iyi yaptığı konuşmalarından birini yapıyor diyor ki on adet kıyafetinden birini yanındaki kıza vereceğini söylüyor.. Gülümsedim, zaten ne zaman bu kadını görsem hayalim gelir aklıma tebessüm ederim istemsiz, ancak bu defa acı ile gülümsedim.. Bu çok yakışıksızdı bir insan için, en çok da her aklıma geldiğinde saygı duyduğum kadına yakıştırmadım.. 
Gizli yapılan yardımlara ne oldu? 
Hayranlıkla size sevgi besleyen insanlara bakış açınız nedir? Merak ediyorum..
Yine yıllar evvelden bildiğim yaşadığım bir diğer konu insan ilişkilerine dairdir. Misafirliklere gidilir, misafirleriniz gelirdi, evinizin şekli değil misafirlerinizin rahatlığı önemliydi. İnsanlar imkanları dahilinde elinden gelenin en iyisiyle ikramlarda bulunur, çay içilmeden meyve yenmeden bırakılmazdı.. Bu bazen çok da zorlayıcı olurdu hatta, hem sizi tıka basa doyurur limitlerimizi tüketirler, hemde ikna olmazlardı bir türlü tokluğunuza. Bilememişiz yıllar sonra bu denli ilişkilerin kopacağını, bu denli yozlaşacağını.. Şimdi evleri, evlerin içindeki eşyaları, ikram edilenlerin lezzet ve kalitesi milyonların gözü önünde eleştirilir oldu. Yazık!
Biz nerde yanlış yaptık diye düşünüyorum, mahremiyet ne zaman unutuldu ve ne zaman biz insan olma yetilerimizi terk ettik? 
Toplu gidilen sinemalar, bir birinden güzel programlar vardı misal, babam o kadar çok siyaset programı gündem haberleri dinlerdi ki yıllar evvel bugünleri görebilmesi o izlediklerindendi bence.. Yaşıyor olsaydı sormak isterdim. 
Bilene danışmak, istişare etmek, karar vermek, dikkatli olmak vardı. Benim için edepli olmak, edepli giyinmek, edepli konuşmaktı hanımlık böyle söylerdi babam. Erkeklerde bizden farklı değildi efendilikti kriter. Sahi ne oldu bize?
Şimdilerle herkes gurme, herkes stilist, herkes ikon, herkes popüler, herkes herşey oldu artık. Sanırım bir ben kaldım bir halt olamayan.. Kendini tanımayan insanlar, herkes onları tanısın istiyor, bir de başarılılar bu hususta.. 
Kimseyi yargılamak benim haddim değil, isteyen istediği gibi yaşar elbette ama ben bu kadar çok bilgili insan içinde kalmış olmaktan mutsuzum.. Bu kadar tanınmış insan arasında bir gölge olmaktan utanıyorum, bunca başarılı kişi arasında bu kadar başarısızlıktan dolayı üzgünüm.. 
Özür dilerim tüm dayatmalarına rağmen devrin, ben insan olmayı çalışıyorum..

Saygılarımla 
Payidar 

 

 
Toplam blog
: 5
: 179
Kayıt tarihi
: 30.05.17
 
 

Düz, hem de dümdüz..  İstanbul / Danışmanlık ..