​ Nasreddin Hoca'nın kemikleri sızladı. / Kültürler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Eylül '07

 
Kategori
Kültürler
 

Nasreddin Hoca'nın kemikleri sızladı.

Nasreddin Hoca'nın kemikleri sızladı.
 

Tarihi değerlerine ve kültürüne sahip olamayan bir ülkenin tarihini de başkaları yazar elbet... Nasreddin Hoca , bizim Dünya'ya tanıtımında çok cılız kaldığımız bir değer... Mevlana Celaleddin-i Rumi ayrı bir kıymetimiz...Yunus Emre gibi bir alim, bir daha gelmeyecek... Sevgili kültür müdürünün Londradaki , ''Çoraplı Tanıtımı''daha mı geçerliydi acaba...?

Yeni nesillere kültürel değerlerimizi tanıtmak için yola çıktım...
Karınca, kaderince, dilimiz döndüğünce bir şeyler karaladım...

İki yıl önce , Nasreddin Hocamızın Osmanlıca yazılmış fıkralarını günümüz diline çevirdim. 600 adet fıkrayı orijinalinden okumak, benim için ayrı bir keyifti. Bunlardan, insan eğitimiyle ilgili 85 fıkrayı iki perdelik tiyatro eseri haline getirdim. Bulunduğum kentte öğrencilerimle sahneledim ve kısa metrajlı film olarak hazırladık. Ayrıca , ''Ye Kürküm Ye...''Adı altında kitabını bastırdık. Nasreddin Hoca'nın memleketi Akşehir'de ''Nasreddin Hoca Şenliklerinde''sahnelemek istedik. Akşehir Nasreddin Hoca Kültür Derneği'nin Sayın Başkanına telefon ederek dileğimizi ilettik. Sorumlu başkan, memnuniyetini ifade ederek kitap ve CD göndermemizi talep ettiler. Ve gönderdik...

Aradan uzun bir zaman geçti, dernekten bir haber alamadık. Şenlikler yaklaşmak üzereydi, telefonla tekrar tekrar hatırlattık. Hep. ''-Olur, bakacağız, inceleyeceğiz. Evet efendim. Sepet efendim. ''le oyalandık. Olumlu ya da olumsuz bir ''Yanıt'' yok....yok...! Şenlikler geldi. Ses yok. Şenlikler bitti. Akşehir'den ''Tık'' yok. Oyunumuzu , burada binlerce seyirciye ulaştırdık. Kitabını yüzlerce kişi zevkle okudu. Nasreddin Hoca'nın memleketinden ''Tıss''yok. Şaşkınlık içerisindeydik. ''-Bari, eserlerimizi iade edin.'' dedik. ''Ses''yok. Ben, aramaktan yoruldum ve usandım. Akşehir sorumluları ''Serin Serin''oturuyorlar.

Bugün, bu konuyu yazıp sizlerle biraz dertleşmek ve paylaşmak için yazmaya karar verdim. O derneğin amacı, ''Nasreddin Hoca''nın eserlerini yaşatmak değil miydi? Kültür Bakanlığından da bu amaçla ''Ödenek '' almıyorlar mıydı? Hiç olmazsa emeğe göz nuruna biraz saygı gerekmez miydi? Etik kurallar da bunu gerektirmez miydi? Kültürü tanıtmak için ille de ''Medyatik ve reklamatik'' mi olmak gerekiyordu...? Ayrıca Nasreddin Hoca'' üzerine yazılmış tiyatro oyununun sayısı:''Beş parmağı ''geçmiyordu. Konser şarkıcılarına verilen ''Değer'', yazılı ve görsel esere neden verilemiyordu? Kültüre ve sanata gösterilen ''İlgi'' böyle mi olmalıydı? Hoca'nın dediği gibi ''Bindikleri dalı kesiyorlar'' galiba. Yoksa, ''İpe Un mu Seriyorlar?

Sanırım bir gün , ''Kazan Doğurdu'' fıkrasındaki gibi ''Bizim kitap''Doğurabilir de. Halbuki , ben ve öğrencilerim:''-Parayı veren düdüğü çalar ''da dememiştik. Yalnış kapıyı mı çaldık acaba? Yoksa, ''Ye Kürküm Ye...'' misali üzerimize kürk giyip sarıkla mı gitseydik acaba? ''Hamili kart yakinimdir'' ibareli referanslar mı gerekiyordu. Haydi, dönemin bakanı uyumayı çok severdi;ama, biz, ''Nasreddin Hoca''nın torunlarını ''Ayık'' bilirdik. Çok yadırgadık bu durumu çok! Şimdi gençlere, öğrencilere ''Ne yanıt verecekler'' merak ediyorum.

 
Toplam blog
: 1521
: 1639
Kayıt tarihi
: 23.06.07
 
 

İnsan yontmakla geçti ömr-ü baharı... Güzel ve canlı heykeller yaptı... Kimisinin içi çabuk boşal..