- Kategori
- İnançlar
Nazar ve İslamın nazar'a bakışı

İnançlar konusunda yazı yazdığımda, “ Bu konularda uzman olanlar bunu yazsın , bu konuları yazmak sizin ve bizim işimiz değil” gibi yorumlar ve mesajlar alıyorum. Toplulumuz yüz yıllardır dini bildiklerini iddia eden kişilerin arkasından gitmiş ve bilhassa küçük ve muhafazakar yerlerde bu kişilere biat etmişlerdir. Zaman zaman kişilerin inançları suistimal konusu edilmiştir. Tarikat adı altında televizyonlarda gördüğümüz, göbeğe yazı yazmalar, para toplamalar, para karşılığı büyü yapmak veya bozmak gibi.
Ben inançlar konusunda yazı yazarken en önemli kaynak olarak Kuran-ı Kerim’i ele alırım. Sonra yazmak istediğim konuyu gerek cami hocalarına gerektiğinde müftü yardımcılarıyla istişare ederim. Bu konuşmalar sırasında bazı konularda din adamlarının da fikir birliğinde olmadıklarını gördüm. Gazetelerdeki köşe yazarları da değişik konularda yazı yazıyorlar. Herkesin her konuda uzman olmasına olanak yok. Ancak araştırmalar sonunda kendileri inandıkları şeyleri yazıyorlar. Ben de inançlar konusunda bütün bu bilgilerin ışığında kendi inandıklarımı yazmaya çalışıyorum. Nazar ve İslam’ın Nazar’a bakışı konusu da böyle bir araştırmanın sonunda ortaya çıkmıştır.
İslam’da nazar (Göz değmesi) ve etkisinin hak olduğunun delili olduğu ayetler mevcuttur. Günümüzde kendini bilinçli zanneden bir çok insan, nazardan dolayı hastalandığını söyleyen kişilere tebessümle bakar. Üstelik inançlı oldukları halde olayın temelinde yatan gerçek, bu kimselerin çok önem verdikleri “Entel” görüntülerine bir zarar gelmemesidir.
Kıskanç kişilerin kem gözle veya dilleri ile söylemek suretiyle, insana, hayvana, hatta eşyaya zarar verebildiği, İslam’da kitap (Kuran), sünnet (Hadis) ile sabittir.
Hiç şüphesiz yüce Allah beden ve ruhlarda, çeşitli güç ve tabiatlar yaratmış, birçoğuna özellikler etkili şekiller vermiştir. Akıllı bir kimsenin ruhun beden etkisini kabul etmemesi mümkün değildir. Çünkü bu hissedilen ve gözle görülen bir durumdur. Söz gelimi saygı duyduğu ve çekindiği birisi kendisine baktığında insanın yüzünün nasıl müthiş bir şekilde kızardığını, korktuğu biri baktığında da sapsarı kesildiğini görürsünüz. İnsanlar nazar değmesinden hastalanan ve gücü zayıflayanları görmüşlerdir. İşte bütün bunlar ruhun tesiri sonunda olur. Gözle yakın ilişkisi dolayısıyla, fiil de ona nisbet etmiştir. Yoksa işi yapan nesne göz değildir. Etki, doğrudan ruha aittir.
Kuran-ı Kerimde müşriklerin isteği ile Resullallah nazar değdirmek isteyen kişinin şerri mevzuunda: “Doğrusu kafirler, Kuranı işittikleri zaman (Sana olan düşmanlıklarından dolayı) az kalsın gözleri ile seni devireceklerdi.” (Kalem suresi 51. ayet) buyurulmuştur.
Hadisi şeriflere gelince “Nazardan Allah’a sığınınız. Gerçekten nazar haktır.” (İbn-i Mace)
“Nazar göz değmesi haktır; İnsanı kabre, deveyi kazana koyar.” (Feyzü’l Kadir)
“Kaderin önüne bir şey geçseydi, muhakkak nazar geçerdi.” (Tirmizi)
“Allah’ın yazdığı kaza ve kaderden sonra ümmetimden kişilerin en çok öldüğü şey nefes yani gözdür.”
O halde biz inananlara düşen şunun bunun alayına aldırmadan, Allah ve Resülüne itikattır.
Bir de nazara karşı akıl almaz tedbirlere başvurup, tersinden ifrata gidenlerimiz var. Çocukların omuzlarına asılan mavi boncuklar, arabaların dikiz aynalarına bağlanan katır boncukları ve göz resimleri, evlere asılan at nalları… v.s. v.s…Bunlar toplum olarak hurafelere ne kadar açık olduğumuzun hazin bir tablosudur. Peygamber efendimiz “(Manaları anlaşılmayan kelimelerle) okuyup, üflemek, nazar değmemesi için boncuk asmak ve (Muhabbet ve benzeri maksatlarla) büyü yapmak (veya yaptırmak) şirktir.” (İbn-i Mace) buyurmuştur.
Nazara karşı en iyi tedbir şüphesiz ki nazar-ı dikkat çekecek işlerden kaçınmak ve iyi halleri, kıskanç insanlardan mümkün olduğunca gizlemektir. İkinci tedbir ise şifa kaynağımız Kuran-ı Kerimdir. Fatiha, Felak, Nas ve ihlas sureleri ile Ayetü’l Kürsi, bir de Kalem suresinin son iki ayeti.
Burada göz ardı edemeyeceğimiz en önemli nokta, okumanın göz hastalıklarına değil, göz değmesine (Yani Nazar değene karşı) okumaktır. Din ile tıbbı karşı karşıya getirmek son derece yanlıştır, din hiçbir zaman tıbbın karşısında değil yanındadır. Müslüman için kitap ve sünnetin bildirdiğinden başka yolu yoktur. Yüce mevlamız bizi nazardan korusun.