​ Ne farkeder ki... içimden geldi, Nisan 1 mi dedin? / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Nisan '14

 
Kategori
Deneme
 

Ne farkeder ki... içimden geldi, Nisan 1 mi dedin?

Ne farkeder ki... içimden geldi, Nisan 1 mi dedin?
 

Bazen tek ihtiyacımız olan bir el ve bizi anlayacak bir yürektir..Can Yücel.


Ucu bucağı yokmuş gibi görünen çayırların arasında ben... Bir yanımda çiçek açmış zerdaliler, bir yanımda kavak yelleri esen kavak ağaçları, çınar ağaçlarını unutmam onlar nedense benim idolüm. Babam gibi derim  o da benim çınar ağacımdı her ne kadar gelinimiz yaşlanmayan çınar ağacımız lafını bana diyor olsa da babamda benim çınar ağacımdı.... İşte o ucu bucağı görünmeyen  çayırların arasında   meleyen kuzulara aldırmadan esen rüzgara dayamışım sırtımı koşuyorum.

Mis gibi bir hava, ciğerlerimi boşaltırcasına nefes alıp veriyorum birşey düşünmek istemiyorum, şu an sadece koşmak istiyorum. Bu belki de bir çığlık belki de zerzeniş.....

Nefesim tıkanmış, susamışlığım beni durdurduğunda  ne kadar koştuğumu bilmiyorum. Az ilerimde bulunan su testini kaptığım gibi  başıma dikiyorum. Sular dudak kıvrımlarımdan aşağıya doğru boğazımdan indikçe ferahlıyorum. Su testine minnetle bakıp usulca yere bırakıp acelem var gibi hiçbirşeye  dokunmadan sadece rüzgarı yanıma alıp çayırların arasından  koşmaya devam ediyorum.

Akşam oluyor  güneş batmaya hazır, kendimi sahilde buluyorum. Deniz çarşaf gibi olmuş gel diyor sanki , benimse gidesim yok. Uzanıyorum sahile gözlerimi yumuyorum, hayaller kurmak istiyorum fakat hayalleri yakalamakta zorlanıyorum.

Kendi kendime konuşmaya başlıyorum.  Yanımda biri olsa mı acaba ? diyorum, sonra  hani aşkım cicim balım diyebileceğim bunu içten söyleyebileceğim biri mi olsa ? sonra dudaklarımı hıh der gibi büküyorum. Nedense bu da itici geliyor.

Bu sefer sımsıkı yumuyorum gözlerimi sessizliğin sesini, denizin şarkısını dinliyorum. Mazlum Çimen uzaklardan  başımın belası şarkısını söylüyor. ^^Haydi artık gidelim bu kapıdan ışık söndü ayaz bastı gönlüm. Tanıyanlar nerden bilip sormadan terkedelim sokakları gönlüm, .yavaş yavaş alışalım geceye ...^^ ahh bu gönlüm deyip yerimden kalkıyorum.

Sahilin ince kum tanelerini üzerimden silkeleyip yalpalamadan uzaktan görünen ışığa doğru gidiyorum. Etraftaki kalabalığa aldırmıyorum, bağlamanın sesine doğru ilerliyorum. Türküleri söyleyen güzel sesin tam karşısına oturuyorum.  Bağlamanın tellerini ağlattıkça  yanağımdan süzülen yaşlar artsın istiyorum. Bağlamayla bir oluyorum yüreğimin ezgileri dile geliyor.

Umut Altınçağ'dan ^^ acıyı başımda nar eylediler hayaline doğdu gözlerim bugün,  başımı dumanlı dağ eylediler ,seni her nefeste özledim bugün  ^^ parçasını dinlemeye başlıyorum sustukça şarkı yeniden dinlemek istiyorum  ve  yeniden beraberce söylüyoruz ...

Şarkının ortalarında yüreğime akan şu kanı kesin yediğim kurşunu sezmedim bugün diyor ya  canım daha bir yangın yeri oluyor.

Hani sarhoş olmak isterler ya ben de sarhoş istiyorum hatta naralar atmak ama susuyorum sustukça içim haykırıyor.

Halil Sezai'nin parçası  başlıyor ardından ^^ içim yanar içim kanar da isyannnnnn ^^ dediğinde en yüksek sesimle bende katılıyorum öyle bir isyan diyorum ki  dilime bin bir  küfür yerleşiyor ha ettim  ha edeceğim . Ağız dolusu küfürler etsem sanki rahatlayacağım hay alayına isyan alayının diyesim geliyor, geliyor da susuyorum ...içimden bir ses ^^ sus yeter bu kadar ^^ !  diyor.

Gece yarısı olmuş benim gidesim yok içsem mi acaba diyorum. İçersem sarhoş olur muyum, herşeyi unutur bir anda olsa toz pembe olur mu hayat diyorum,  sonra kendime kızım zaten içmeden sarhoşsun bir de içsen ne olursun bilemem diyorum. Yürü git ! dercesine kendime bakıyorum, bir yanım sabaha çok var diyor diğer yanım tek başına telef olacaksın haydi kalk gidelim diyor.

Alsancak Kordon'un kaldırımlarını saymaya başlıyorum. Sek sek oynar gibi yürüyorum sonra hızlanıyorum yine. Sağdan soldan gelen müzik sesleri aklımı alıyor. Bir tarafta Ankaranın bağları çalarken diğer tarafta.... Tutturuyorum hani ben doruklara sevdalanmıştım kekik kokusu duymak istiyordum hani benim gençliğim bilyelerim topaçım nerde diyorum.

Hafiften sıyırıyorum galiba ...olsun bugün hiçbirşey umurumda olmamalı nereyi istiyorsa gönlüm çekip gitmeliyim.

Arabama atlıyorum  caddelerde kimse yok son gaz gidiyorum. Arabamın tavanındaki camını da açıyorum ille de rüzgar girecek ciğerlerime. Müzik setinde Mehmet Erdem'in ^^ haydi gel gidelim eski günlere bak herkes çok mutlu ne gerek var kedere. Bırak artık kavgayı barış artık benle. yediğin üç lokma huzur yoksa nafile ^^ dedikçe hımmm diyorum içim kıpır kıpır oldu.

Ne kadar gittiğimi bilmiyorum. İyi geldi sanki bu yolculuk biraz olsun nefes aldım derken  Mehmet Erdem'in diğer şarkısı çalmaya başlıyor ^^ yalannn.... düşerken duramazsın susarken anlatamazsın belkide ne bileyim ben, uzaksan duyamazsın, bıraksan ^^... alla a

Alla alla dedim bu yalanda şimdi nerden geldi ? Yalann...yalann..yalannnnn ! Nerde olsan gelirim diyen sesin eksikliği de yalan....modum değişti birden. Şaka gibi Nisan 1 gibiydi...Omuzuma dokunan bir ele şaşkın şaşkın bakarken kendimi buldum . Tülay iyi misin diyordu elin sahibi.

Boş gözlerle bir an bakakaldım sonra acıktım öğlen olmuş daha bir sürü işim var ...Şimdi ağlamak geldiyse içimden ne farkeder ki ? dedim.

 

 

 
Toplam blog
: 175
: 775
Kayıt tarihi
: 20.10.07
 
 

9 Eylül Üniversitesi Maliye bölümü mezunuyum. Şiir dünyam, bir tane kitap çıkaracağım dedim ve  b..