- Kategori
- Bilim
Ne tür müzik dinlersiniz? (6) (son)

Millet olarak, müzik dinlerken yaptığımız en temel hatanın, yalnızca melodiye odaklanmak olduğunu düşünüyorum. Melodiye odaklanınca müziğin o kısmını analiz etsek gam yemeyeceğim ama o da yok. İlk kez dinlediğimiz bir müzik parçasının melodisini ıslıkla çalacak kadar kulağımız iyidir de, melodiyi çalan baskın enstrümanı bile mümkünü yok hatırlamayız. Nerede kaldı çok sesliliği tamamlayan diğer bileşenler. Bu kadar melodiye odaklı bir dinleme biçimi yıllar içinde iyice aza kanaatkar hale getirmiştir bizi. Tek bir enstrümanla yapılan berbat bir kaydı, dandik bir mono teypten, yaptığımız başka bir işin yanı sıra dinleyip, adına müzik dinlemek demişizdir yıllarca. Oysa iyi müzikte emek vardır ve o emeği algılayabilmeniz için, sizin de emek sarf etmeniz gerekir. Sarf edilecek emek, müzik zevkimizin gelişmesi olarak dönecektir bize. İşte bunun için somut öneriler.
1) Melodiye hemen kanmayın, ya da tersine olumsuz etkilenmeyin. Bakın bakalım geri planda neler var. Tüm sesleri algılamaya, neyle çalındıklarını tahmin etmeye, nasıl çalındıklarını hayal etmeye çalışın. Besteci düşük sesle nakış gibi güzellikler işlemiş belki arkada, haberiniz yok. Bu yöntemle, özellikle Klasik Batı Müziği' nden, tanınmış birkaç eseri olsun dinleyin mutlaka. Kulağı çok sesliliğe, çok enstrümanlılığa alıştırmanın en iyi yolu, çok sesli müziğin en iyi örneklerini dinlemektir. Müzik kültürümüze biraz ters de gelse kulağı eğitmek için katlanmalıyız. Aslında ilk ve orta öğretimde Klasik Batı Müziği bestecilerinin hayatlarını ezberletmeye harcanan zamanda eserleri dinletilseydi, hepimizin müzik zevki, çok daha gelişmiş olurdu.
2) Melodi zevkinizi sorgulayın. Niye bunun melodisi güzel geliyor kulağınıza da berikinin çirkin. Bakın size şöyle yardımcı olayım. Özellikle yerli müzikler içinde sevdiğiniz melodilerin ortak özelliklerini düşünün, çoğunun çok benzer melodiler olduklarını göreceksiniz. Türk Sanat Müziği' nde o kadar makam( melodinin biçimsel kalıbı) vardır. Dönüp dolaşıp 4 tane makamı dinleriz. Nihavend, Hicaz, Kürdilihicazkar, Muhayyerkürdi. Bunların haricinde Hüzzam ve Uşşak’ ı birazcık da Rast’ la Segah’ ı severiz ama ağır gelirler. Diğerleri iyice ağır gelir. Halk Müziği' ndeyse yöre seçeriz. Ama daha da önemlisi enstrüman seçeriz. Anadolu insanında saz takıntısı oluşmuştur. Kolay benimsemezler diğer enstrümanları. Halk Müziği' nin asıl enstrümanı, tabii ki sazdır ama sazla yapılan her müzik de, Halk Müziği değildir ki. Diğer Yerli Müzik diye nitelendireceğim, Hafif Müzik' ten, Arabesk' e, Fantezi' den, Özgün' e, İthal kökenli, Yerli Pop ve Yerli Rock’ ın hepsinde de benzer melodi motiflerinin peşinden gittik yıllardır. Alpay’ ın yorumuyla ünlenen, Bora AYANOĞLU’ nun, 40 yıl kadar önce bestelediği “ LA-SOL-FA-Mİ” diye 4 notanın üstüne kurulmuş bir Fabrika Kızı vardır ki hepimiz severiz. Ama yukarıda saydığım müzik türlerinin hepsinden sayısız beste (!) yapılmıştır bunu taklit eden. Biraz bu gözle dinleyince bir sürü örnek bulacaksınız. Burada benzerlik; notası, notasına değildir tabii ama araya bazı motifler konsa da, “ karar notası” dediğimiz genellikle kendisinden sonra durak gelen notalar bu 4 notadır.
Yani şunu demek istiyorum ki; Fabrika Kızı’ nın melodisi 8lik ölçüde;
LA, LA, LA, LA, LA-, LA, LA
SOL, SOL, SOL, SOL, SOL-, SOL, SOL
FA, FA, FA, FA, FA-, FA, FA
Mİ, Mİ, Mİ, Mİ, Mİ-, Mİ, Mİ
iken, taklit parçanın notalarının, ilk bakışta farklı gibi görünen
LA –Sİ –DO –Sİ –LA –SOL -LA
SOL -LA –Sİ –LA –SOL –FA -SOL
FA –SOL – LA –SOL –FA –Mİ -FA
Mİ -FA –SOL –FA –Mİ –RE –Mİ
şeklinde olması hiçbir şeyi değiştirmez. 4 nota grubunun da, başlangıç ve bitiş notaları Fabrika Kızı’ yla aynıdır. Ritmi, tempoyu değiştirmek de eserin özünü değiştirmez.
Bu gibi taklit eserlere, prim vermeyin.
3) Daha önce bahsettiğim harmonik notaların birlikte yarattığı uyum hissinden dolayı sevilen melodiler harmoniğine doğru giderler genellikle ve biz bu gidişi hissettiğimiz için sevdiğimiz melodiler; ilk dinleyişte bile devamını getirdiğimiz melodilerdir. Yani uyumu severiz, bilineni severiz daha çok. Ancak belirsizlikte de bir güzellik vardır. Hatta bazen uyumsuzlukta da. Caz müziği, işte bunun için güzeldir. Sıkılsanız da mutlaka ama mutlaka biraz caz müziğine alıştırın kulaklarınızı. Karşılığını alırsınız.
4) Türk Sanat Müziği' nde de kulaklarınızı yukarıda bahsettiğim dörtlünün dışındaki az bilinen makamlara alıştırın. Klasik Türk Musikisi' nin ağır Osmanlıca güfteleri de olsa fark etmez. Bilmediğimiz yabancı dillerde şarkı dinlemiyor muyuz sanki. Ya da sözler “ Manda yuva yapmış söğüt dalına, yavrusunu sinek kapmış amanin.” şeklinde olunca güfteli eser sınıfına giriyor mu? Söze fazla anlam yüklemeden, yalnızca insan sesini, ilave bir enstrüman olarak düşünün. Çünkü o sözler farklı şeyler anlatıyor olsaydı da muhtemelen biz onları yine sevecektik. Emin olun çok az eserin sözleri müziğiyle birleşik ve değiştirilmez cinstendir. Yalnız insan sesinin de azıyla yetinmeyin, daha iyisini talep edin. Eseri, en iyi bestecisi seslendirir palavrasına da inanmayın.
5) Enstrüman soloları dinlemeyi ve izlemeyi ihmal etmeyin. Enstrümanların özelliklerini farklı tınılarını, çalınırken verilen emeği, farklı icra yöntemlerini algılamaya çalışın. Ancak izlemek için TV’ yi tercih etmeseniz, iyi olur. Gitarın göbek deliğinde başlar, orada da bitirirler yayını. Sol elle de birşeyler yapıldığının farkında değil bence yönetmenler. Müzik zevkinizi daha fazla geliştirmek için, en iyisi vakit ayırıp bir çalgı çalmayı öğrenmek. Çalgı; çok da güzel bir yoldaştır.
Bu yazı dizisiyle, müziğe daha bilinçli, daha yetkin bir gözle bakılmasına, biraz olsun katkı sağlayabildiğimi umarım.