- Kategori
- Deneme
Ne zaman fark edilir kadın?

alıntıdır
Kadın saçını boyatmış.
Belki de bilmem kaçıncı kez oynuyor saç rengiyle.
Fark edilmemekten muzdarip kendi içinde. Yaptığı görünmüyor. Bakılsa da fark edilmiyor.
Yalnız…
Çok sesli bir kalabalığın içinde ordan oraya savruluyor.
Düzenin bir parçası olmuş artık, istese de değiştiremiyor.
Öyle çok sorumluluk altında eziliyor ki; günün her saatinde planlı programlı koşturmaca içinde tükeniyor.
Akşam olunca yalnızlığı tadıyor.
Ayna da gördüğü süliete yabancılaşıyor. Kaz ayakları oluşmuş gözlerinin çevresinde.
Saçlarındaysa belli belirsiz beyazlar var.
Ömründe her mimik başka bir iz bırakmış yüzünün kıvrımlarında.
Neşesi az, hüznü bol izler var yüz hatlarında.
Gamzeleri görünmez olmuş uzun zamandır.
Güldüğü anlar sınırlı, düşündüğü anlar günü alıkoyar olmuş.
Yıllarca emek vermiş. Evine, çocuklarına,işine ve eşine. Evin olmazsa olmazlarındanmış.
Taa ki herkes kendini kurtarana kadar, çocuklar büyüyüp kendi yollarını seçene kadar.
Evin kalabalığı dağılıp ilk günkü yalnızlığa dönene kadar.
Kadın kendine kalmış. Yani en baştaki yalnızlığına, herkesin mutlu bildiği ama içinde fırtınaların yükseldiği, bir tek kendi sesini duyabildiği yalnızlığına.
Oysa fark edilmek istemiş kadın. Bazen takdir edilmek. Özlenmek, sevilmek. Anlaşılmak istemiş.
Akşam olduğunda omzunu ovacak bir el, yorulduğunda destek çıkacak yükünü bölüşecek bir yürek, çayını içerken keyif alacağı bir sohbet.
Çok şey mi ister bir kadın evlilikten?
Ya da ne zaman fark edilir bir kadının verdiği emek?
Evin içinde ve dışında yıpranırken mi?
Yoksa canına tak edip, çekip giderken mi?