- Kategori
- Deneme
Neden bilmem

..Bindiğim otobüsün camından usul usul süzülen bir damla oldum bu sabah. Ben de şaşırdım kendime. Tam da gözlerimi camın ötesine dikmiş ve dikilmiş binaların birinden diğerine zıplaya zıplaya yetişmeye çalışırken hayata, hayallerime, süzüldüğümü gördüm birden. Önce hızlıca süzüldüm, aniden çıktım ortaya. Yukarıdan aşağıya, dışarıdan içeriye ama en çok sol yanıma doğru süzüldüm. Dışımdan binalar, en çok da gri olanlar geçiyordu ve ben sadece damla olmuştum o an..
cam’ın dışından süzüldüm ama ;
ne önüm vardı ne yönüm,
ne içim vardı ne dışım,
ve
hem önüm vardı hem yönüm,
hem içim hem de dışım..
Ne garip bir hismiş damla olmak. İçiniz görünüyor dışarıdan mesela ve korkuyorsunuz “acaba içimden geçenler de dışarıdan görünüyor” mu diye. Ama damla olduğunuz için kimse sizi çok fazla sorgulamıyor. Süzülürken an’lıyorsunuz bunları ve elleriniz yok mesela, kollarınız yok. Sadece niyetinizle tutunuyorsunuz hayata. Kendimi üzgün hissediyordum. Acaba damla olmanın özünde mi vardı (s)üzgün olmak?
..Derken bir damla daha çıka geldi ayrı yollardan. Süzüldü, süzüldü, süzüldü. Belli ki üzgündü “O” da. Önce, biraz sağa çekti kendini hızlıca giden otobüsün camından. Belli ki tutunacak bir yerleri yoktu kendisinden başka. Kendi içinde yalnız bir damlaydı “O” da. Sonra yanıma geldi salına salına ve nasıl oldu anlamadım ama birden kavuştuk. Hep o otobüsün hızlıca gitmesinin yüzünden. Hep o şoförün bir yerlere yetişme çabası sebep oldu kavuşmamıza. İyi mi oldu bilmiyorum. Tek bildiğim, hızlıca yolumuza devam ettiğimiz pencerenin dışından, sorgulamadan. Sonra daha da ilginç bir şey oldu ve o damlanın da ben olduğumu farkettim, aynı bedenin iki ayrı gözünden süzülen iki ayrı damla gibi. İkimiz de “bir”dik. Kim iddia edebilirdi ki ayrı olduğumuzu?
Demek ki o yüzden kavuştuğumuzda, O’na sarıldığımda kendi ruhumu yudumladığımı hissettim. İçim ferahladı O’nunla kavuştuğumuzda. Bu hissi daha önceleri de hissetmiştim.
Tüm bunlar olurken bir çift gözün beni gözlediğini hissettim. Belli etmeden arkama baktığımda hızlıca geçtiğimiz binaları gördüm, gri gri binalardı ve hızlı giden servis yüzünden (d)üşüyordum ve ben bir cama tutunmaya çalışıyordum. Yüzümü çevirdiğimde içeriden bana bakan bir adam ile gözgöze geldik. Adam öyle bir bakıyordu ki sanki gözünden süzülen damla bendim. Kafam iyice karışmıştı..
Adamın gözlerinden süzülen damla ben miydim?
Öyle ise camın dışında ne işim vardı?
Camın dışında isem,
O gözlerden süzülen kimdi?
..uyandım...
Ne damla ne gri binalar. Kırmızı ışıklarda bekleyen bir otobüs ve içinde ben, içimde hayallerim kalmış..
Aşk olsun..
Bektas