- Kategori
- Kişisel Gelişim
Neden uyuşturucu kullanımı?

İnsanlar neden uyuşturucu kullanma noktasına geliyorlar? Neden onlara uyuşturucu sunan bir topluma bağımlı hale geliyorlar? Neden bunun üstesinden gelemiyorlar?
Kişi uyuşturucuya sadece tek bir nedenle gelir: çünkü çok ciddi içsel bir doyumsuzluğa sahiptir ve onu dindirecek başka bir şey bulamamıştır. En önemli, temel ihtiyaçlarında hiçbir şekilde herhangi bir yoksunluk hissetmeyen gençler, neden birdenbire uyuşturucu kullanmaya başlamaktadır?
Günümüzde egoizm çok gelişti. Ego o kadar büyük ölçüde tatmin ve doyum talep etmektedir ki kişi, etrafındaki hiçbir şeyle tatmin olamaz durumdadır. İnsanlar her şeye sahipmiş gibi görünseler de, içlerinde ne olduğunu bilemedikleri bir şeyin eksikliğini hissetmekteler. Onları içten içe kemiren bir eksiklik duygusuna sahipler ve sadece uyuşturucu onları bu duygudan kurtaracakmış gibi görünmektedir. Sorun da buradadır!
Sorun, uyuşturucuların dört bir yandan teklif edilmesi değildir. Esas sorun, kişinin uyuşturucuya içsel bir ihtiyaç duymasındadır. Bu ihtiyaç, aslında uyuşturucunun kendisine değildir, manevi olarak tatmin olmaya duyulan ihtiyaçtır. Kişi, tam olarak ne tür bir ihtiyaç içinde olduğunu fark edemez, ama bu ihtiyaç onun içinde durur. Yani, kişi bir anlamda, manevi gelişimi için duyduğu içsel arzuyu uyuşturucular ile örter. İnsanlar, neyin onları manevi bir arayışa çektiğini bilemezler. Sadece içsel bir boşluk hissederler ve bu yüzden de uyuşturuculara eğilim duyarlar.
Uyuşturucular son derece zarar vericidir. İnsanı dünyadan, hayattan ve tüm realiteden koparır. Hayatta tatmin olmak üzere yapacak hiçbir şeyi olmayan insanlar, hayata nasıl bağlanabilir ki? Bilakis, onlar bu hayattan ayrılmak istemektedirler. Bugünün yaşamı, bugünün dünyası, insana onu gerçekten tatmin eden bir amaç sağlayamamaktadır. Çoğu insan ya antidepresan ilaçlardan ya da uyuşturuculardan medet umar durumdadır.
Kişi, içsel olarak tamamlandığını, bütün olduğunu hissettiği zaman, bu tür kullanımlara ihtiyaç duymaz. Aslında, doğanın sistemi içindeyiz, her şeyin birbirine bağlı olduğu, integral bir sistem içindeyiz, ama biz bunu görmüyoruz, algılamıyoruz, fark etmiyoruz, kendimizi bu tam sistemden kopuk ve eksik hissediyoruz.
Kendimizi tam, bütün hissetme durumu, tüm içsel ihtiyaçlarımız için söz konusudur. Dolayısıyla, kendimizi tam hissetme durumu ile düzgün bir ilişki içinde olmaya çalışmalıyız. Çok çeşitli arzularımız ve ihtiyaçlarımız vardır. Eğer bunları doğru şekilde düzenlersek, o zaman kendimizi doğayla uyum içinde bulabilir ve arzularımızı tamamlayabiliriz. Tüm sorun, kendimizi nasıl tamamlayacağımızı bilmiyor olmamızdır.
“Tamamlanma”, tüm arzularımızın, zihinsel, fiziksel, ruhsal tüm seviyelerde tatmin olması demektir. Bu arzuları nasıl tatmin edeceğimizi bilmemiz gerekir. Kişinin arzuları vardır, arzular ortaya çıkar ve büyür. Arzular, nesilden nesle daha da büyür. Fakat kişi bu arzuları nasıl tatmin edeceğini bilemezse, depresyona girer. Bu yüzden depresyon günümüzün bir numaralı sorunu durumundadır. Kişi, tatminsizlik hissinden nasıl kurtulacağını bilemediği için uyuşturucu kullanmaya başlar ve bu durum insanlarda erken yaşlardan itibaren görülebilir.
Maalesef çocukları tam anlayamıyoruz ve onlar da kendilerini anlayamıyorlar. Sahip oldukları çeşitli koşullar altında boşluk hissediyorlar, fakat aslında boşluk ve korku kendi içlerindedir. “Eğer herkes gibi olmazsam, ne yaparım?” diye korkuyorlar ve tabii başka korkuları da var. Diğer bir deyişle, çocuk ya da kişi, kendi “ben”inin, kendi temelinin eksikliğini çekmektedir. Ancak bu temel çocuklara verilmiyor. Bu temeli nereden alacaklar? Ebeveynler de bu temele sahip değiller, öğretmenler ise bu konuda yetersizler. Dolayısıyla, başvuracakları hiç kimse yok. Bu durum gösteriyor ki gerçekten yeni bir eğitim sistemine ihtiyacımız var, bu temeli verebilecek, integral bir eğitime…