- Kategori
- İnançlar
Nedir bu mezhep tartışmaları?

Arap aşiretlerinin iktidar mücadelesi bugünlerin de kavga konusu. En az bin üç yüz yıl geçmiş aradan bizler hâlâ onların kavgasında tarafız!
Hangi akla hizmettir bu?
Peygamberin ölümünü zor beklediler! Başladılar kavgaya. Tüm Halifeler cinayete gitti. Hep aşiretlerin iktidar kavgası.
Bize ne bundan?
Bize ne Arabın Ümeyyesinden ! Bize ne Arabın Haşimisinden!
Arap olsak neyse!
Ama bizde de bu İslamı seçtiğimizden beri vardır. İllaki bir tarafı tutacağız! Elin kavgasını biz de yapacağız!
Akıl mı bu şimdi?
Fitne ta o zamandan beri geliyor ve kan dökülüyor. Yakın zamanda bizler bunun acısını çektik. Katliamlar oldu. Ocaklar söndü. Kardeş kardeşe düşman oldu.
Irakta ehliyet alacağım. Başvuru evrakımı hazırlıyor görevli.
"İsmek?" (ismin ne diyor!)
"Ahmet Hüseyin Ali!" (babamın ve dedemin isimlerini de söylemem lazım!)
Görevli yüzüme baktı.
"Ente Caferi?" (sen Caferi misin diye sordu!)
"La, Hanefi!" Dedim.
Somurttu! Ne bileyim Caferi olduğunu! Boş bulundum söyledim! Ama sorun yaşamadım çünkü eyaletin emniyet müdürüne iş yapmıştık. Baasçı ve Hanefiydi! Torpilim tepedendi yani!
O memleket bugün istila edilmiş durumda!
Atatürk laikliği bu nedenle benimsedi. Milletin evlatları sen şucusun ben bucuyum diye bölünmesin ve bu nedenle kavga husumet çıkmasın dedi. Devlet her inanç ve inanışa kapalı olsun, vatandaşlar arasında öncelik ve kayırmacılık olmasın dedi.
Atatürk'ün de ölmesini zor beklediler. Başladılar fitneye fesada!
Devletin her kesimine girmiş bu fesat günümüzde. Cemaatler tarikatler devleti esir almış durumda. Yüce dinimiz de bu tür yapılanmalardan yara alıyor. Aralarında olan çekişmeler sonucu dinimizin barış ve hoşgörü öğretisi, kan, ateş ve dram getiriyor.
Haydi bir fıkrayla bitireyim bu yazımı. Tebessüm belki dostluğa vesile olur.
Adam arkadaşını ziyarete gitmiş. Bakmış arkadaşı oğluna Ömer diye sesleniyor.
"Yahu Haydar!" Demiş. "Siz Ömer ismini takmazdınız. Nedir bu işin sırrı?"
"Sorma Mehmet! Demiş Haydar. "İlk çocuğum oldu Ali taktım ismini. Altı ay yaşadı. Bir daha oldu, Hasan taktım. O da çok yaşamadı! Sonrakinin ismini Hüseyin taktım bir yıl zor yaşadı. Baktım bizimkiler hep gidiyor. Ulan dedim bir daha oğlum olursa Ömer takacağım. Ölürse onlardan ölsün bu kez! Hayırsız on beş yaşına geldi!"