​ Nefes, ejderhalar ve kahramanlar / Ruh Sağlığı / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ocak '09

 
Kategori
Ruh Sağlığı
 

Nefes, ejderhalar ve kahramanlar

Bu yazıda kendi başımdan geçen gerçek bir masal anlattım, bu masal mı gerçek, yoksa gerçek dediğimiz şey mi bir masal sizler karar verin.

Uzak çok uzak bir galakside genç bir delikanlı yaşarmış. Bu genç, küçüklüğünden beri dinlediği masallara, kahramanlara hayranmış. Birgün kendisinin de kahraman olacağına inanırmış. Hayallerinde hep kendisindeki gücü farkeden ve güzel prensesi kurtaran bir kahraman olduğunu düşlermiş. Zaman bu düşler içinde akıp gitmiş... Günlerden birgün rüyasında, bir adam görmüş. Adam ona keskin bir bakış fırlatıp "Yarın şehir meydanında beni bul istediğin şeye kavuşacaksın." demiş. Uyandığında bu rüyaya bir anlam verememiş ve umursamamış. Fakat 3 gün arka arkaya aynı rüyayı görünce ve en son gördüğünde adam ona sert bir şekilde "Eğer doğru sözlülerden isen kalk
ve hemen gel, eyleme geçmeyen kahraman olamaz" deyince.

Yataktan fırladığı gibi şehir meydanına koşmuş. Adam gerçektende ordaymış, göz göze geldiklerinde delikanlı sanki bu adamı hep tanıyormuş gibi hissetmiş, içinde bir şeyler kıpırdamış, heyecanlanmış, sevinmiş. Adam yaklaşmış ve yine sert bir şekilde "Benimle gel" demiş. Adamın keskin gözlerinin ve sert sözlerinin altında aslında bütün kainatı kuşatan bir sevgi ve merhamet yatıyormuş. Fakat koşullanmalarla katı bir kayaya dönüşmüş zihinleri ve kalpleri, bu dayanılması güç olan, balyoz darbesine benzeyen gözleri ve sözleriyle un ufak edermiş. İkisi beraber bir hayli yürümüşler, bu esnada hiç konuşmuyorlarmış. Sonunda kimsenin olmadığı geniş bir araziye gelmişler. Adam durup geri dönmüş, çocuğa bakıp "Demek kahraman olmak istiyorsun, seni uyarmalıyım, masallarda bile duymadığın şeylerle karşılaşacaksın ve bütün duyguların en yoğun halleriyle yüzleşeceksin o yüzden sana bundan vazgeçip geri dönmen için bir şans veriyorum."

Çocuk parıldayan gözlerle ve kesin bir kararlılıkla "Ben hazırım, hep bu günü bekledim. Bundan yüz çevirirsem, kendimden yüz çevirmiş olurum" demiş. Adamın sert çehresi ilk defa yumuşayıp gülümsemiş. Gözlerinde sevgi ışıltıları gözükmüş. "Peki o zaman şimdi iyi dinle çünkü ilk ve son dersini veriyorum. Bütün gizemli öğretiler hep en basit şeylerin arkasına saklanmıştır. Bütün ustalar bunu bilerek yaptılar. Çünkü zihin basitlikten hoşlanmaz ve eğer zihnin karmaşıklığını bırakırsan o anda kendini hep aradığın şeyin içinde bulursun. Hep seninle olan ama farkedemediğin şeylerin derinlerinde..." Çocuk şaşırmıştı, sordu: "Peki nasıl, bana bir yol göster. Kahramanların yolunu..."

Adam çocuğa öyle bir baktı ki, bedenini değil ruhunu delip geçti... "Nefesinle içeriye gir ve nefesinden dışarıya bak, yaşadığın alem değişecek ve sen artık o eski insan olamayacaksın"
Çocuk dedi ki: "Ama ben kahraman olacağımı zannediyordum sen ise bana nefes almamı söylüyorsun" Adam güldü ve "Sen hele dediğimi yap ve sonra göreceğiz cesaretinin ölçüsü neymiş..."

Bunun üzerine ustasına teslim oldu ve dediğini yaptı. Gözlerini kapattı ve nefesiyle kendi içine aktı. Birden korkuyla irkildi, etrafında binlerce gölge gördü, karanlıklar, dehlizler, uğultular... Nerdeyim ben dedi... Gökyüzünden ustasının sesini duydu "Kahraman olacağın yerdesin" diyordu ses ona... Her dehlizden ejderhalar, devler, periler çıkmaya başladı... Korkunun en büyüğüyle karşılaştı, ne yapacağım şimdi dedi titreyerek... Yine ustasının sesi imdadına yetişti "Nefesinde dur, tetikte ol... Senin kılıcın budur." Söylenileni yaptığında elinde alev alev yanan bir kılıç ortaya çıktı.

Kılıç hareketsizlik içinde hareket ediyordu. Eylemsizlik içinde TAM bir eylemde bulunuyordu. Korkunun eseri olan bütün görüntüler ortadan kayboldu. Bunun üzerine delikanlı ayaksız olarak yürümeye başladı, oturduğu yerden yürüyordu, nefesiyle hareket ediyordu. Birden karşısına en kuvvetli şehvet, en kuvvetli nefret, en kuvvetli öfke ve bütün duyguların en yoğunları çıktı. Koca bir ordu simsiyah atlar üstünde, geceden daha karanlık siyah elbiseler giymişlerdi, ellerinde karanlıktan oluşmuş kılıçlar... Delikanlı nefesine iyice odaklandı, nefesi ve kendisi arasında artık bir ayrım kalmamıştı. Bu esnada alnında nefesin tutuşturduğu bir ışık parladı... Karanlıktan oluşmuş ordu bu ışığı görünce tedirgin oldu, hafifçe gerilediler.

Birden ustasının sesi yine yankılandı "Nefeslerin nefesini al, hepsini tek noktada topla" dedi. Delikanlı hemen denileni yaptı, nefesin içinde ki nefesi farketti. Hayatın kaynağını, en basit cevheri, en açık olduğu halde bütün gözlerden saklananı... Bunu farkettiği anda alnındaki ışık bir güneşe dönüştü. Karanlık ordu boğuk bir uğultuyla kayboldu... Her taraf ışıldamıştı, her yer dümdüz olmuş bütün dehlizler, gölgeler, ejderhalar, ordular kaybolmuştu... Karşıdan birisinin geldiğini gördü... Gittikçe yaklaşan silüeti gördüğünde, gelenin Ustası olduğunu anlamıştı. Sevinçle kalktı ve koşarak sarıldı. Adam gülümsedi ve şimdi gözlerime bak dedi. Çocuk bakarken ustasının görüntüsü kendi görüntüsü haline geldi... Sanki karşısında bir ayna vardı da kendini seyrediyordu. Durdu ve bu sefer şaşkınlıktan ziyade bir mutluluk ve hayranlık duydu. Kendisine sarıldı ve bütünleşti. Ve bir nefes verip kendisiyle çıktığı yolculuğa kendisini bularak veda etti. Dünyaya bir kahraman olarak geri döndü... Masal da burda bitti

 
Toplam blog
: 46
: 881
Kayıt tarihi
: 11.01.09
 
 

Emotional Freedom Techniques (EFT), Deep PEAT, Bilinçaltı Enerji Salınım Tekniği (BEST), Sedona Yönt..