- Kategori
- Çevre Bilinci
Nereye kaçmak istersiniz?

Yaşadığımız şehir ölü. Farkında mısınız?
Çok kişinin hayalidir, yeşil ve mavinin arasında, kafa dinleyeceği, sakin ve huzurlu bir manzaranın karşısında yer alan, minicik bir evde yaşamak. Sahil kasabası hayali kuran da olabilir, dağın başında inzivaya çekilmek isteyen de. Hiç düşündünüz mü, şu anda içinde bulunduğumuz neleri terk etmek ve neleri görmek istediğimizi?
Elbette gitmek istediğiniz yerde arabalar, kalabalıklar, otobüsler, metro, trafik filan olmayacak. Çünkü bunları bırakıp gitmek istiyorsunuz.
AVM’ler, iki adım ötenizde marketler, mağazalar da olmayacak. Ekmek bittiğinde hemen üstünüzdekilerle dışarı çıkıp, alıp gelemeyeceksiniz. Elektriğiniz olabilir de olmayabilir de. Dolayısıyla internetiniz olmayacak. Facebook, whats app ve benzerleri yok. Elektrik varsa belki sade bir bilgisayarınız olur ve orada yazılar yazıp, klasik, eski oyunları oynarsınız. Televizyonunuzda çok kanal ve bir sürü bilmemne sistemleri de olmayabilir. Ama siz buradan kaçmak isterken bütün bunlardan vazgeçmeyi göze almıştınız değil mi?
Belki de şimdi diyorsunuz ki: “ben zaten oraya doğa ile uğraşmaya, kafa dinlemeye, bahçemi ekip- dikmeye gitmek istiyorum. İnsanlar beni yordu.”
Peki, o zaman neden burada AVM’leri dolduruyor, mağazaları dolaşıyor, tüketim çılgınlığı içinde beton yapılardan birinden çıkıp diğerine giriyor, bir sürü para harcıyor ve o sevmediğiniz yolları, köprüleri, o çok sevdiğiniz araçlarınız, metrolarınız içinde saatler harcayarak kullanmaktan mutluluk duyuyorsunuz? Neden betonlar dikilirken, o kaçıp kavuşmak istediğiniz doğa yok edilirken ses çıkarmıyorsunuz? Doğa parayla satın alır bir zenginlik değil ki. Kolayca tüketip, yenilediğiniz mobilyalarınız, telefonlarınız, arabalarınız gibi yenilenmez ki. Huzur bulmak için kaçmak istediğiniz yerler betonlar dikilmek için yok edilirken neden sesiniz çıkmıyor? Doğada huzur bulmak için kaçtığınız tatillerde, kaldığınız oteller yapılsın diye de o doğa ve yeşil yok ediliyor. O binaların yıkılıp, yok edilip, doğanın inşaa edildiğine şahit oldunuz mu hiç? Oysa sizin kaçmak istediğiniz doğal hayat değil miydi?
Bahçenizle uğraşmak için kaçtığınız şehirlerden nereye gideceksiniz peki? Kaldı mı huzur verecek doğal bir ortam? Piknikleri, yeme- içme işlerinizi bile otoban, kaldırım kenarlarında kafe ya da yol kenarı yeşilliklerde yapar oldunuz. Asfalt soluyarak kaldırım kafelerini zengin ediyor yada bir damla yeşil için araçların egzozuna katlanıyorsunuz. Nerede kaldı doğa ve kaçmak istediğiniz huzurlu, yeşil bir ortam?
Mandıra Filozofu tiplemesine özeniyorum. Belki siz de özeniyorsunuz ama öyle bir yaşam nerede var? Her yer insan, her yer beton yapılarla dolu. Gözümüzün görmek istediği yeşilin yerini, gri betonlar aldı. Gözünüze hoş gelsin diye de ağaçların çiçekleri ya da meyvelerini göstermek yerine elektrik sarfiyatı çılgınlığı ile göze hoş gelecek sahte güzellikler oluşturuyorlar. Hepsinin parası da sizin cebinizden çıkıyor.
Mutsuz, huzursuz, stresli, gergin yaşantılarımızın sonunda hepimiz ecelimiz gelmeden ölmeye mahkum ediliyoruz. Kazalar, hastalıklar, şidddet! Huzuru arayacağımız doğa yok edilip, yol yapıldı. O kaçmak istediğiniz sahillere sağlığınıza zarar verecek barajlar inşaa ediliyor. Uğraşmak istediğiniz bahçeler, zeytinlikler beton harikası!otellere dönüşüyor. Kafa dinlemeye kaçtığınız yerler; yemek ısrafı, doğa katliamı, denizi kirletme gibi zararlarla size birkaç güzel gün yaşatmaya ve karşılığında bir de paranızı yemeye çalışıyor.
Kaçın bakalım. Nereye kaçacaksanız! Bu gidişle ancak sorumluluklardan, insanlıktan kaçarsınız. Başka da bir yer yok huzurun adresi olacak.