- Kategori
- Siyaset
Nevruzlu siyaset

Nevruz bahar bayramıdır. Baharın gelişini doğanın tekrar hayat bulmasını kutlamak demektir Nevruz. Ancak durum Türkiye’de böyle değil. Nevruz bahane edilerek bu bayram yılların da getirisiyle sadece Kürt halkıyla özdeşleşmiş hatta siyasi bir anlam kazanmıştır. Türkiye’de Nevruz bayramı sadece Kürtler arasında kutlanagelmiştir. İş böyle olunca siyasi çıkarlar bayramı kendine araç olarak kullanmıştır.
Otuz yıldan uzun bir süredir ve kırkbinden fazla insanın canına malolan terörün adı PKK’dır. Abdullah Öcalan bu örgütün elebaşısı olup yakalanıncaya kadar bizzat örgütü yönetmiş, birçok bombalı ve silahlı saldırının gerçekleştirilmesi emrini bizzat kendisi vermiş ve bu örgütün elebaşısı olduğunu da hiç bir zaman inkar etmemiştir.
Benim birçok Kürt dostum var. Üstelik ben hayatımda doğu illerine hiç gitmedim. Kürt arkadaşlarımla birlikte ilkokulda, ortaokulda, lisede, üniversitede birlikte okuduk. Kürt komşularımız oldu, Kürt iş verenim oldu, Kürt iş arkadaşlarım oldu, içtiğimiz suyun ayrı gitmediği Kürt dostlarım oldu ki hala var. Hayatım boyunca hiç bir zaman, hiç bir yerde tanıdığım veya tanımadığım Kürt kökenli bir vatandaşa sen Kürtsün denildiğini, bu sebeple herhangi bir şekilde hakaret edildiğini ne gördüm nede duydum.
Bu ülkede de Kürt iş adamları, Kürt doktorlar, hakimler, mühendisler, bakanlar, başbakanlar, cumhurbaşkanları oldu. Bundan sonrada olmaması için hiç bir sebep yok.
Terörün devam ettiği uzun yıllar boyunca T.C. hükümeti bir çok kereler PKK’ya silah bırakma çağrısında bulunmuş ancak bu örgüt hiç bir zaman bunu yerine getirmemiştir. Allah’ı var PKK denen bu örgüt bir açıdan Türkler ve Kürtler arasında hiç ayrım yapmamıştır. Ayrım yapmadığı şey ise silahlı saldırılarını yapacağı yerdeki kişilerin etnik kökenidir. Eylemlerini gerçekleştirirken en az Türkler kadar, hatta Türklerden çok Kürtler zarar görmüştür.
Savaş denilen şey iki zıt görüşlü millet veya milletler topluluğunun, belirli kurallarla birbirlerine üstün gelene kadar öldürmeleriyle, yüz yüze, göğüs göğüse yapılan bir eylemdir. Mahalle arasında bomba patlatmak, kendi yaşadığı yerdeki bir bölgeye saldırarak ordaki insanları kendi milletinden bile olsa kurşuna dizmek savaş değil terördür, cinayettir. PKK’nın eylemleri şimdiye kadar hep ikinci durumda olan şekilde gerçekleşmiştir. Bu durumda bu örgüt terör örgütü olduğunu yüzlerce kez ispatlamıştır. Türk askeri ise PKK eylemlerinin başlamasıyla bu örgüte karşı durmuş, Türkiye Cumhuriyeti içinde yaşayan hiçbir insanın zarar görmemesi için elinden geldiği kadar bu örgütü yok etmeye çaba harcamıştır. Türkler ve Kürtler arasında bir savaş söz konusu bile değildir. Türk ordusunun hedefi PKK örgütüdür. Yani buna savaş değil terörle mücadele denir.
Örgütün amacı sözüm ona Kürt devleti kurmaktır. Ancak eylemlerinde Kürtlere de zarar veren bu örgüt yıllar süren silahlı eylemlerden hiç bir şey elde edemediğinin, edemeyeceğinin farkına varmış ve taktik değiştirme kararı almıştır. Yıllarca devletin silah bırak sözüne gelmeyen örgüt şimdi barışçı, özgürlükçü oluvermiştir. Birçok Avrupa devletiyle ABD’nin de hem maddi hem manevi desteğini alan örgüt bir anda silahlarıyla birlikte yurt dışına gitmeye karar vermiş ve barış güvercinlerini uçurmuştur. Hm? Anladınız mı? Biliyorum anlamayanınız çok. Hala ülkeme barış geldi diyen çok koyun var. Ne barışı? Hangi barış? Kim kiminle barıştı bana ilk önce onu söyler misiniz? Biz kiminle küstük? Kiminle savaşıyorduk ki şimdi barışıyoruz? Az önce anlattım. Benim bir sürü Kürt dostum var dedim. Batı da dahi kimse Kürt kökenli birisine ah demedi dedim. Şimdi kim kiminle barışıyor? Ortada barış marış yoktur. Çünkü ortada bir savaş yok, küskünlük yok. Bu ülkenin herhangi bir ilinde çalışan Kürt arkadaşımız parasını helaliyle kazanamıyor mu? Kürt dilini Kürt arkadaşıyla konuşamıyor mu? İstediği dine inanamıyor mu? Mal mülk sahibi olamıyor mu? İstediği yere gidemiyor otobüste öne oturmasına izin verilmiyor mu? Bu memlekette öğrenim göremiyor mu? Hakim, Doktor, Cumhurbaşkanı olamıyor mu? Kim kime ayrım yapmış? Kim kimin tavuğuna kış demiş bi söyleyin Allah aşkına. Şimdi ne özgürlüğü isteniyor? Özgürlük adıyla istenilen şey Kürk devleti kurmaktan başka bir şey değildir. Çünkü Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan her Kürt kökenli vatandaşın da zaten her şeyde en az bir Laz kökenli vatandaş kadar en az bir Türk kadar hakları ve ödevleri vardır.
Şimdi bu barış ve silah bırakma söylemleriyle, eylemleriyle bir kesim kandırılmak isteniyor. Asıl amaç doğu illerinde Kürdistan devleti kurmaktır. Neden bayramda bir tane Türk bayrağı açılmadı? Artık doğuya barış gelmiş, bundan sonra herkes doğuya çekinmeden istediği gibi yatırım yapabilecekmiş. İstihdam artacakmış. Ey sevgili Kürt arkadaşım! Yatırıma elbette diyecek sözümüz yok. Yapılsın, bol bol yapılsın. Ama şimdiye kadar neden çekiniliyordu da yapılmıyordu ki şimdi yapılacak? Bunu düşündün mü? PKK gitti, sorun bitti. İşte bütün mesele bu. Mesele PKK’ydı. Türkiye Cumhuriyeti veya Türkler değil. Barış dönemi söylemlerine devlette seyirci kalmakla yetinmemiş ön ayak olmuştur. Eğer bir dönemden bahsediliyorsa dönemin bir sonu da olacaktır. Peki devletimizin bundan çıkarı ne? Öyle değil mi? Çıkarsız bir iş yapılır mı? Mesele çok basit. Azalmaya geçen AKP oyları başkanlık sisteminin getirilmesine yetmeyecektir. Mevcut muhalefetin çoğunluğu da başkanlık sistemine karşı olacağından oy kaynağı bulma ihtiyacı söz konusu olmuştur. İstenilen oylar barış geldi terör bitti söylemleriyle eldeki oyları kısmen tutarak ve gizliden gizliye öncelikle Kürt özerk bölgesi ve sonrasında da Kürt devleti sözü verilerek Kürt oylarını almak gayet çözüme yetebilecek durumda görünmektedir. Tabi bölünme ne kadar sakin gerçekleşir onu ancak zaman gösterir.
Doğu illerinde kurulacak bir Kürdistan hem Avrupa ülkelerinin hem de ABD’nin iştahını çeker ve bu ülkelerin oyuncağı olmaya mahkumdur. Böyle bir devlet kurulmasının ertesi günü BM barış gücü askerlerini hemen bölgeye gönderecek, füze rampaları her bir yana serpilerek istenilen yöne çevrilebilecek, ABD ve İngiliz şirketleri hemen maden kaynaklarını çıkartmaya başlayarak ülkeye barış ve demokrasi getireceklerdir. Buna emin olun. Ancak PKK’yı desteklemez ve T.C. vatandaşı olarak tüm haklarından yoksun bir şekilde yaşamaya devam ederseniz şehrinizde her tür yatırımın yapılmaması için hiç bir engel yoktur.
Hepinize akıl fikir!
Saygılarımla
Ertunç Alpman