Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

11 Ekim '08

 
Kategori
Güncel
 

Neye inanırsınız?

Neye inanırsınız?
 

KARA KEDİ UĞURSUZLUĞU


Daha beş yaşında bir çocuktum , otobüste annemle birlikte evimize doğru yol alırken , bugün bile hafızamdan silinmeyen bir heyecan yaşamıştım. Çisi çisi yağan yağmur ardından yüzünü gösteren güneş, gökyüzünü , bir baştan bir başa dek saran renk şeridinin kollarına bırakmış gibiydi. Annem buna “gökkuşağı” derler kızım demişti. Çocuk aklımla ne muhteşem görünmüştü gözüme, gökyüzüne hakim olan o renk cümbüşü. “Gökkuşağı” diye tekrar etmiştim. Gözlerim hiç ayırmadan hülyalara dalarak.

Otobüs ilerledikçe annem “Bak altından geçer miyiz , sence?” diyerek beni daha bir heyecanlandırmıştı. Gökkuşağının altından geçmek , olası mıydı acaba? Annem, “Eğer, gökkuşağının altından geçerse insan; erkek olan kadın , kadın olan erkek olur biliyor musun?” demişti o gün.

Ha geçtik ha geçeceğiz derken yukarıda kalan o renk cümbüşü, beni o günlerden bu günlere doğru bir meraka taşıdı. Gökkuşağının altından geçilir miydi , geçenler gerçekten cinsiyet değiştirir miydi ?

Bu merak ve hayal dolu çocukluk günlerimi aşıp büyüdüğümde, yaşadığım bu ve buna benzer bir çok olayın aslında metafiziksel konular olduğunu anladım. Bunlar sadece “inanç” tı. Yani “Dış dünyayı algılama isteği sonucu zihinde oluşan bir anlayış biçimi"ydi. Halk inançlarıydı.

İnsanoğlunun var olduğu günlere dayanan bu inançları, aslında başka nedenlere dayandırılarak tedbir alma yöntemi olarak da değerlendirebiliriz. Mesela , aynanın kırılması pek çok kişi için büyük bir sorundur. Bu inanışın başlangıcı ise 15. yüzyıla dayanıyor. Bu yüzyılda ilk olarak Venedik’te yapılan aynalar çok pahalıydı. Efendiler de uşakları aynalarını dikkatli tutsunlar diye böyle bir inancı ortaya çıkarmışlardı. Yani aynaların kırılması uğursuzluğa bağlanmış böylece kıymetli ve alınması zor olan bir nesne üzerinden bir inanç ortaya çıkarılmıştır.

Halk inançları gündelik yaşayışla, iktisadi ve ticari davranış şekilleri ile güzel sanatlar ve edebiyatla benzeri yüzlerce konuyu içeren zenginliğiyle, bunların yer yer manevi ve dini inançlarla ilgi göstermesiyle çok geniş bir alanı kapsamaktadır.

Halk inançları iyisi ve kötüsüyle, halkın öyle olduğuna inandığı, kültürünü o yönde geliştirdiği inançlardır. Halk inançlarının belirleyici özelliklerinin başında millilik özelliği gelmektedir. Halk inançları bir yönüyle ahlak kuralları, diğer yönüyle de görgü kuralları ile benzerlik göstermektedir. Halk inançları, tarihin derinliklerinden süzülerek gelmiş, belli bir takım tecrübelerle şekillenmiş, bir birikim sonucu olarak ortaya çıktığı için değişmezlik özelliği taşımaktadır. Halk inançları genelde bilinmezlik üzerine bina edilmiştir. İnanç öğesini oluşturan asıl etken unutulmuş, ama onun bıraktığı izler kendisini inanç olarak toplumun bünyesinde korumuştur. Herhangi bir inanca sahip olan fert, bu inancın nedenini ve niçinini bilmez, buna gerek de duymaz. Onun için önemli olan içinde yaşadığı toplumun bireylerinin , öyle olmasına inanmış olmasını istemeleridir. İnanç daha çok düşünce planında olup uygulama olarak hayata pek yansımayan, ama hayatın öyle işlemesini düzenleyen bir güç olarak geri planda duran bir özellik gösterir. Yani inanç bir duygu ve düşünce hareketi halinde insanın iç dünyasına hakim olmaktadır.

Kültür Bakanlığının yaptığı çalışmalarda elde edilen inanışlardan bazıları:

BİR ERKEK İKİ KIZ ARASINDAN GEÇERSE KÖSE OLUR

Ocak ayının birinci günü görülen kimse sana iyi gelirse o yıl yaşarsın, iyi gelmezse hasta olursun. Cuma günü ana rahmine düşen çocuk bilgili olur. Pazartesi başlanan işler ağır gider. Odanın ışığını evin erkeği yakarsa o ev daima nur içerisinde ve bereketli olur. Kadının yolda erkeğin önünü kesmesi uğursuzluktur. Bir kadın iki erkeğin arasından geçerse çocuğu olmaz. Bir adam iki kadının arasından geçerse sözü geçmez. Bir erkek iki kız arasından geçerse köse olur. Yarım çay içen kadın dul kalır. Ava gidecek kişinin önünden kadın geçerse avlanamaz. Bundan dolayı o kişi ava gitmekten vazgeçer. Ava giden kişinin arkasından karısı süpürge atar. Ayakkabının ters gelmesi hastalığa işarettir.'

AY IŞIĞINDA YIKANANLAR AY GİBİ PARLAK OLUR

El yıkanırken önce sağ elden başlamalı, önce sol elden başlamak uğursuzluk getirir. Çorap giyilirken ayağın Kıble'ye doğru uzatılması doğru değildir. Sağ avuç kaşınırsa para gelir, sol avuç kaşınırsa elden para çıkar. Akşam tırnak kesilmez. Akşam sakız çiğnenmez, akşam çiğnenen sakız ölü etidir. Hamile kadın aş ererken neye bakarsa doğacak çocuk ona benzeyecektir. Gece gizlice ay ışığında, gölgede yıkananlar ay gibi parlak olur. Yıldız kaydığında bir insan ölür. Dolunayda doğan çocuk uğurludur, geleceği ışıklıdır. Dolunayda doğan kızlar ay gibi parlak ve güzel olur. Gece aya doğru tükürmek, sövmek uğursuzluk getirir. Güneş güzele vurur.

BAYRAM GÜNÜ TIRAŞ OLUNMAZ

Kırklı kadın evden fazla uzaklaşmaz. Kırklı çocuk yalnız bırakılacağı zaman başucuna bıçak, soğan, sarımsak bırakılır. Hıdrellez günü dikiş dikilmez, ağaç, bitki kesilmez, canlı öldürülmez. Bunlar yapılırsa yeni doğacak ne varsa anasının karnında hıdırellez eğrisi olur. Arife ve bayram günü ağaç kesilmez. Bayram günü tıraş olunmaz. Gece göle girmek iyi değildir. Geceleri cinler, peri kızları gölde yıkanırlar. Geceleri su üzerinden atlanmaz. Kaynayan suya bıçak sokulmaz. Akşam soğan yenen yere melekler gelmez. Gece aynaya bakanın ömrü kısa olur. Gece ıslık çalmak günahtır. Akşam kapının önü süpürülmez.

GERDEĞE GİREN, KEDİYE BASARSA BAŞARISIZ OLUR

Ev yılanı o evin bekçisidir. Kurtlar uluyunca inekleri yemesinler diye gökten ağızlarına yiyecek düşer. İlk yaylaya çıkışta sığırların ortasından bir yabancı geçerse sığırlar hamile kalmaz, doğum yapmazlar. Çakal uluyunca yere tükürmek gerekir, yoksa insanın başına bir yıkım gelir. Bir kişi gerdeğe girmeden önce yanlışlıkla kediye basarsa başarısız olur. Köpeğin vakitsiz gece havlaması, horozun vakitsiz ötmesi, öküzün gece böğürmesi kötü şeylere işarettir. Köpek havaya doğru bakarak havlarsa kan dökülecek demektir. Tavuğun horoz gibi ötmesi uğursuzluktur, öten tavuk kesilir. Kediyi Hz. Ali sıvazladığı için hiçbir zaman sırtüstü düşmez.

GÖKKUŞAĞININ ALTINDAN GEÇİNCE CİNSİYET DEĞİŞİR

Ekmek kırıntılarını yere atmak, ayakla çiğnemek evin bereketini götürür. Bir kişinin üzerinde dikiş dikilirse o kişinin kısmeti bağlanır. Bıçakla ekmek kesilmez, evin bereketi kaçar. Bismillah demeden yemek yiyen kişi doymaz. Şeytan da onunla birlikte yemek yer. Kapının önünde oturan kişi iftiraya uğrar. Duvar dibinde uyumak iyi değildir, insan çarpılır. Evin içerisi temiz olmazsa oraya melekler değil şeytanlar gelir. Nisan yağmuru zemzem suyu gibidir, uğurludur. Nisan yağmurunda ıslanmak insana sağlık verir. Gökkuşağının altında bir erkek geçerse kız, kız geçerse erkek olur. Dolu ilk yağdığında birkaç tane yemek sağlığı iyi gelir. Beş taş oynamak kuraklığa işarettir. Şimşek çaktığında yere bıçak saplanır.

TARLADA ZİNA, BEREKETİ GÖTÜRÜR

Ateşe tükürmek, ateşe sövmek, ateşe tırnak atmak, su dökmek uğursuzluk getirir. Sabah evinden başkasına ateş verenin ocağı söner. Tencerede su boşuna kaynarsa düşmanlar çoğalır. Hastalanan hayvanları ateşten geçirmek iyidir. Külün üstüne su dökülmez, işenmez. Karaağaçtan beşik, sandık yapılmaz. İncir ağacının altında uyuyanları şeytan alır götürür. Tarlada zina yapılırsa bereket olmaz. Üzümün tanesini, karpuzun sap kısmındaki kabuğunun içini yiyenler yetim kalır. Ekin ekili tarlada işenmez, cinsel ilişkide bulunulmaz. Çocuğun bezleri yabani ağaca asılırsa çocuk yabani olur.

Psikanalistler insanoğlunun bu tür inançlara olan eğilimini “insanın bir şeylere inanma ihtiyacından” kaynaklandığını söylüyorlar. Bazı uzmanlar batıl inançlarda pozitif noktalar bulunduğunu düşünüyor. İnsanlar kendilerine göre önlemler alarak kötülüklerden korunduklarını düşünüyorlar ve rahatlıyorlar. Tüm bunlar bir çeşit yatıştırıcı olarak da görülüyor. Tüm bunlar insanları yatıştırıyor, rahatlatıyor.

Benim çocukluk heyecanlarımın doğurduğu bu merak , sayısız inançların varlığını bulmamı sağladı. Bunlara inanın ya da inanmayın halen günümüzde yağmur duasına çıkılıyorsa , merdiven altından geçmemek için insanlar yolunu değiştiriyorsa , akşamları evde tırnak kesilmiyor ve ıslık çalınmıyorsa geçmişten günümüze taşınan bu inançlar kişilerin vicdanlarında sağlam bir yer kazanmış demektir. Önemli olan bunların topluma ve insanlığa zarar verecek boyutlara ulaşmamasıdır.

İnançlarınız yaşamınızı zorlaştırmasın arzusuyla....

Arzuliden

 
Toplam blog
: 77
: 2768
Kayıt tarihi
: 17.07.08
 
 

Her şey ya da hiçbir şey... Ben misali gailesi olanlar, bir arzunuz varsa yaşamdan arzuliden arzular..