- Kategori
- Mizah
Neyse ki akşama Hürrem var...

Merhaba Sevgili Okuyucular,
Güzel bir güne uyanmanın keyfiyle, bir
- Bugün günlerden ne?
- Çarşamba?
-“Off daha perşembe varr, Cuma varrr…Ya ben bugünü Perşembe sanıyordumm, daha haftasonuna 2 gün varmış yaaa… Neyse ki akşama Hürrem var…” diyaloğunu yaşamaya hazırlanacaktım ki, sendrom için gerekli şartların oluşmadığına kanaat getirdim. Zira sendroma girebilmenin temel kuralı bu cümleyi kurduğunuzda işe gitmiş olmak, işe gidiyor olmak ya da en kötü işe gitmek üzere hazırlanma aşamasında olmaktır. Takribi 15 gündür yatış aşamasında olduğum düşünülürse bu sendroma girerek, haksız rekabet yaratmak istemediğimden kendime başka bir sendrom bulmam gerektiğine karar verdim… Kimsenin sendromuna girmek istemem nihayetinde “sendrom hakkı” diye bir şey var sevgili okuyucu…
Sanıyorum bütün gün evde oturmanın en kötü yanı, bütün gün evde oturuyor olmanız. Hani işteyken hep hayalini kurduğunuz, “ulan şimdi evde olsam var ya…” cümlesinin bildiğin yalan olduğu bir durum söz konusu. Her şeyden önce cümle kendi içinde çelişiyor. “Ulan şimdi evde olsam var ya…” diyorsunuz bakkala gittiğinizde, ee 5 dakika sonra evdesiniz. “Ulan şimdi de bakkalda olsam var ya…” gibi karşı bir atağa geçmezseniz, öylece oturup evlendirme programlarını izlerseniz Allah muhafaza… Evlendirme programı diyip geçmeyin, benim tahminim kimse oraya durduk yerde gitmiyordur. Yani seyirci olarak gidenler bile bence bir süre önce sizin benim gibi insanlardır. Ama zamanla evde dura dura, nasıl ki evrim geçirilebiliyor, bunlar da böyle televizyona baka baka baka baka, bi şey geçiriyolar… Evrim gibi değil de, hani böle daha çok cinnet gibi… Sonra da basıyolar gidiyolar stüdyoya diye düşünüyorum. Artık stüdyoya vardıklarında bunlara ne veriyorlarsa, müzik çalınca oynamaya, sunucu görünce alkışlamaya başlıyorlar… O yüzden baya bir endişeliyim şu günlerde. Çok fazla zap yapmamaya çalışıyorum. Çünkü her zap yaptığımda bir evlilik programına denk gelme söz konusu… Ve şayet o sırada gözünüzü kapatıp şarkı söylemeye başlamazsanız, “Yuh bu teyzenin burda ne işi var lan?” derken buluyorsunuz kendinizi. (Mualla: 72 yaşında. 3 kere evlenip 4 kere boşanmış. 2 evi bir arabası var. 20-90 yaş arası koca arıyor…)
Ondan sonra da geçmiş olsun. “Aa bu kız bu adamı beğenip de mi gitmiş oraya??”, “Ee bu adam dün şu kadınla çay demlemek istiyordu, ama bugün bu kadınla mangal yapmak istiyor…” gibi abuk sabuk cümleler kurmaya başlamanız artık an meselesi… Ben öyle bir kaç arkadaşı kaybettim ordan biliyorum. Oğlum yapmayın etmeyin dediysem de dinletemedim. Şu sıralar, müzik duyar duymaz ayağa kalkıp nasıl oynanır dersi alıyorlar. Sanırım sonra da, otu b.ku alkışlama kursuna gidecekler. Sonra da ver elini programlar…
Ne diyordum… Önümde sıkıntıdan patlayabileceğim koca bir gün var. Neyse ki akşama Hürrem var…
Sevgiler&Saygılar…