- Kategori
- Dünya
Nida'nın ölümü

Ülkemizin bulunduğu bölgede yaşananları anlamak, bunca zulüme, bunca ölüme, bunca kan ve barut kokusuna, bunca çıkar hesaplaşmalarına inat bölge insanına güç verecektir. Unutulmaması gereken ise; süper güç konumunda olan devletlerin her dönemde ve yeryüzünün her bölgesinde etkinlik gösterdikleri ve gösterecek olmalarıdır.
Ne ki, tarihin tozlu sayfalarında hiçbir dönemde Ortadoğu’da, İran’da insanlık bu derece zulüm görmemiş, kendi ülkesinde yok edilmemişti. Irak’ta olanlar ve dahası;
Dün Filistin’de olanlar…
Azerbaycan Dağlık Karabağ’da, Hocalı’da olanlar…
Sırpların hafızaların almayacağı katliamları…
Bugün Afganistan’da yaşananlar… Pakistan Swat vadisinde insanlık dramı…
İran’da yaşanan acımasızlık, sıcak asfalta düşen genç yaşamlar ve olaylar…
Göçmenlerin gittikleri ülkelerdeki insanlığı isyan ettirecek boyutlara ulaşmış zor yaşam şartları… Gidecekleri yere ulaşamadan yaşamları ya bir kuru yük gemisinde, bir derme çatma sandalda ya da tıka basa dolduruldukları kamyon kasalarında sona erenler…
Sen ey zulümü bayraklaştıran…
Çıkarı için ceset yığınları oluşturan…
Robotlaşmış savaş makineleri ile on binleri kan ve barut kokusuna kurban eden…
Şimdilerde sizin oralarda rüzgâr ne yöne esiyor?
Yaban hayvanları ve yılkı atları, kuşlar ve tekmili birden börtü böceğin çığlıklarını duyuyor musun?
Ve sen ey zalim!
Oluk oluk akan kandan daha ne kadar besleneceksin?
...
Tarih 27 Haziran 2009… Cumartesi…
Tahran’ın sokaklarından bir yer…
Besic keskin nişancıları pusuda…
Babası ile yan yana özgürlük şarkısı söyleyen, zafer işaretleri yapan, başörtüsünün biraz daha gevşetilmesine izin verileceği umuduyla reformcu adayı destekleyen, adı Arapça “bağırma, haykırış” anlamına gelen Nida Sultani…
Bir felsefe öğrencisi… Daha 27 yaşında… Yaşamının baharında o.
Bir yiğit insan…
Ve bir adres sormayan kurşun…
Kanlar içinde yere serilen Nida’nın son görüntüleri… Son haykırış ve ölüm…
O şimdi emperyalizme karşı bir sembol…
O şimdi baskı ve zulüme karşı bir mücadele simgesi…
O şimdi “İran’ın sesi, İran’ın meleği”…
O şimdi milyonlar için bir umut…
O şimdi baskıya, acımasızlığa, sindirmeye karşı bir özgürlük meşalesi…
Nida hepimizin kız kardeşi, hepimizin mücadele azmi, özgürlük şarkısı…
...
Nida ve daha onlarcasının günlerdir sokaklara, meydanlara “korkuya” rağmen çıkmalarını… Birbirlerinin sesine destek vermelerini… Zorba liderlere korku salmalarını… Korkunun şifrelerini tek tek ama azimle yenmeye çalışmalarını… Özgürlük isteği ile şehit olmalarını… Göğsünün tam ortasına isyan işaretlerini asmalarını… Hayatın ve geleceğin sesini…
Baskı, zulüm, işkence ve yokluklardan geçenler, özgürlüğüne pranga vurulanlar unutmayacaklardır…
Nida’nın sesi bir sembol artık, bir meşale…
Daha uzun yıllar bulutlarla yarışacak, rüzgârla zirveleri aşacak…