​ O sadece bir çocuk! / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Temmuz '07

 
Kategori
Güncel
 

O sadece bir çocuk!

O sadece bir çocuk!
 

“Çocuk Hakları Sözleşmesi’ne göre ulusal yasalarca daha genç bir yaşta reşit sayılma hariç, 18 yaşın altındaki her insan çocuk sayılır. Toplumların geleceği olan çocuk ve gençlerin her yönden sağlıklı yetiştirilmeleri, kişilik gelişimleri için de çok önemlidir. Çocuğun sağlığını, fizik ve psikolojik gelişimini olumsuz etkileyen, bir yetişkin, toplum ya da devlet tarafından bilerek ya da bilmeyerek yapılan hareket ya da davranışlara “Çocuk İstismarı” denilmektedir.” (1)

Adı: C.Y... 5 yaşında idi… Artık yok! Onu, gözleri bantlanmış fotoğrafıyla gülümserken gördüm gazetelerde. Tecavüz edilip öldürülmüştü, daha nice çocuk gibi… Üstelik de bu sefer tehlike çok yakınından gelmişti. Her gün gazetelerde okuduğumuz haberlerden birisi. Ne ilk, ne de son olacak! Öylece gülümsüyor sadece. Gözleri bantlı olmasaydı, o gözlere bakabilecek miydim? Hangimiz o gözlere dimdik bakarak “Seni kötülüklerden koruyamadık çocuğum. Affet bizi!” diyebiliriz ki? Bir insanın , bir insana -hele de bir çocuğa- bunları yapabilmesini, bu hastalıklı ruh halini anlamayabilmek mümkün değil. Bu acı unutulur mu? Bizler için “vah vah ne korkunç!” diye iç geçirip, sayfayı çevirdiğimizde geçmişe gömülen bu trajediyi, ailesi unutur mu? Lanet olsun!

Konunun çok sevimsiz olduğunun farkındayım. Ama artık bizim çocukluğumuzdaki dünya yok ne yazık ki. İşte bu yüzden de defansif yaşamayı öğrenmeli ve öğretmeliyiz. Sonra zarar görmemek adına, şimdi hoşumuza gitmese de bunları konuşma zamanıdır. Konuyla ilgili siteleri dolaşıp bazı bilgiler derledim. Bunları sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Çocuk kurbanların yaklaşık yarısı tekrarlayıcı biçimde tacize maruz kalır. Bir çok vakada taciz yıllar boyu sürer. Tacizde bulunanların çoğu erkek. Cinsel tacizde bulunanların çoğunun aile içerisinde ya da yakın komşuluk içinde olduğu bilinmemektedir. Ana-baba, kardeşler, geniş aile üyeleri tacizi yapan konumunda olabilir. Yani sanıldığı gibi tehlike çoğu zaman çok yakınlarda bir yerdedir…Çocuklar genellikle bu tacizi başkasına söylerse dövüleceği, öldürüleceği gibi tehditlere maruz kalırlar ya da zorlama amacı ile dövme biçiminde fiziksel istismar eşlik eder.(2)

Çocuklara karşı yapılan her türlü cinsel davranışın suç kapsamına alındığı Yeni Türk Ceza Yasası’nın 103. maddesine göre, 15 yaşından küçüklere yapılan cinsel istismar hapis cezası ile cezalandırılır. Yasaya göre, 15 yaşından küçüklere karşı işlenen cinsel suçta verilecek hapis cezası 3 yıldan 8 yıla kadar hapis olurken, 15 yaşından 18 yaşa kadar cinsel suç; hile, tehdit ve korkutma suretiyle işlenirse, zanlı 8 ile 15 yıl hapis cezasına çarptırılır.. Çocuğun bedensel ve zihinsel gelişimi tehlikeye girmesi durumunda verilen 15 yıl hapis cezası, bu cinsel istismarın anne, baba, dayı, amca, ağabey gibi bir aile üyesinden gelmesi ya da çocuğun bakımından sorumlu biri tarafından gerçekleştirilmesi durumunda ise yarı oranında arttırılır.

Bu bilgilerin ışığında;

* Çocukların anne babalarına her konuda güvenmeleri ve her türlü sorunlarını onlarla konuşabilmeleri çok önemlidir.

* Çevredeki yabancı şahıslara karşı çocukların daha dikkatli olmaları ve fazla güvenmemeleri yolunda eğitilerek uyarılmaları gerekmektedir.

* Çocukların evden çıktıktan sonra nerelere gittiği ve kimlerle oynadığının bilinmesi gereklidir..

* Çocukların akşam belli bir saatte evde olmaları konusunda diğer ailelerle ağız birliği edilmelidir.

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün internet sitesinde çocuk istismarının önlenmesiyle ilgili ilgili bazı önerilerde bulunulmuş. Aynen aktarıyorum:

“Tehlike her yerde bulunmaktadır; okul yolunda, park yakınlarında, eve dönüşte, spor sahalarının yakınlarında, arkadaşlarının evine gelip giderken... Tehlikenin bulunabileceği yerler hakkında çocuklarınızı aydınlatın

-Önce iyi ve kötü milli ve ahlaki değerlere göre telkin edilmeli, öğretilmeli, İyi fiilde bulunma aleni olarak takdir edilmelidir.

-Kötü fiil, başkalarından misal verilerek kötülenmeli, hataları sebebiyle devamlı azarlanmamalıdır.

-Tanımadıkları şahıslardan para veya hediye almamaları, yabancı şahıslarla herhangi bir yere gitmemeleri, yardım talebinde bulunan yabancılara da yadım etmemeleri, kesinlikle yabancıların arabalarına binmemeleri öğretilmelidir.

-Evde yalnız kaldıklarında, tanımadıkları kimseye kapı açmamaları. Telefonda yabancı kimselere bilgi vermemeleri konusunda uyarılmalıdırlar.

-Issız parklar, yollar ve yerlerden uzak durmaları, toplu olarak oynayan çocuklardan ayrılmaları ve tek başına oynamamaları, kendilerinden küçük çocuklara da dikkat etmeleri söylenmelidir.

-Takip edildiklerini hissettiklerinde büyüklerinden yardım istemeleri ve bu durumlarda ıssız yerlere değil de kalabalığa doğru gitmeleri gerektiği anlatılmalıdır.

-Tehlikede olduklarında bağırmaları, kaçmaları ve kendilerini müdafaa etmeleri gerektiği, kendilerine zarar vermek isteyen şahıslara iyi bakıp onları teşhis etmeleri ve araçlarının plakasını almaları gerektiği belirtilmelidir.

-Kendilerine veya arkadaşlarına bir şey yapıldığında derhal ailelerine veya polise haber vermeleri anlatılmalıdır.”(3
)

Bu öneriler herkes tarafında dikkatle okunmalı ve uygulanmaya başlanmalıdır. Gazete köşelerinde en masum gülümsemeleriyle gözlerimizin içine bakan, yaşamları son bulan ya da yaşadıkları travmanın izlerini ömür boyu taşıyacak olan bu çocukları bu kötü dünyaya getirdiysek eğer, korumak için de elimizden geleni yapmamız gerekmez mi? O kendini koruyamaz ki... O sadece bir çocuk…

Kaynaklar:

(1) http://www.sosyalhizmetuzmani.org/cocukistismariveonlenmesi.doc

(2) http://www.shcek.gov.tr/anasayfa/Diger/Alo183.asp

(3)http://www.egm.gov.tr/tavsiyelerimiz.cinseltaciz.asp

Not: Fotoğraflar http://www.deviantart.com dan alınmıştır.

 
Toplam blog
: 78
: 1658
Kayıt tarihi
: 04.10.06
 
 

30 yıldır Antalya'da yaşıyorum. Akdeniz Üniv. Tıp Fakültesi mezunuyum. "Tıbbiyeden her şey çıkar, ar..