- Kategori
- Dünya
Obama ve umut!

ABD!
Bu üç harf yan yana geldiğinde, zihnimizde ne gibi çağrışımlar yapıyor?
Daha önce pek düşünmemiştim.
Ama şimdi bir düşüneyim dedim.
Ve ilk aklıma gelenler, hemen alt alta sıralayacağım şu kavramlar oldu.
Finans Kapital.
Tekeller.
Tröstler.
Tüketim.
Silah Sanayi.
Bilişim.
Kozmopolit bir yapı.
Savaş.
Ve her şeyi ben bilirim palavrası.
Holywoodda kazanılan savaşlar.
Bir başkan seçti ABD.
Derisinin rengi siyah.
Siyah derili Bay Başkan Obama’ya dünya dört elle sarıldı.
Neyi temsil ettiğine bakmadan hem de.
İşte şu yukarıda sıraladığımız her bir kavramın bire bir temsilcisidir siyah derili Bay Başkan Obama.
Barack Obama’yı değerlendirirken, siyah derisinden öteye ideolojik konumuyla değerlendirmek daha doğru olacaktır.
Politik ve stratejik konumunu göz önünde bulundurmak en doğru tasviri yapmanın temel aracıdır.
Hatırlar mısınız?
Colın Powel denen zat da bir dönem ABD politikasının temsilcisiydi.
Ve siyah deriliydi.
Sonrasında koltuğa oturan siyah derili, alımlı ve çalımlı hanım efendi de siyah deriliydi.
Ama dünyayı kan gölüne çevirmişlerdi.
O halde Barack Obama’nın renginin siyah olması onu ilerici kılar mı?
Veyahut gerici olması için bir neden midir?
Herkesi bir meraktır sarmış.
Barack Obama mali krizi çözer mi?
Barack Obama Irak’ta savaşa son verir mi?
Veya Afganistan’da savaşa nokta koyar mı?
Barack Obama’nın tüm bu sorunları çözebilecek bir lider olduğu yönünde bir kanı çıktı ortaya.
Ama “emperyalizmin çıkarlarının neler olduğu ve çok uluslu şirketlerin çıkarları nelere gebedir?” kimse bunu sorgulamadı.
Oysa biliyoruz ki bu gibi sorunların temel kaynağı ulus ötesi şirketlerin çıkarlarında gizlidir.
Çıkarlar neyi emrederse, başta oturan o çıkarlara hizmet etmek zorundadır.
Ve Obama da bu çıkarlara hizmette kusur etmeyeceğine dair söylemleri ile o koltuğun sahibi olmuştur.
He ne kadar ABD toplumunda bir umut vesilesi olsa da Barack Obama, temsil ettiği temel kavramlar yukarıda sıraladıklarımızdır.
Tarih umut vadeden ve düş kırıklığına neden olan liderlerle doludur.
Ve var olan sorunların çözümünün aracını, liderlerle sınırlandırmak zaten doğru bir algı değildir.
Çünkü sorunlar iradi değil, sistem sorunudur.
Ve sistemin doğasında gizli olan sorunların çözümünde, liderler gerekli çözümleri üretemezler.
İçinde umut besleyen halk yığınları da ağır bir düş kırıklığı ile karşı karşıya kalırlar.