- Kategori
- Güncel
Öcalan aslında ne diyor?

Tarihi bir gün yaşandı. Genelkurmay başkanına müebbet istendiği günlerde Öcalan’ın mektubu okundu. Yüzler güldü. PKK silah bırakacak. Ülke bölünmeyecek. Her şey aynı kalacak. Yoksa analar ağlasın mı? Elbette hayır! Ama saf olmaya da gerek yok...
PKK yıllardır ne için vardı? Hiçbir talebi yoktu ise, şimdiye kadar niçin bekledi? Kamuoyunu iyimserliğe yöneltmek iyi de sürprizlere ve gerçeklere de hazırlamak gerekmez mi? Gelecek de yakında nasıl olsa gelecek? Her sürpriz de hoş olmayabilir. Rehavete kapılmışken duyulan çatlak ses infial yaratabilir.
İmralı tutanaklarına ve Öcalan’ın mektubuna dikkatle bakınca satır aralarında çok ciddi mesajların bulunduğu anlaşılıyor:
Öcalan’a göre AKP varlığını Öcalan’a borçlu:
“Biz AKP’yi çıkartan gücüz.” “Biz AKP’ye iktidarı altın tepside sunduk.”
“Ben AKP’nin tam olarak oturması ve olgunlaşması için bilerek bekledim, sabrettim.”
Apo çok lütufkâr ve ileri görüşlü. İktidarı ikram ettiği için AKP’liler de kendisine çok minnettardır herhalde.
Kürtler büyük uygarlıkların kurucusu olan halktır.
“ kutsal Mezopotamya ve Anadolu topraklarından tarım, köy ve şehir uygarlıklarına ANAlık eden halkların en eskilerinden olan Kürtler sizlere selam olsun...”
Tarih, yazılı kanıtlara, arkeoloji, maddi bulgulara dayanarak tarihçilik yapar. Yeryüzündeki 5000 etnik halkın her biri de büyük uygarlıklar ve devletler kurmamıştır. Bundan da gocunmazlar.
Türklerin kendi alfabeleri, kurdukları devletler ile ortak bir Orta Asya Türk tarihi kökeni vardır. Ama Anadolu Türklerinin tarihi Taş Devrinden günümüze Anadolu’nun tüm tarihidir. İran’da, Irak’ta yaşayan Türklerin tarihi birlikte yaşadıkları Farsların, Arapların tarihidir.
1946’da Sovyet desteği ile kurulan ve aynı yıl içinde yıkılan “Mahabad Cumhuriyeti” dışında devlet kurmamışken, Kürtleri yaşadıkları coğrafyanın, taş devrinden bugüne kendi yazısı, eserleri, devletleri ile var olmuş tüm uygarlıklarının ortak kurucusu olarak onore eden Öcalan böylece köklü bir Kürt devletleri ve uygarlığı tarihi yaratmış oluyor.[1]
Ayrıca bir yanda Kürt Halkı, diğer yanda Türkiye halkı var. Kürtler Tük halkına dahil değil.
“Saygıdeğer Türkiye halkı”
Nitekim Diyarbakır’da Öcalan’ın mektubunu dinlemek için yüz binlerin toplandığı alanda ne bir Türk bayrağı, ne de Türkçe pankart veya slogan vardı. Bunun yerine Öcalan posterleri, PKK bayrakları vardı.
İmparatorlukları bölerek ulus devletleri ortaya çıkması, şimdi de etnik ve tek uluslu devletler oluşturmak için tekrar bölünmeler emperyalizmin oyunlarıdır:
“Etnik ve tek uluslu coğrafyalar oluşturmak, bizim aslımızı ve özümüzü inkâr eden modernitenin hedeflediği insanlık dışı bir imalattır.”
Tespit doğru. Uygulama ise, tam da onların istediğini yapmak olduğu için yanlış.
Osmanlı’da “Müslüman Milleti”, “Ermeni Milleti” , “Yahudi Milleti” gibi her grup sadece din bağlamında ayrılırdı. 19.yüzyılda Batılı güçlü devletlerin kışkırtmasıyla milliyetçilik başladı. Etnik unsurlar birer birer Osmanlı’dan kopmaya başladılar. Batılılar Orta Doğu’da cetvelle sınırlar çizip yeni devletler oluşturdular.
Yine de Ulus Devletler tek bir etnik gruptan oluşmazlar. Her ulus devletin içinde farklı dilden, etnik kökenden, dinden gruplar vardır. Birleştirici unsur ortak dil, tarih, sınır, güç ve gönül birliğidir.
İslam’dan bahsediyor Öcalan, değil yoldan geçeni, otobüstekini, köyüne gideni, haraç vermeyeni öldürmek, savaşta düşman safında, elinde silahı olup da seni öldürmeye teşebbüs etmeyeni “Sen Müslüman değilsin” iddiasıyla öldürmek bile yoktur İslam’da. İnsan öldürmek, ancak insan öldüren birine verilecek cezadır.
Sonuçta terör ve İslam uyuşmaz: Demokratik hak istiyorsan demokratik yollardan mücadele edersin. (Aleviler de belli haklar bekliyorlar ama silah alıp dağa çıkmıyor, insan öldürmüyorlar.)
Kan dursun, bölünme olmasın, oyuna gelmeyelim, analar ağlamasın istiyorsan, anaları ağlatan bir doğal afet değil ki, öldürme o zaman!
O sövdüğün emperyalistler PKK’yı niye yılladır besliyor? Onca maddi-manevi destek, ödüller verdiler ve veriyorlar. Yaptığın yediğin kaba tükürmek değil mi?
Orta Doğuda petrol olmasa Kürtçülük desteklenir miydi? gibi akla gelen sorulara cevap vermiyor.
PKK, güçsüzün ve cahilin yanında, eşitsizliği azaltan, bölgeyi ihya eden bir örgüt olarak başarıya ulaşmıştır?
“İçinde doğduğumuz çaresizliğe, bilgisizliğe, köleliğe karşı bireysel isyanımla başlayan bu mücadele her türlü dayatmaya karşı bir bilinci, bir anlayışı, bir ruhu oluşturmayı amaçlıyordu.”
Öcalan öyle anlatıyor ki, sanki PKK sayesinde bölge insanların yüzü gülmüş, sanayi gelişmiş, eğitimin kalitesi ve seviyesi artmıştır.
Sanki PKK ağalarla işbirliği yapmamış da, ağaların topraklarını almış topraksız köylüye dağıtmış, eşitlik sağlamıştır. BDP içinde hiç aşiret mensupları, köy sahipleri yoktur!
Sanki şeyhe-şıha, hurafeye, tarikata, kula kulluğa karşı bölge insanını bilinçlendirmiştir.
Sanki bölgenin geri kalmasının en büyük nedeni, sanayicinin ya da turistin korkup bölgeye gitmemesinin nedeni terör değil; okullar, fabrikalar yaptırıp işyerleri açmış,
Sanki okul yakan, öğretmen öldüren, insanların göç etmesinin sebebi olan PKK değil.
Sanki PKK eğitimi, kızların okula gitmesini teşvik etmiş, çocukları-kadınları kendine kalkan olarak kullanmamış, PKK’lılar köy okullarında öğretmenlik etmiş, okulun-öğrencinin eksiğini gidermiş, yıkılan duvarını onarmış.
Sanki PKK, çocuk gelinleri, başlık parasını, töre cinayetlerini engellemiş.
PKK silahlı mücadele aşamasını geride bıraktı. Ama rejim aynı kalmayacak. Asıl değişim şimdi başlıyor:
“Bu bir son değil, yeni bir başlangıçtır. Bu mücadeleyi bırakma değil, daha farklı bir mücadeleyi başlatmadır.”
“Eski yaşam alışkanlıkları topyekûn bırakmak gerekir. Neden, çünkü bu bir rejim değişikliği olacak. (…) “Ben ilk günden demokratik Cumhuriyeti savundum, onlar beni anlamadılar.”
PKK çekilmeyecek. Önemini ve gücünü kaybetmeyecek. TSK çekilecek. Yönetimi PKK alacak.
İmralı tutanaklarında Öcalan: “Ne PKK’nin sandığı, ne AKP’nin sandığı gibi bir çekilme olur. Akdoğan (Erdoğan’ın Başdanışmanı Yalçın Akdoğan’ı kastediyor) milat diyor. Bu kendini kandırmadır. Felakete neden olur.”
“Peki, bu çekilen yere JİTEM’in ve korucuların dolmaması için komisyonlar mı olmalı, yoksa akil adamlar mı olmalı?”diye soruyor.
“Komisyonlar kurulacak. Hakikat komisyonu da kurulacak. Akil adamlar denetiminde olacak. Çekilme o zaman olacak. Köylere geri dönüş olacak. Bunları yapmazlarsa geri çekilme olmaz. Çekildiğimiz alanda gerillayı daha da büyüteceğiz. Çekilirsek gerilla biter görüşüne katılmıyorum. Suriye var, İran var. Şu an Suriye’de 50 bin, Kandil’de 10 bin, İran’da 40 bin var.”
Bunların Türkçe meali şu oluyor: Devlet terör nedeniyle köylerini terk edenlerin geri gelmesini sağlayacak. Bölgede Kürt yoğun nüfus olacak.
Devletin güvenlik güçleri TSK, korucular olmayacak. Güvenlik ve düzenden PKK sorumlu olacak. Bunun sağlanması için bir komisyon görev yapacak. (Akil adamlar komisyonu kuruldu bile.)
Devlet bölgeden çıktıkça sınırlar daha geçirgen hale gelecek. Suriye ve Irak bölgesindeki Kürt yönetimlerle daha kolay ilişki kurulacak.
Ulus devlet yerine rejim değişikliği ile Demokratik Modernite Sistemi gelecek:
“Tüm ezilen halkları, sınıf ve kültür temsilcilerini; en eski sömürge ve ezilen sınıf olan kadınları, ezilen mezhepleri, tarikatları ve diğer kültürel varlık sahiplerini, işçi sınıfının temsilcilerini ve sistemden dıştalanan herkesi çıkışın yeni seçeneği olan Demokratik Modernite Sistemi’nde yer tutmaya, zihniyet ve formunu kazanmaya çağırıyorum.”
“Misak-i Milli’ye aykırı olarak parçalanmış ve bugün Suriye ve Irak Arap Cumhuriyeti’nde ağır sorunlar ve çatışmalar içinde yaşamaya mahkum edilen Kürtleri, Türkmenleri, Asurileri ve Arapları birleşik bir “Milli Dayanışma ve Barış Konferansı” temelinde kendi gerçeklerini tartışmaya, bilinçlenmeye ve kararlaşmaya çağırıyorum.”
“Kolektif haklar ve Kürt reformu yasası yapılacak. Biz demokratik özerklikte ısrar edersek, bu sabote olur.”
Yani, Orta Doğunun tüm ulus devletleri parçalanacak, etnik köken, mezhep, tarikat olarak ayrılıp federasyonlar oluşturacaklar. Sonra birlikte konfederasyon oluşturacaklar.
Emperyalistler artık ulus devletleri de parçalamak, dil, din, mezhep, etnik köken olarak küçük devletçiklere, daha küçük lokmalara bölmek istiyorlar. Nihai hedef, yeryüzünde 1000 adet başına vur lokmasını al türünden minik şehir devleti. Böylece küresel elitin tüm dünyaya kolayca hükmetmesi amaçlanıyor.
Öcalan’ın aklındaki tablo sipariş gibi uyuyor onların planlarına.
Zor olan büyük ve güçlü ulus devletlerden Kürdistan için parçalar koparmak.
Bu bölünmüşlük sağlandıktan sonra farklılıkları düşmanlık haline getirip insanları birbirine kırdırmak acemi ajanların bile başarabileceği kıvrak bir zemin yaratıyor. Her birinin başına satın aldığın adamı geçirir koyun güder gibi güdersin. Saldırırsan da karşında birleşik güç, büyük ordu yok.
Aslında bütün ezilmişler vs. işin kenar süsü. Asıl amaç Kürtleri bir devlet çatısı altında toplamak ama koşullar şimdilik elvermiyor: Avrupa’daki ayrılıkçılar zengin. Kendi zenginliklerini paylaşmak istemedikleri için ayrılıkçılar. Türkiye’nin Güney Doğusu kendi başına ayakta duramayacak durumda. Kendi düzenini kuruncaya kadar Ankara’nın yatırımları yapması, maaş ödemesi, belediyeleri desteklemesine ihtiyaç var. Onun için özerklik yerine federasyon ilk adım olarak akıllıca.
Öte yandan federasyon tarihi akış içinde ilerleme değil gerilemedir. Örneğin, bizim Göktürk İmparatorluğu dediğimiz gerçekte çeşitli boylardan ve beylerden oluşmuş bir konfederasyondu. Devletleşme o süreçlerden geçerek ulusal devlet aşamasına geldi.
Eğer federasyon veya konfederasyon olursa Türkiye büyüyecek (miş?) Ama ne pahasına? Türkiye, hem Türkiye Kürdistan’ını hem Suriye ve Irak bölgesini besleyecek kollayacak, gerekirse Suriye ve hatta İran ile çatışacak. Elini Müslüman kanına bulayacak.
Bir süre Kürt federasyonları Türkiye’nin garantörlüğündeymiş de, Türkiye’nin sınırları genişlemiş gibi görünecek. Ama bölgenin kaynaklarının başında yine ABD ve AB olacak. Bu federasyonlar veya konfederasyon günü gelince Türkiye’den ayrılacak.
“Türkiye’nin büyümesini istemiyor musunuz?”gibi sorular sorup istemeyene “hain” muamelesi yapılıyorsa da cevap “hayır” olmalıdır. Türklerin komşu topraklarında gözü yoktur. Irak petrolleri ne sadece Kürtlere, ne de Türklere aittir. Ülke kaynakları tüm Iraklılara aittir. Kanla, gözyaşıyla, muhalifleri destekleyip aynı ülke halklarını birbirine kırdırıp kar elde etmek gasptır. Birileri komplekslerini giderecek, egolarını tatmin edecek diye oyuna ortak olup ne Iraklı, ne Suriyeli, ne İranlı, ne de Türk anaları ağlamasın!
Plan tutarsa başarı benimdir. Tutmazsa ben yokum. Dediklerim yapılmazsa savaş çıkar.
“Ben sorumluluk üstlenmem. Süreç başarısız olursa ‘Apo öldü’ diyeceksiniz. Ben yokum. BDP ve PKK’nın beni kullanmasına izin vermem.”
“Başarılı olursam, Ne KCK tutuklusu kalır ne başkası. Bu olmazsa 50 bin kişiyle halk savaşı olacak. Ölen ölecek, ben karışmıyorum. Yalnız, herkes bilmeli ki, ‘Ne eskisi gibi yaşayacağız, ne de eskisi gibi savaşacağız”
Öcalan sadece başarıya sahip çıkıyor. Özeleştiri yok.
Kılavuzluğu karga kılavuzluğu ise, söyledikleri yapılınca gerçekte ülkeyi veya bölgeyi felakete götürecekse sorumlu o değil, BDP ve PKK olacak. Başarı olursa büyük önder olarak başarıyı sahiplenecek. Yani zahmete değil, sadece nimet talip, kim ölmüş, kim kalmış umurunda değil!
Bu yapıdaki bir insanı önder kabul ederek aklına uymak akla zarar bir durum!
Anayasa değişikliği BDP kanalıyla neler talep edecekleri, başkanlık sistemi için kilit noktaya geldiklerinde söylemleri ve ısrarları ne olacak onu da göreceğiz. Çok yakında…
[1]St.Petersburg Bilimler Akademisi’nin isteği üzerine F.Justi tarafından 8378 kelimelik bir Kürtçe sözlük yayınlanmıştır. Kürdologlar sözlükteki kelimelerin kökenlerini araştırmışlar. 3080 kelimenin Türkçe kökenli olduğu ortaya çıkmış. 2230 kelime Arapça, 2000 kelime Arapça ve diğer diller.
MS. 650 yılına ait, yani Orhun anıtlarından 100-150 yıl öncesine ait olan, Alp Urungu isimli Türk beyinin mezar taşı olan Elegeş Anıtında, Alp Urungu: “Ben Kürt ilinin hanı” diyerek Kürt isimli Türk boyunun beyi olduğunu anlatır.
Türk ve Kürt aynı harflerden oluşur. Ama bunları söylemek Kürt kimliğini yok saymak, Türkleştirmek, asimilasyon, faşistlik sayılabileceği için kendimi de söylememiş sayıyorum.