- Kategori
- Sektörler
Offf... Offf...

Adana’dayım. Taksi durağına geldim, taksiye bindim ama şoför arkadaş farkında bile değil çünkü radyo sonuna kadar açık ve şarkıcı “Offf…off……” diye bağırıyor. Şoförde coşku falan yok aksine dalıp gitmiş. Kapıyı hızla kapatınca kendine geldi. “- Ne o..dalıp gitmişsin .” dedim… Başladı anlatmaya….
Bu şarkı yeni değil ama sanırım hepimizin duygularını tam olarak açıklıyor. Bir çok sektörün ve insanın ortak yakarışı sanki...
Müşteriler yok... Taksit sayısı arttı... Nakit yokkkk... Offff... offf...
Daha ayın başı, maaş bitti…
Maliyetler yükseliyor ama fiyatlar düştü. Çinliler geldiiii…Offf... offf...
Fiyatlar arttı... Ucuz ürün lazımm... Hem şık, hem de sağlam olsunn...
Bende alayım ama kredi kartlarım dolu… Acaba ne yapsammm..Offf..off...
Devlet İstatistik Enstitüsü (DİE), bu yılın Ocak ayında dış ticaret açığının, geçen yılın aynı ayına göre yüzde bilmem kaç artarak birkaç milyar dolara çıktığını açıkladı. DİE'den yapılan açıklamaya göre, ihracat Ocak'ta bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde şu kadar artışla 5-6 milyar dolara ulaşırken, ithalat yüzde 30-40 artışla 6-7 milyar dolar oldu. DİE verilerine göre, Ocak ayında ihracatın ithalatı karşılama oranı, geçen yılın aynı ayına göre, yüzde şundan yüzde buna geriledi. Offff...offf...
Üretici olmak gereksiz, alalım oradan, buradan... Ucuz, anlamsız, sıradan, tek kullanımlık ürünlere verelim paraları...Offf..off..
Kimse ithal etmesin, birtek ben üretip satayım, ne verirsem , kaça verirsem onu alsınlar. Ben üretip istihdam sağlıyorum... Beni koruyunnnn... Offf..Off...
İyide kimse külahını önüne alıp düşünmüyor...
Sen kalite ve fiyat yönünde kendini geliştirmezsen, sen yatırım yapmazsan, sen tasarımcına destek olmazsan, iyi ve kaliteli ürünlere layık olan bu ülke insanı başka arayışlara izin verecektir. Her zaman olduğu gibi hortumlar bankalardan değil, bazende niteliksiz ve gereksiz ürünler ile vatandaşın cebinden de yapılır. İnsanları niteliksiz ama farklı ürünlerin olduğu bir pazara yöneltiyorsun. Bunu görmek için uzağa gitmeye hiç gerek yok herhangi bir zücaciye mağazasına gitmek, bir çeyiz mağazasına girmek yeterlidir. Göreceğiniz ürün kirliliği ne yazık ki birçok sektörde karşımıza çıkıyor.
Bu durumda bizim artık kendimizi hangi sınıfta görmek istediğimize karar vermemiz gerekiyor. Sürekli yakınan, çözüm yerine soruna odaklanan ve çözüm ararken de işin kolayını seçen düşünce tarzından hızla sıyrılmamız çok önemli ve gerekli bir değişimdir. Öncelikle bakış açılarımızı değiştirmemiz de büyük fayda var.
Tüm sektörlerde hızla markalaşma süreci başladı gibi gözüküyor. Tabii markalaşma ürününüzün özgünlüğü, kalitesi, fiyatı ve daha birçok faktörle doğrudan ilgilidir. Ürünlerde farklılaşma, sunuşta faklılaşma isteniyorsa öncelik tasarımdan geçmektedir. Çıkış noktasını bulmak hepimizin görevi, tasarımcı üreticiyi, üretici tasarımcıyı anlamaktan uzak diyerek bu işin uzmanlarından yararlanmamak hiç kimseye fayda getirmeyecektir. Üreticilerimizin özellikle özgün tasarım konusunda özel çalışmalar içine girmeleri gerekmektedir. Çok büyük firmalarda bile çalışan tasarımcı sayısının hangi seviyelerde olduğunu üzülerek görüyoruz. İhracat boyutlarını ve niteliğini arttırmak, yurtiçi piyasada söz sahibi olmak isteniyorsa fason üretici konumundan, tasarlayan, üreten ve yönlendiren üretici marka olmaya geçmek gerekmektedir.
Bunun uzantısında da perakende satış kanalları, fiyat seviyeleri düzenli, kaliteli, albenisi olan ve sürekli kendini yenileyen yapılara sahip çıkmaya kendini alıştırmalıdır.
Biz bu konuları açtığımızda hemen gündeme gelen sözcüklerin başında “ - Bizde tasarımcı yok... “ geliyor. Bizde herşey var. Ama destek olmak, araştırmak yerine bir başka firmanın tasarımcısının aklını çelip kendi firmasına nakletmek, ya da her konuda olduğu gibi işin kalitesiz ve ucuzuna kaçmak yolunu denememek gerekiyor. Son yıllarda bazı üreticilerimizin Türk tasarımcılara ile neler yaptıklarını görüyoruz. Bu arada, aklıma üniversite sırasında yaşadığımız bir olay geldi...
Öğrencilik yıllarımız, değişik sektörlere desen hazırlayıp satıyoruz, en yoğun talepte tekstil piyasasından tabii, biz 2 arkadaş değişik kumaş desenleri hazırladık, bir kumaş tüccarına gösteriyoruz. Adam “- Bizim vatandaş bu desenleri beğenmez.” diyerek bizim önümüze yıllarca pazara sürülen allıgüllü basmaları sürüverdi... Bizde heyecanla “- Aman beyefendi insanlara ne sunarsanız ona alışırlar, insanlar iyi şeylere layıktır.” gibi aptalca bir şeyler sayıkladık ve üzgün şekilde çıktık...
Sonralarda iş nedeniyle yaptığım seyehatlerde kırsal bölgelerde, traktör tepesinde, köy / yol üstü kahvelerinde üzerinde “Boston Celtıcs”, ”Chicago Bulls” gibi yazılar ve ayı, kartal, yaban öküzü vb. resimler olan t-shirtler giymiş insanlar görünce hep o kumaş tüccarını hatırlarım.
Unutmayalım, insanlar iyi şeylere layıktır.
Tasarım demek halktan ve hitap edilen müşteri kesiminden uzaklaşmak demek değildir. Bazı dostlarımızda böyle bir kanı oluşmuş. ” Tasarımcı tasarlarsa, sadece ihraç ederiz veya bizim müşteri bundan anlamaz, diyerek yorumlar yapmak yerine yeni, farklı, çağdaş, doğru ama hedeflenen müşteri kesimine uygun tasarımların hazırlanmasına destek olunmalıdır.
Zaman, farklı çalışma zamanıdır. Çağa uygun çalışanlar başarı yolunda ilerlerken, bazıları yine şarkılarını söyleyecekler...
Offf...offf...