​ Öfke ilişkilerimizi bitirirken gerçekte ne için öfkelendiğimizi biliyor muyuz? / Kişisel Gelişim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

25 Mart '09

     
    Kategori
    Kişisel Gelişim
     

    Öfke ilişkilerimizi bitirirken gerçekte ne için öfkelendiğimizi biliyor muyuz?

    Öfke ilişkilerimizi bitirirken gerçekte ne için öfkelendiğimizi biliyor muyuz?
     

    Birine öfkelenir de sesimizi çıkaramayız ya! İçimizde patlar bazen, bazen de onu hazmedemez başkasına yönetiriz. Bizden daha güçsüz olduğunu düşündüğümüz yada bize zarar veremeyeceğine inandığımız biri olur bu. Örneğin trafikte! Karşımızdaki insanı kimbilir bir daha ne zaman göreceğiz. Görsek de hatırlamayız ki!

    Bir zamanlar “Bir Cadı Masalı” isimli bir kitap okumuştum. Sanırım internetten sipariş vermiştim. Tabi ben kitabı alırken içinde mucizeler, sihirler dolu bir masal beklerken bambaşka bir kitap çıktı. Öfkeyi anlatıyordu. Kızdığımız, dile getirmediğimiz, sağaltmadığımız o kocaman öfke duygusunu. Hatta iletişim problemlerini anlatıyordu. Bir başkası adına karar alıp uyguluyor, sonrada “...ama ben senin için yapmıştım bunları” diye devam ediyoruz. Karşımızdaki bizim ona karşı yapmış olduğumuz hareketi bizim doğamız kabul edip, her zaman bunu beklediğinde ve doğamıza uygun olmayan hareketler arttıkça kendimizi kaybettiğimizde, üstümüzdeki yük artmaya başladığında öfke de birikmeye başlıyor. En yakınımızdaki insana anlatmaya başlıyoruz o hırsla. Biz fark etmeden o da bizim öfkemize kapılmış, ateşi körüklüyor. Bu şekilde biten dostluklar bir yana evliliklerimizi bitiriyor. Daha da önemlisi yuvalarımızı dağıtıyoruz. Bir de çocuk varsa!!! Hiç o çocuğun gözünden bakmıyoruz dünyaya. Bir çocuk arkadaşına kızdığında gidip ona neden kızdığını anlatıp, sonra oyununa devam ederken bizler ne yapıyoruz? Hayatımızı paylaştığımız insana anlatamıyor, anlatamadıkça biriktiriyor, biriktirdikçe tedavisi imkansız yaralar açıyoruz yüreklerimizde. Hadi, bugün iletişim günü seçelim. Eşiniz, sevdiğiniz, anneniz, babanız, kardeşiniz! Kime öfkelisiniz? Neden öfkelisiniz? Hayır, hayır! Olayı sormuyorum. O olay sırasında hangi duygunuzu tetikledi onu soruyorum.

    Size sormadan plan yaptı, kendinizi değersiz mi hissettiniz? Kullandığı cümle zorunuza gitti, sevilmediğinizi mi hissettiğiniz? Evet evet, hadi biraz derinlere bakalım. İçimizdeki çocuk, neye kırıldı?

    Acaba karşınızdaki insanlardan çok şey mi bekliyorsunuz? Sizi ifade etmeden anlaması için medyum olması gerekiyor değil mi? Kendinizi ne kadar ifade ediyorsunuz? Aslında belkide kendinizi ifade ettiğimizi düşünüyoruz. Uzun zaman önce Julia Roberts ile Richard Gere'ın oynadığı “Kaçak Gelin” isimli bir film seyrettim. Kadın tüm evleneceği müstakbel eşlerini son anda bırakıyor ve bir gazeteci bu hikayenin peşine düşüyor. Ve kadınla ilgili tüm eski müstakbel eşlerle görüşüyor. Biri “ikimizde sahanda yumurta severiz” derken diğeri “ikimizde rafadan yumurta seviyoruz” diyor. Acaba gerçek hangisi? Gazeteci araştırırken birbirlerine aşık oluyorlar ve onunla da evlenmeye kalkıp, yine kaçan kadın çareyi kendini tanımakta buluyor. İlk önce yumurtalardan başlıyor tabiki J. Kendini tanıdığı zaman bir başkasını tanımaya hazır olduğuna inanıp, romantik bir sonla sonlanıyordu film.

    Hepimiz yalnızken farklı, ailemizin yanında farklı, arkadaşlarımızla farklı, iş ortamında farklı maskelerle dolaşıyoruz. Peki biz hangisiyiz?

     
    Toplam blog
    : 1
    : 414
    Kayıt tarihi
    : 17.03.09
     
     

    2004 senesinde Reikiye bir tesadüfle başladım. Hem kişisel gelişimde hem de sağlıkta kullanılabilen ..