- Kategori
- Blog yazarları tartışıyor!
Öğrencileri “Haşere”den Sayma!

Yöntemler, koşullara göre değişir.
Her yöntem, her yerde/ koşulda aynı sonucu vermez. Kimi, zaman içinde işlevini yitirir, kullanılmaz olur. Kimi de çağa uygun duruma getirilir, geliştirilir daha doğrusu.
Çağa ayak uydurma denen “şey” de, yöntemle ilgili olsa gerek. Kuşkusuz, yöntemi var eden de, eskiten de, geliştiren de, düşüncedir.
Araçları geliştiren de düşüncedir.
Ancak, araçlar, yerinde/ zamanında/ ilgili alanlarda kullanıldığı zaman asıl işlevini görür.
Ekmeği keserle kesemez, odunu bıçakla yontamazsınız!
Evi istila eden böcekler için hoş kokulu fısfıs sıkamazsınız!
Mutfaktaki yemek kokusunu gidermek için böcek ilacı sıkamayacağınız gibi...
*****
Birkaç gündür, Başbakan’ın rektörlerle yaptığı toplantıyı protesto etmek isteyen öğrencilere karşı sert davranın polisinin tavrı konuşuluyor. Başbakan, Dolmabahçe’de, öğrenci çok uzaklarda. Ben de uzaklara, yıllar öncesine gittim. Aklıma Ankara, özellikle Kızılay Meydanı ve çevresi düştü.
“Dün”e gittim, ışık hızıyla “bugün”e geldim:
1960’lı yıllar, ortaları...
Ankara Kızılay Meydanı, Sıhhiye çevresi...
Alışık görüntüler!
Polis- öğrenci kovalamacası, çatışması!
Polis saldırınca, İstiklal Marşı söylenirdi. Polisler selama dururdu. Sonra yeniden saldırı, cop...
Ve İstiklal Marşı!...
Sonraları polis, selama durmayı durdurdu, eyleme devam etti.
Polis saldırınca, İstiklal Marşı söylemeye de son verildi.
Bir ara...
Polis saldırınca, Türk bayrağına sarılanlar oldu. Polis, onlara dokunmadı.
Sonra...
Türk bayrağına sarınan öğrenciler de coptan nasibini aldı.
Bayrağa sarınmadan da vazgeçildi.
****
Geçen cumartesi, televizyon ekranlarında İstanbul’dan görüntüler geçiyor.
Polis, bir yandan biber gazı sıkıyor, bir yandan göstericileri copluyor. Göstericiler, biber gazının etkisiyle sendeleyince, cop faslı “tatbikat”a dönüşüyor.
Hani, savaş filmlerinde görürüz ya! Önce düşman mevzileri top atışlarıyla döv, sonra...
Gazı yiyenin feleği şaşıyor olmalı. Hele bir de hastaysa, “alerji”si varsa... Sadece göstericiler değil, yoldan geçenler, orada oturanlar da nasibini alıyor gazdan.
Maskesiz polisler de...
O gün gördük ki, biber gazı sıkma araçları gelişmiş. Gazı sıkan polislere bakınca, zirai ilaçlama elemanları ya da belediyenin çevre sağlık ekipleri sanki...
Ya da “Alo Böcek”ten gelenler!
Sırtlarında biber gazı tüpü...
Sık sık bitmez.
Gelişmeye bakılırsa, ileride biber gazı tankerleri de devreye girer.
Bu kimyasalların insanlara vereceği zararı kimse düşünmez mi?
*****
Oysa biber gazı sıkan “fısfıs”lar vardı polislerin elinde, daha düne kadar.
“Fısfıs”tan “tüplü”ye geçiş!
O da yetmez, biber gazı tankerlerine gerek var; İtfaiye araçları misali!
Tanker gaz dolu, hortumlar hazır!
“İleri demokrasi”nin bir göstergesi olmalı!