16 Şubat '07
- Kategori
- Sınavlar
Öğrencilerimizi bekleyen sınavlar

İlk öğretimden üniversitede okuyan öğrencilerimize kadar bir sınavden diğerine girmek durumundayız. Bunların bir kaçını kaldırma fikri her yıl olduğu gibi bu yıl da gündeme gelse de, ülkemizin nüfusu bir işe namzet olduğunu hissedenlerin sayısını da etkilediğinden, sınavlar gerekli ve hayatımızın olmazsa olmaz gerçekleri.
Geçtiğimiz hafta ÖSS başvuruları başladı. 23 Mart'a kadar sürecek başvuruların son güne bırakılmaması önemli. Geçen sınav sonucu açık kalan kontenjanların boş kalmaması için puan hesaplama yönteminde bir miktar da olsa değişikliğe gidildi. Öğrencilerimizden hazırlıklarını yapmalarını her seferinde istiyoruz. Ama bunu sorun olarak kendilerinin hissetmesi, önlemlerini alması en önemlisi gibi görünüyor. Sınava giren öğrenci sayısı bu yıl da üniversitelere yerleşecek öğrenci sayısından çok daha fazla; bu yüzden ÖSS'de yeterli puanı alarak istenen kontenjana öğrencilerimiz kazanmış olacak.
Ortada bir haklılık ya da haksızlık olduğunu tartışmadan şunu söyleyebilirim: Meslek, Teknik, Ticaret, Askeri, Polis, Sağlık ve bunun gibi okulları sırf imam hatip liselerindeki öğrencilerimizin bir yerlere gelmesini önlemek amacıyla katsayı uygulamasından nasiplerini bu yıl da alacak gibi görünüyor. Ülkesini seven, işini dürüstçe yapan kaliteli insanların yetişmesi bir emektir. Ama insanların emeklerine dahi tahammül göstermeden onları dışlamak maalesef sınav sistemimizdeki çarpıklığın bir göstergesi. "Kesinlikle şu işi yapacaksın ya da yapmalısın" dediğimiz meslek lisesi mezunlarımızı dershanelerde hazırlarken onların sınava olan motivasyonlarını, psikolojilerini, 17 yaşının son 3 yılına ne kadar büyük sıkıntılar yığdığının farkına varamayanlar maalesef bu konuda aksi duruşlarında ısrarlı gözüküyor.
Neyse bu bizim konumuz değil sadece yazmadan edemedim. Öğrencilerimizin kalan 18 haftada yapacakları bir kaç önemli nokta, onların performanslarını önemli ölçüde arttıracak gibi gözüküyor.
Birincisi geçmiş konuları konu üzerinden değil, soru çözerek tekrar etmek ve bol miktarda soru görmek. Bu en önemlisi tabi, bunun en verimlisi öğrenmeyi zamana yaymak; ama bundan bahsedemiyorum çünkü sadece 18 hafta var.
Bir diğer önemli nokta çalışma da alternatif dersleri seçmek. Bir günde en fazla 2 ya da 3 derse yoğunlaşmak. Bu kafa karışıklığını önlemek için.
Bir diğeri uykuyu zamanında almak. Sabah evden çıkacak bir memur gibi sabah erken kalkabilecek biçimde zamanında yatmak ve kalkmak. Sık sık kitap, gazete okumak; boş geçmesi muhtemel otobüste bulmaca çözmek, beyin jimlastiği yapmak.
Tüm bunların dışında sağlığımıza, arkadaşlarımızla ve ailemizle olan ilişkilerimize kesinlikle dikkat etmemiz gerek. Onların kalbini kırdığımızda aklımızın bir parçasının da orada meşgul kalacağını unutmamalıyız.
Bunları zaten biliyoruz diyorsunuz. O zaman gayet güzel, işler yolunda, sizi tebrik ediyorum. Ama öğrencilerimizin hepsi olmasa da bir çoğunda olmayan ders çalışma alışkanlığını üniversite sınavına hazırlanırken ediniyor. Bu hazin olsa da, bunun sürekli olması dilediği bölümü ya da alternatif bölümü kazandıktan sonra da bir ömür boyu bunu sürdürmesi ve gelecek nesile yani evlatlarına bu alışkanlığı kazandırması önemli. Bunu dar bir zamanda, 18 haftada yapmak zor. Öğrencilerimiz kesinlikle çalışmaları gerektiğini bilmeli, bol miktarda (18den daha çok) deneme sınavına girmeli.
Bu konuda ailelerimize düşen görevse onlara sundukları imkanların sonucunu almak için sabırlı olmalarıdır. Çünkü sizin göstereceğiniz tutum öğrencinizin gerçekleri size olduğu gibi sunmamasıyla netice verebilir.
Bu konuda tüm öğrencilerimize anne ve babalara başarılar diliyorum.