​ Öğrencilerinize “Sadece Ben” Yerine “Biz” Demeyi öğretebilmek / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '16

 
Kategori
Eğitim
 

Öğrencilerinize “Sadece Ben” Yerine “Biz” Demeyi öğretebilmek

Öğrencilerinize “Sadece Ben” Yerine “Biz” Demeyi öğretebilmek
 

“Mutlu ve hayata ‘bütünüyle hazır’ öğrenciler için, öğrencilerinize akademik bilginin ötesini de öğretin” demiştim.  

İngiliz The Guardian gazetesinin haber yaptığı  23 yıllık İran’lı ilkokul öğretmenini duymuşsunuzdur:  Mohammadian, ‘Gizemli' bir hastalıktan dolayı saçları dökülen 8 yaşındaki öğrencisi ile dalga geçildiğini fark edince, öğrencisine destek olmak için saçlarını kazıtıyor. Öğretmenin bu örnek davranışı sınıftaki diğer öğrencileri, tüm ülkeyi hatta sonrasında dünyayı etkileyen bir harekete dönüşüyor.  

Akademik bilginin ötesini öğretmek derken, aslında tam da bunu kastediyorum. Çocuklarımızı başkalarını önemseyen, sosyal ve duygusal olarak tam donanımlı bireyler olarak yetiştirebilmek… Çünkü okulun bir görevi de çocukların, ne kadar farklı düşünceden, farklı yapıdan ve farklı bir kültürden olursa olsun, çevresindeki kişilerle ilgilenmelerini sağlamak, onlara empati duymayı öğretmektir. Eğer eğitimciler okuldaki kişilerle ilgilendiklerini, onları önemsediklerini hissettirirlerse, bunu öğrencilerine de öğretebilirler. Böylece öğrenciler, zaman zaman görünmez olan kişileri de görür, duyar, hissederler…

Sosyal ve duygusal öğrenme deyince akla gelen yukarıdaki 5 becerinin belki de hepsi öğrencilerinize “empatiyi” öğretmekten geçiyor. Peki nedir bu empati? Aslında olaylara bir diğerinin gözünden bakabilmektir, karşındakinin duygularını ve düşüncelerini anlamak, hissetmek ve anladığını ona iletmektir.
 
Empati konusunda detaylı çalışmaları bulunan Üstün Dökmen’e göre aşamalı olarak dört empati basamağı vardır. (1)
 
Onlar basamağında, birey karşı tarafı dinlemez ve yardımcı olmaya çalışmaz. Kişinin esas kaygısı başkalarının ne düşündüğüdür: “Elalem ne der?”
 
Ben basamağında kişi benmerkezcidir. Kişinin derdi karşısındaki değil, kendisidir. Kendi sorunlarından bahseder.
 
Sen basamağında kişi kendini karşı tarafın yerine koyar, onun duygularını hissederek ona yardımcı olmaya çalışır.
 
Biz basamağı, sen basamağında bir süre birbiriyle empatik alış-verişte bulunmuş olan iki kişi arasında gerçekleşir. Bu basamaktaki kişiler belirli bir olay karşısında birbirlerinin ne düşüneceğini, olaylar karşısında birbirlerinin ne hissedeceğini tahmin edebilirler. Gerektiğinde birbirlerine destek olurlar. 
  •  
Peki öğrencilerimizin ilişkilerini çıkar üzerine kurmamasını,  “biz” diye düşünmesini nasıl sağlayabiliriz? Sabahları kat görevlisine adıyla hitap edip ‘günaydın’ demesini, teneffüste düşen arkadaşına arkasını dönüp gitmek yerine kaldırmasını, üzgün bir arkadaşını teselli etmeyi, mutlu arkadaşıyla birlikte sevinebilmeyi, problemleri veya çatışmaları yapıcı biçimde çözmeyi nasıl öğretirsiniz? Bildiklerini kendilerine saklamak yerine, paylaşmaya, iş birliğine nasıl teşvik edersiniz? Onun ileride kuracağı her türlü ilişkide –ister iş ilişkisi ister özel ilişkiler olsun- başarılı olmaya götürecek becerileri nasıl kazandırabilirsiniz? Zira American Management Association’ın 2010 yılında yaptığı “Kilit Beceriler Araştırması” gelecekte bir yer edinmek için sorgulayan, etkin iletişim kurabilen, takım çalışmasına uyum sağlayabilen bireyler olmanın önemini ortaya koyuyor. 
 
Empati becerileri gelişmiş bir kişi, bir olay karşısında şu adımları otomatik olarak yapabiliyor olmalı:
 
Gözle ve Dinle: Karşıdaki kişi ne diyor, vücut dili ne söylüyor? 
 
Hatırla: Böyle bir olay benim başıma geldiğinde ben nasıl hissetmiştim?
 
Tahmin et: Karşıdaki kişi nasıl hissediyor olabilir?
 
Sor: Karşıdaki kişi ne hissediyor?
 
Önem verdiğini göster: Söz ve davranışlarınla karşınızdakine onu anladığını hissettir.
 
Toplam blog
: 168
: 336
Kayıt tarihi
: 04.05.09
 
 

Elgiz Henden 1968 yılında doğdu. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini 1989 yılında, yük..