​ Öğretmen yüreği-5 / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

13 Ekim '09

 
Kategori
Eğitim
 

Öğretmen yüreği-5

Öğretmen yüreği-5
 

Pervin öğretmenin konukları


2009, Eylül ayının sonları. Akşam olmak üzere, öğretmen olarak Muş’a atanan kızım Evrim ve ben. Henüz ev bulma sorununu çözemedik. Bir aşağı, bir yukarı dolaşıp duruyor, bir yandan da gerekli evrakları tamamlıyoruz. Ana cadde üzerinde bir dershaneden çıkan ve öğretmen olduğunu tahmin ettiğim, takım elbiseli, kravatlı birine yanaşıyorum. Durumu anlatıyorum. Yardımcı olmak üzere bizimle Muş Öğretmen Evi’ne kadar geliyor. Öğretmen Evi, ağzına kadar tıklım tıklım dolu. Ev arkadaşlığı için telefon numarası bırakıyoruz.

Her yeni atanan öğretmenin yanında en az bir refakatçi. Grup grup dolaşıyorlar. Kimi ev arıyor, kimi beraber kalabilmek için ev arkadaşı.

Bu atamalarda öğretmenlerin çoğu bayan. Nedeni, ana sınıfı öğretmen atamaları çoğunlukta. İstanbul’dan, Denizli’den, Zonguldak’tan, Antalya’dan, Niğde’den, Nevşehir’den kısaca yurdun her köşesinden gelenler var. İnsan, bu kadar yeni atanan öğretmeni bir arada görünce, Türkiye’de öğretmen açığının bir tek Muş ilinde olduğunu düşünüyor.

Telefonumuz çalıyor. Arayan, ev arkadaşlığı için bayan bir öğretmen.

“Evimde eşyalar hazır gibi. Oda arkadaşlığı için bir kişiye ihtiyacım vardı, buluşup görüşelim” diyor.

Seviniyoruz, yalnız bu arada , tanıdığımız bir bayanın daha olduğunu, onu da kabul etmesini rica ediyoruz. “Hayır, üç kişi ile kalamam “ dese de sonunda öğretmen yüreği dayanmıyor ve kabul ediyor. Üç bayan, Pervin, Evrim ve Pınar, Pervin öğretmenin evinde birlikte kalmak üzere anlaşıyorlar.

Eve yerleşme işi, gece yarısını buluyor. Bu sırada, Pınar’ın telefonu çalıyor. Arayan, Muş Milli Eğitim Müdürlüğü’nde yeni tanıştığı ve karşılıklı telefon numarası alıp verdikleri bir bayan öğretmen. Annesi, babası ve amcası ile birlikte, gece yarısı, kalmak için, aramadıkları otel, misafirhane gibi yer bırakmadıklarını ve gecelemek için yer bulamadıklarını, sokakta kaldıklarını bildiriyor. Telefonla bu haberi alan Pınar öğretmen durumu evdeki diğer arkadaşlarına aktarıyor. Ev arkadaşlığına kabul eden Pervin’in öğretmenin dışında, henüz yatağı yorganı olan yok. Buna rağmen ev sahibi Pervin öğretmen yine dayanamıyor. ”Çağır, onlar da gelsinler, misafirimiz olsunlar çaresine bakarız” diyor. Bir saat sonra, beş kişiye dört kişi daha dahil olunca, ediyor dokuz kişi. Ortada var bir kişilik yatak. Gece yarısından sonra, konu komşudan yataklar çekilip bayanlar bir odaya, erkekler diğer odaya çekiliyor.

Ulaşımın zor olduğu köylerde durum aynı. Kibrit kutusu kadar iki odalı lojmanlarda, erkekler bir tarafta, bayanlar bir tarafta kalıyor.

Görev aşkı mı, ekmek, iş derdi mi? Bunlar da Türkiye’mizin gerçekleri olarak karşımızda duruyor.

“Geçen yıl Güroymak’ın bir köyünde öğretmenlik yaptım. Okul bina olarak dağılmıştı iyice. Ana sınıfı öğretmeniyim. Sınıfta toprak zemin üstüne halı seriliydi. Toprak kabardıkça halı toplanıyor, üstünde çocuklar tökezliyordu. Kapının kolu tutmuyordu. Tuvaletler berbattı. Araç gereç namına bir şey yoktu. Öğretmenler olarak lojman denilen 6, 8 metrekarelik odaları paylaşıyorduk. Bu küçük odaların her birinde en az üç kişi kalıyordu. Erkek öğretmenlerle, bayan öğretmenlerin odaları ayrı, tuvaletler ortaktı. Su problemi de vardı. Hepsini resimledim ve adreslerini İnternetten edindiğim, Türkiye Toplum Hizmetleri Vakfına mektup olarak gönderdim;

“Merhaba ben Bitlis Güroymak Yamaç Köyü Ilköğretim Okulu anasınıfı öğretmeni Pervin Göksu.

Okulda ana binadan ayrı eski bir lojmanda eğitim veriyorum.. Duvarlar taştan yapıldığı için çok sağlam ancak kapılar ve tuvalet ve depo bölümleri yani odunluk ve kömürlük olarak kullanılan yerler berbat durumda.

Sınıfım sobalı. Kapıların ve diğer bölümlerin onarımı konusunda sizden yardım istiyorum. Kapıların kolları olmadığı için raylı sürgü takıyorum. Dış demir kapım asma kilitle kilitlenebiliyor.

Ana bina ile yaklaşık 50 metre aramız var ve dik bir merdivenden iniyoruz. Benim çocuklar anasınıfı olduğu için oraya gidene kadar altına yapıyorlar, dayanamıyorlar.

Okul aile birliğimiz , okul yönetimi ve öğretmenlerimiz köy muhtarı ve azaları ve köyün önde gelenlerinin hepsi gönüllü olarak katılacaklarını bildirdiler ve muhtarlıktan istediğiniz belgenin altına imzalarını attılar. Kesinlikle köylü ile birlikte yürüteceğiz

Sizden güzel haberler bekliyorum.’’

Sınıfıma yardım ettiler. Sınıfta işi düzene koyduk. Çok mutluyum. Ben insanları ve yöre halkını çok seviyorum. Mesleğimi seviyorum”

Ertesi günü Cumartesi. Okul müdürlerinden tüm yeni atanan öğretmenlere, sabahleyin saat dokuzda toplantıda hazır bulunmalarını telefonla bildiriyorlar.

Öğretmenler, yorgun argın ve uykusuz olsalar da yüreklerinde sevgi, toplantıya katılmak üzere başka bir heyecanla evlerinden çıkıyorlar.

Hüseyin Seyfi

 
Toplam blog
: 498
: 1546
Kayıt tarihi
: 12.08.07
 
 

Öğretmen Okulunu ve İktisat Fakültesi Kamu yönetimi bölümünü bitirdim, eğitimciyim, İyi derecede ..