- Kategori
- Güncel
Öğretmenler Günü'nde 'maksadını', 'haddini' aşanlara sesleniyorum!..

Toplumumuzun ‘mimarı,’ çocuklarımızın ‘Geleceği,’ ‘Öğretmenlerimiz’ sizleri ‘saygı’ ile selamlar, “Öğretmenler Günü’nü kutlarız.”
Mustafa Kemal ATATÜRK^ün ifade ettiği gibi: “Milletleri kurtaranlar yalnız ve ancak Öğretmenlerdir.”
Bu topraklarda ‘Öğretmene,’ ‘Öğretene,’ ‘Hocaya’ ‘saygı’ Cumhuriyet’in ilanından çok öncelere, Osmanlı İmparatorluğu’na kadar dayanır.
Osmanlı İmparatorluğu’nun ‘yükseliş döneminde’ Avrupa’ya doğru bir sefer sırasında Padişah Fatih Sultan MEHMET Hocası Ak ŞEMSEDDİN’in öğrettikleri karşısında ‘minnet’ borcunu şöyle ifade eder: “Bu Dünya’da bana bir kelime öğretenin ‘kulu kölesi’ olurum.”
Öğretmenlerimize olan ‘saygımız’ başta Başöğretmen Mustafa Kemal ATATÜRK olmak üzere Dünya var oldukça sürecektir.
Günümüzde toplumun ‘sosyal adalet’ dengesinin bozulmasının ‘ekonomik’ yansımaları Öğretmenlerimizi de etkilemiştir.
Ama Öğretmenlerimiz ‘çile çeken’ değil; ‘çileyi göğüsleyen’ olmuştur.
Hiçbir zaman ‘horlanan,’ ‘itilip-kakılan’ gruplardan olmamıştır .
Çünkü Öğretmen ‘onurunu’ korumuştur.
Onların yeri toplumun tüm katmanlarında ‘saygınlığın’ simgesidir .
Hele ‘horlanan’ sözcüğünü asla kabul etmiyorum.
Onlar ‘ ‘Değerli.’
Öğretmenlerimize ‘değer’ veriyoruz.
Ülkemizde ‘sosyoekonomik parametrelerin’ kötüye gitmeye başladığı dönemlerde dahi ‘öğretmen kimliklerine’ ‘itilmiş-kakılmış’ rolü yüklenememiştir.
Benim ‘öğretmenim’ asla ‘itilen-kakılan’ sıfatıyla tanımlanamaz.
Hangi ‘kendini bilmez,’ hangi ‘aymaz’ ‘itilen-kakılanı’ kullanma ‘cüretini’ göstermiştir.
Arkadaşım ‘maksadını aşmadın’ ise; ‘haddini de aşamazsın!’
Evet, sınıflar hala ‘kalabalık,’
Yeni mezun öğretmenler ‘işsiz.’
Okul yöneticileri demokratik yöntemle ‘seçilmiyor, ‘atanıyorlar.’
Türkiye’de faaliyet gösteren başlıca ‘öğretmen,’ ‘öğretim üyesi’ ve‘eğitim çalışanı’ üyelerini barındıran ‘sendikalar’ şunlardır: Türk-Eğitim Sen, Eğitim-Sen, Eğitim-Bir Sen, Eğitim-İş, Bağımsız-Eğitim Sen, Anadolu-Eğitim Sen
Bu kadar çok sayıda sendikaların ortak eylem planı olmadığından ‘hak kaybına’ neden oluyorlar.
Bu nedenle, sendikalar ‘siyasal görüş’ ‘farklılıklarını’ bir kenara bırakıp; yalnız ‘sendikal etkinlikler’ etrafında birleşmeli ve bir ‘bütün’ olarak ‘hak arayışına’ soyunurlarsa hedflerine ulaşacaklardır .
Sizlere olan inancım sonsuzdur!..