​ Okul dergilerine farklı bakış / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Mayıs '09

 
Kategori
Güncel
 

Okul dergilerine farklı bakış

Okul dergilerine farklı bakış
 

Merhaba; her geçen gün gelişen internet dünyası ile siz değerli okuyuculara yürek dolusu sevgilerimle merhaba...

Her blog yazarında olduğu gibi beni de blog yazarlığına yönlendiren birçok neden vardı. Nihayet, her nedenin çıkacağı mutlak sonuç bu yazıyla birlikte doğmuş oldu. Doğmuş olan bu sonucun gelecekteki (atideki) bir başka sonucun nedeni olma hiyerarşisinde sürüp gideceğini elbette bilerek yazıyorum. Hiyerarşi derkende; elbette önyargılarla değil, neden-sonuç ilişkisi içinde sürecek bir hiyerarşiden bahsediyorum. Beni ben yapan kelime hazinemle ulaşmak istediğim " gerçeküstü " bakış fırtınası koparacağımı da biliyorum.

Bir öğretmenimin dediği gibi çok kuvvetli sınır çzigilerim var. Belki de bunun başlıca sebebi de 18 yıldır değişmeyen özelliğim: "dobralık". Hiç kimseden korkmadan, yıldırma çabalarına aldırmadan daima çağdaş yolda ilerlediğini düşündüğüm çizgimde, sonucu ne olursa olsun emin adımlarla yürümeyi ilke ediniyorum. Emek karşıtlarına, yalancılara, sıradan insanların koymak istedikleri haksız düzene zaman zaman bağırmaktan " dur " demekten çekinmiyorum. Batan güneş ile geride bıraktığımız her günde yada her şeyde ön koşul haline getirilmek istenen pragmatik kapitalist anlayışa sert tepki vererek sürdürüyorum yaşam mücadelemi. "Mücadeleler elbette haklı bir gerekçeye sahip olduklarında gerçektir" bunu da unutmuyorum...

Beni son derece umutlandıran bu ilk yazımda, aslında her genç arkadaşımda görmek istediğim eseri dile getireceğim: okul dergilerini. İlk gençlik heyecanlarıyla okunan kitaplardan etkilenilerek ardarda sıralanan tümceler yaratma arzusuyla ortaya çıkanlara eser diyorum evet. Yazımda okul dergilerinden hareketle "Gençlik" teması üzerine de konuşacağım. Gençlik dediysem; belki binlerce kez yazılan gençliğin sorunları değil okuyacağınız. Gençliğin özellikle de lise gençliğinin bana göre en güzel yanı olan lise dergilerine farklı bir bakış getirme istediğim. Hadi başlayalım:

Dün arkadaşım F.K. bana incelemem için bir okul dergisinin 2008 yılında çıkmış ilk sayısını getirdi. Dergiyi incelemeye biraz da ilk olmanın hata barındırmakla eşdeğer olduğunu hatırlamakla başladım. Maalesef haklı da çıktım. Öte yandan da çok sevindim. Çünkü bu dergi ilklerin içinde en hatasızlarından biriydi. Üstelik İzmir eğitim anlayışının bahtsızlığından dolayı bir kenara atılmış, yalnız bırakılmış bir okulun TABU yıkmadaki başarısının simgesiydi. Bahsettiğim dergi İzmir Gümüşpala Anadolu Lisesi'nin Patika dergisi. İzmir Büyükşehir Bel. büyük katkısı ile çıkmış. Dizgisinde büyük sorunlar var. Lise 1. sınıf öğrencilerine yer verilmemesini saçma bulduğumu da söylemeliyim.

Burada bir gerçeği de konuşmalıyız. Nedir bu gerçek? Benim de yayın kurulunda bulunduğum, sözde büyük tecrübeye sahip okul dergimiz Fırtına Kuşu. Bu konuda dürüstüm. Başkalarını eleştirirken kendi okul dergimin eksikliklerini saklamıyorum. Karşıyaka Anadolu Lisesi'nin Fırtına Kuşu adlı dergisinin 15. sayısından bahsediyorum. Sonsuzluğa uğurladığımız bir öğretmenimizden ayrılmanın üzüntüsü var o dergide. Hatta abartılı var. Düşünülmeden konulmuş, bazı yazılar, dergi kapağını bütünüyle kaplayan resimleri var benim her bakışı huzur dolu hocamın. O kaybettiğimiz değerli şahıs, öğrencilerinin ve benim gönlümde taht kurmuş, yeri doldurlamayacak çağdaş bir insandı. Elbette o, sadece KAL'da değil, İzmir' deki çeşitli okullarda çalışmış; kalp kırmayı değil, kalp kazanmayı bilen idealist bir öğretmendi. 23 Nisandan bir gün sonra kaybettik onu. O sene ÖSS'ye girecek bir kızı, eşi, sevenleri, yıllardır süren dostlukları bırakıp gitti. Herkesi yasa boğdu. Ama İzmir'in her yanına dağıtılan okul dergimiz bazı noktalarda yanlış yaptı. Dergi kapağının tamamen hocamızın resmiyle doldurulunca haklı tepkiler geldi. Derginin içinde bir öğretmenimiz tarafından yazılan anlamsız yazı (derginin gecikmesinin değerli hocamızın vefatına bağlanması) gerçekten beni, yazıyı okuyanları son derece rahatsız etti. Yayın kurulunun daha öncesinde hazırladığı tarzdan çok uzakta kitap gibi kalın bir dergi diye övülen 15. sayı; insanın gözüne sokulurcasına öyle büyük puntolarla yazılmıştıki kısa bir şiir iki sayfa tutuyordu. Resimsiz 20 sayfa sinema yazıları, o derginin imajını baya zedeledi. KAL öğrencilerini dergiden soğuttu. 15 yılda alınmış olan yol, bir dergide buruşturulup çöpe atıldı. Sözümona " bugüne kadar çıkmış olanlardan çok çok daha iyi olacağı " söylenen dergi; 15 yılı silecek kadar; içi boş, özensiz, internetten indirme olmuştu. Öğrencilerin dergiye yazdığı yazılar değiştirildi. Eksik, dağınık, hatalı bir yığın oluşturan yazılar okunmadı. Dergiyi alanlar okumadan kaldırıp bir kenara atmakla yetindiler. O kadar emeğe yazık olmadı mı?

Şimdi birkez daha düşünelim:
GAL her okul dergisinde olabileceği gibi hatalı bir ilk sayı çıkardı. Ama eminimki bu hataları çok kısa bir zamanda bitirecek.
Öte yandan 14 yılını (sayısını) geride bırakmış, 15. sayısını çıkarmış bir dergi geçmişte izine rastlanmamış hatalarla; anlamsız (gereksiz), haddini aşmış yazılarla hatırlanacak. KAL'a bu hiç yakışmadı. Umarım bir daha tekrarlanmaz.

 
Toplam blog
: 21
: 2526
Kayıt tarihi
: 15.05.09
 
 

1991 yılının bir Sonbahar akşamında dünyaya gözlerimi açtım. Küçük yaşlardan itibaren Türk Sanat Müz..