okularımızda öğretmen performansını tökezleten yönetici uygulamaları / Eğitim / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

18 Eylül '09

 
Kategori
Eğitim
 

okularımızda öğretmen performansını tökezleten yönetici uygulamaları

 

 

 Yönetim; örgütleyici eylemleri ve bu eylemleri yürüten araçları adlandırmak için kullanılır. Klasik anlamda yönetimin temel görevi insanları ortak amaç ve değerler etrafında birleştirerek performanslarını yükseltmek ve yeterli hale getirmektir. Günümüzde ise yönetimin görevini Yüksel ÖZDEN şöyle tanımlamaktadır; insanları ortak performansı başarabilir duruma getirmek, onların güçlü yanlarını etkili kılmak, zayıflıklarını da önemli olmaktan çıkarmaktır.(Yüksel özden, Eğitimde Yeni Değerler 2002)

 

Acaba eğitimin amaçlarını gerçekleştirmek üzere, kurulmuş toplumsal sistem olarak okullarımızda, kurum çalışanı olan öğretmenlerin ortak performanslarını başarabilir duruma getirmek için yöneticiler neler yapmaktadırlar. Öğretmenlerin güçlü yanlarını geliştiriyorlar mı yoksa kişisel beklentilerle hareket edip, mevzuat bekçiliği yapıp, öğretmenlerin yeteneklerinin körelmesine mi sebep olmaktadırlar? Ne yazık ki görev yaptığım on yıl içinde ikinci cümleyi daha ağır kılan yaşantılar gördüm. Okul idarecilerimizin çoğu çağdaş liderlik yerine Beklentilerine uygun klasik yöneticilik rolünü tercih ettiklerini gördüm. Beklentiyle hareket eden yöneticilerde de öğretmene yaklaşım önyargılı olmakta, öğretmeni değerlendirme de ise yanlı davranılma olasılıkları daha çok olabilmektedir. Peki, yönetici davranışlarını etkileyen nedensellikler nelerdir derseniz şunları sayabilirim size; 

Geçmiş başarı 

Yöneticiyi etkileyen unsurlardandır. Birinci sınıfta çocukları erken okuma yazmaya geçiren öğretmen idarecinin gözünde başarılı öğretmen olarak yerleşmiştir. Bir sonraki dönemlerde de başarısız olsa bile o başarılıdır. Geçmişte göstermiş olduğu başarı ona ayrıcalık getirmiştir. Bu durum diğer öğretmenlerin motivasyonlarının bozulmasına neden olabilmektedir..  

Cinsiyet 

Cinsiyet, doğuştan getirdiğimiz ve dışarıdan bakıldığında kolayca anlaşılan bir özelliğimizdir. Bu özelliğimiz insanları etkilemekte ve buradan hareketle hakkımızda yargılar oluşmasını sağlamaktadır. 

Yönetici kadınsa, erkek öğretmenlere pozitif enerji gönderme hemcinsine ise negatif enerji gönderebilme olasılığı daha fazla göze çarpmaktadır. Aynı şekilde yönetici erkek ise cinse göre yaklaşım ve performans değerlendirmede de yanlılık gösterdiklerine rastlanılmaktadır. Bu, geri kalmış yerlerde daha da belirgindir. Öyleki geçmişte doğuda görev yaptığım bir ilçede ilçe meb de çalışan müdür ve şube müdürleri erkek öğretmenlere merhaba, nasılsınız vb. kelimeleri kullanmadıkları gibi ilçe meb’e uğradıklarına pişman ediyorlardı. Bayan öğretmenlere ise apayrı davranıyorlardı. Hatta hep beraber, gelen öğretmeni (birazda asortik olsaydı) ellerinden gelse konvoyla bile karşılayacaklardı belki de. 

İsim 

Ne yazık ki ülkemizde bazı kavramlar gibi isimlerde siyalaştırılmaktadır. Oysaki insan cinsiyeti gibi ismini de seçmemektedir. İsim azda olsa kişilerarası ilişkilerde idareciler üzerinde beklenti oluşturabilir. Bürokraside kişisel işlerin olumlu veya olumsuz neticelenmesine sebep olmaktadır. 

Fiziksel Görünüm 

İnsanlar ilk karşılaştıkları andan itibaren isteyerek veya istemeyerek birbirleriyle ilgili değerlendirmelerde bulunurlar. Değerlendirmeye konu olan özelliklerden birisi de fiziksel görünümdür. Fiziksel görünüm, kişinin yüz şekli, gözleri (gözlerinin rengi, büyüklüğü, şekli), ten rengi, saçı, boyu, kilosu, vücut şekli, giydiği elbisenin kalitesi, giyimindeki uyum gibi özellikleri ifade etmek için kullanılmaktadır (Öztürk ve ark., 2002, 392). 

Fiziksel yönden çekicilik, muhataba güçlü sözsüz mesajlar gönderir ve olumlu bir ilk izlenim oluşmasına katkıda bulunur (Ritts ve ark. 1992), yöneticiler de öğretmenleri değerlendirirken ne yazık ki fiziksel görünümden çok etkilenmektedirler. Bazı idareciler ise kişileri giydikleri markalara göre değerlendiriyorlar. Markalılara yüksek puan fakir giyin imlere düşük puan vermektedirler. 

Ödül 

Ödül kuşkusuz motiveyi sağlayan, çalışanın işten doyum almasına neden olan en önemli uyarıcılardan biridir. Ne yazık ki kurumlarımızda ödüllendirme idarecilerin takdirinde olduğundan, idareciye göre ödüllendirme kriterleri değişmektedir.Özellikle son yılarda taktir ve teşekkürlerin idareciliğe atanmak isteyen öğretmenlere puan getirisi olduğu için ödül verme uygulamalarına bakıldığında çoğunlukla nesnel kriterlere göre değil de adamı olanlar ödüllendirilmektedirler. Şöyle ki çalıştığı kuruma sayısız proje üreten ve gerçekleştiren öğretmene teşekkür bile edilmezken, 32 kişilik bir sınıfta 13 öğrencisini okuma yazmaya geçirmeyen öğretmene, halı sahada idareci ile sadece top oynadığı için teşekkür ve takdir verilebilme uygulamaları yaşanılmaktadır.Bu öğretmenler kurum değiştirdiklerinden ödülü olan öğretmen yeni kurumdaki idarecinin gözünde daha başarılı önyargısını oluşturur.Elbette buna benzeyen uygulamalar öğretmenlerin çalışma şevkinin kırılmasına neden olacaktır. 

 

 

Toplumsal Sınıf 

Eğitim durumu, meslek ve gelir düzeyi gibi göstergelerle tanımlanan toplumsal sınıf, önyargıların oluşmasında önemli bir etkiye sahiptir. Müdür, öğretmen hakkında yargı oluştururken toplumsal sınıftan etkilenmektedir ve toplumun orta tabakalarından gelen, eşleri de aynı sınıfta olan öğretmenlere ayrı, eşleri daha üst bir konumda olan öğretmenlere de apayrı davranılmaktadırlar. Kaymakam, vali, vekil vb. eşleri 

Bunlara paralel yöneticilerimizin davranışlarını etkileyen sebeplerin bazıları da şunlar olabilir. Hemşericilik, ideolloji, akraba, yalakalık vb.  

Görüldüğü gibi pek çok öğretmen özelliği okul müdürlerinin davranışlarını etkileyebilmektedir. İdareci bu özelliklere göre öğretmenlere yaklaştığından ve öğretmeni değerlendirirken yanlı davrandığından, öğretmenler arasında birlik ve ekip ruhunu da baltalamış olmaktadırlar. Bu da kurumun amaçlarına ulaşmasını sekteye uğrattığı gibi öğretmenlerin performansının düşmesine, öğretmenlerin mesleki olarak gelişmesini bırakın bir tarafa gerilemelerine ve meslekten soğumalarına neden olmaktadır. 

Okul başarısının yükselmesi için birincil derecede idarecilerin sorumlu olduğunu, öğretmenler ve okulun diğer personellerine karşı klasik mevzuat bekçiliği yerine öğretmenleri heveslendiren, enerjilerini salıveren, yaratıcılıklarını göstermeye fırsat veren eğitim liderlerinin lideri olmaktır. Yoksa idareci kendi beklentilerinin kölesi olursa okullarımızda başarısızlık iklimi daim var olacaktır. 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 
Toplam blog
: 8
: 2468
Kayıt tarihi
: 28.08.09
 
 

Diyadin/Ağrı doğumlu. Amacı sevgiyi hayata yerleştirmek. ..