- Kategori
- Deneme
Okumak...
Okumayı sevmediğimiz gibi yazmayı da sevmiyoruz. Hâlbuki bi yazabilsek, bilmediğimiz, tecrübe etmediğimiz dünyalarda ne olup bittiğinin tadına bir varabilsek; sanırım sonrası hastalık hâline gelir. Gerçi, yazamıyoruz; yazım kurallarından bihaberiz. Doğru düzgün kelimeleri, yerli yerinde kullanmıyoruz. Daha doğrusu, yazım kurallarını bilmiyoruz. Noktalı virgül nerede kullanılır, üç nokta nasıl kullanılmalı, yazının anlamını kuvvetlendirmek için noktalama işaretlerinin bir kuyumcu hassasiyetinde kullanılması gerekir.
Sanki yazamıyoruz da konuşabiliyor muyuz? Konuştuğumuz da pek söylenemez. Çünkü, sözcüklerin anlamlarını bilmiyoruz. Yanlış yerde, yanlış kavramlar kullanıyoruz. Sözcüklerin telaffuzlarını da çok iyi yaptığımız söylenemez. Neden, bizler, bu kadar beyin aktivitesi denecek bir konuda, Avrupalı dostlarımıza göre, görece olarak tembeliz?
Doğal olarak yazma ve okuma eylemi ile haşır neşir olunmayınca; mâna âleminde gezinmek, yaşanmamışı yaşamak, duygu denizinden nasiplenmek adına, eksikli kalıyoruz. Sanki, memleketimizde okumak eylemi zül olarak algılanmakta. Çocuklara hadi bir şey oku dediğiniz vakit, çocuk, suratınıza “sen ne diyorsun” gibilerden bakmakta.
Yazmadığımız için nasıl okuma yapılır, onu da kestirememekteyiz. Bunun da biraz okullarda okuma zevkinin kazandırılamamasında olduğunu, konunun tartışıldığı ortamlarda papağan gibi zikretmekteyiz. İnsanlarımızı, kaliteli metinlerle okul çağında muhatap tutmamışız ki.
Okusak ve okuduğumuzu his âlemimizde içselleştirerek, tekrar gündelik yaşamımıza bir girdi olarak sunabilsek. Ah keşke, geçmişe ve şimdiki zamanın değer bilmezliğine, gadre uğramasına rağmen, hak ettiği değeri bir türlü almayan bir şiirin dörtlüğünü okusak;
Aşk ateşi gir canıma,
Beni yakıp yandırmaya,
Yedi deniz suyu yetmez,
Bu ateşi söndürmeye
Şöyle sakin ve sessiz bir köşede okusak, içimizden mırıldansak, yedi deniz suyu yetmez, bu ateşi söndürmeye...
Sadece, çocuklara değil; insanlarımıza okumanın ve yazmanın hazzını kazandırmamız gerekir. Bugün, memleketimizde bir yığın genç insanımız, işsiz. Ve, korkulan bu insanların, kontrolsuz bir güç haline gelmeleri. Hâlbuki, okuma zevkini kazanmış gençlerden zarar değil; ancak asude yaşamın asude siluetini edinmiş olmanın huzuru sağlanır.