18 Kasım '12
- Kategori
- Sosyoloji
Öldürtme zevki

İsrail Gazzeyi bombalıyor.
“Acı ata yadigârıdır Bin bin yıllık bir tarihi var”
Hicri İzgören, Kılıç Artığı Poe-tik-ler’den başlıklı şiirinde acıyı böyle betimler. Savaş denen zalim tarih de çok eskidir, insan daha ilk zamanlarından katillik yapmaya alışıvermiş olsa gerektir, türümüzün ilk katliamı bir başka insan türü olan Neanderthellere dönük olmuştur. Cro-Magnon adamı adı verilen ilk türlerden en modern olanı, daha arkaik olan Homo Neandrthalis’i soykırıma uğratmıştır. Arkeolojik kayıtlar bu toplu kıyımın, tarih öncesi kanıtlanmış ve bilinen ilk savaş cinayetinin tanıklarıdırlar. O günden beri türümüz kendini savaş denen toplu cinayet ile damgaladı. Kendi türümüze dönük cinayet işleme alışkanlığının yeni olmadığını düşünmemek için güçlü nedenlerimiz olmadığı açık. Atalarımız, ateşi kullandıkları ancak yakmayı henüz başaramadıkları yüzlerce asır boyunca, düşmanlarının kamp ateşini söndürerek, Buz Çağı’nın o korkunç kışlarında toplu kıyımlara yol açmış olabilirler.
Ama bu bize genetik bir miras olarak da aktarılmış olabilir, çünkü türümüzün insanı maymunlar olarak adlandırılan Şempanze, Orangutan ve Gorilden oluşan büyük maymunlara olan yakınlığı malumdur. Dinler de insanın hayvanlarla ortak yırtıcı bir geçmişe sahip olduğunu belirtir. Biyolog ve Hayvan Davranış bilim uzmanı Jean Godall Afrikadaki gözlemleri sırasında Şempanzelerin toplu kıyımdan cinayete, hatta yamyamlığa dek pek çok şiddet içeren davranışına tanık oldu. O gündür bu gündür tasavvuf geleneğinde çokça geçen nefs-i hayvaniye yani yırtıcı hayvan benliği ile birlikte doğduğumuz da bilimsel olarak doğrulanmış oluyor.
Devlet ve Savaş
Ancak Savaşın yani iki devlet arasında ki çatışmanın tarihi sanıldığı gibi türsel zalimliğimizin bir ürünü değildir. Hayır savaşların getirdiği toplu kıyımlar öldürme zevkinin değil öldürtme zevkinin bir ürünüdür.
Çünkü devletden söz etmek bir bürokrasiden de söz etmektir. Ne ilk atalarımız ne de tarihin bilinen en iyi avcıları olan Neandrathalistler, ilkel kabileler bir ordu kurmadılar, en sofistike savaş silahlarını, savaş taktik ve stratejilerini geliştirmediler. Savaş, fetihlerle yağmalama ve egemenlik peşinde koşan devletlerin kurduğu profesyonel kasaplardan müteşşekildir. İnsan asker doğmaz, asker yapılır ve asker olduğu andan itibaren de öldürmenin en incelikli ve en yeni biçimleri ile eğitilerek mükemmel katiller olmaları sağlanır. Olağan koşullarda birisini öldürseniz sizi katil diye tutuklarlar, ama savaşta cinayet işlediğiniz için yargılanmak ve ceza almak bir yana, bir de ödüllendirilirisiniz. Tersine eğer savaşta birini öldürmez, size cinayet işlemeniz için talimatlar yağdıran-ona da bir üstü bu emri vermiştir ve bu silsile en üste kadar gider-üstünüzün ya da amirinizin yani emir verme yetkisine sahip olanın o emrine uymazsanız o zaman cezalandırılır, hatta ölüme giden siz olursunuz. Seçim yapmak zordur bu durumda, çünkü kendi canınız ile başkasının canı arasında seçim yapmak zorundasınızdır ve çoklukla seçiminizi kendi canınızdan yana yaparsınız. Diğer taraf da aynısını yaptığından savaşta bir başka zor seçimle daha karşı karşıyasınızdır, önce siz mi onu öldüreceksinizdir, yoksa onun sizi öldürmesine fırsat mı tanıyacaksınızdır. Eğer vicdanı boğulmamış, ahlaken gelişkin bir savaş karşıtı değilse karşınızdaki, tereddüt halinde yüzde 95 alnından mıhlanan siz olacaksınızdır.
Kaldıki zaten bu denli zor ahlaki seçimler yapmak zorunda kalmazsınız çoklukla, bir tür bencillik ideolojisi olan milliyetçilik zaten sizin bu tür seçimler yapmamanızın teminatıdır. Çünkü diğer millet düşmandır, sizin varlığınıza kastetmiştir ona karşı öylesine nefret dolu olursunuz ki o artık sizin için acınılası ya da vicdanen hesaplaşma yapmanızı gerektirecek biri değildir. Onu öldürmek, yok etmek kendi vatanınıza, milletinize karşı duyduğunuz sorumluluğun bir gereğidir. Bu yüzden kahraman mitosu yaratılır. Siz öldürdükçe takdirle, güçlü bir onay halesi ile kuşatılırsınız. Egonuz güçlendirildikçe güçlenir, çoklukla erkek olan kahraman parayla, şöhretle ödüllendirilmekle kalmaz aynı zamanda en güzel kadınlar ile sevişmek hakkını da elde eder.
Hasılı savaş öldürme zevkinin değil. Devlet ve ideolojisi tarafından üretilmiş profesyonelleştirilmiş, kişiyi her türlü vicdani sorumluluktan azade kılmış olan öldürtme zevkinin bir sonucudur.
İsrail de Suriye de Tek Değil
Bu yazıyı yazdığım sırada kendi yakın coğrafyamızda Suriye uçakları sınrlarımıza yakın yerlerdeki köyleri bombalamaktaydı, doşal ki bombalar çocuk kadın ya da savaşçı diye bir ayrım yapmadan kitle halinde öldürmeye programlı teknik cihazlar olduğundan, pek çok sivil insan ölmüştü. Yine gezegensel savaş makinesinin ürettiği bela devletlerden İsrail, Gazzede onlarca insanın ölümünden sorumluydu ve bu sırf seçim hesapları yapan politikacıklar iktidar koltuklarını garantilesin diye çok sayıda sivil insanı öldürmekteydi.Savaşın öldürüme cephesindeki İsrail halkıda bu kararlı ve sert poltikacıyı alkışlayarak devletlerinin bu güne dek binlerce insana üstelik, kadın, çocuk yaşlı gibi savaşma yetisi olmayan ya da savaşla doğrudan ilgisi olamayan insanın ölümünü alkışlıyordu. İsrail de Suriye de ne yazık ki tekil örnekler değiller, onların işledikleri savaş suçlarını işleyen ve hesap vermeyen öyle çok devlet var ki İsrail ve Suriye tam da bundan cesaret alarak kentleri, kasabaları ve köyleri hiç bir sorumluluk duymadan bombalayabiliyorlar
Gezegenimiz ulus devletlere bölündüğünden beri daha tehlikeli hale geldi. Savaşlarda bugüne dek milyonlarca insan öldü. Ve daha da ölecek, BM ulus üstü değil, güçlü ulus devletlerin iradesini serbestçe kullanabildiği, demokratik olmayan bir yapı olduğundan ve poltikacılar da döktükleri kanın hesabını vermeyeceğinden emin olduğundan, dahası savaş teknolojisine sahip şirketle