- Kategori
- Şiir
Ölü düşler mezarlığı

Bİ ÖLÜNÜN DÜŞÜNDEYİM
Bir fotoğraftan devşirdiğim,
Kızıl sancılı bekleyişe hapsettim kendimi.
De,
Attığım adımların şeceresine yükledim,
Günahların binbir türlüsünü.
Ve sen o zamanlar bana,
Efkâra dayalı ninniler anlatıyordun,
Gönderdiğin kuşkanadı mektuplarında.
Oysa ben sadece düş niyetine seviyordum seni,
Ölü düşler mezarlığında sevdiğim kadın.
Ben sadece ufkumda batırıyordum,
Kimsesizliğe doğan güneşlerimin
Sen yanını.
Benim yalnızlığıma gömdüğüm,
Çiçeklerimin de efkârı kol geziyordu.
Ölü düşler mezarlığında boy gösteren,
Salkım saçak söğüt dallarında,
Durmuyordun, giderken.
Bir geri bakmıyordun,
Aklından geçenlerin sesini dinleyip…
Ölü düşler mezarlığında,
Bütün yoksul çocuk ninnileri,
Sana ağlıyordu oysa.
Bütün yoksul anne memelerinden sağılan,
Süt kokuları peşine takılıyordu.
Ve bütün yoksul bekleyiş resimleri,
Seni çiziyordu bilmediğin beyaz bir sayfaya.
Da,
Sen gene gidiyordun ardında bırakıp,
Onca ağıtları,
Kokuları,
Ve sayfaları umursamadan.
Ben bu yüzden bilmem kaç senedir,
Sana yazıyorum bıkıp usanmadan,
Bana terk ettiğin şiirleri.
Kalbimde nöbetleşe yer tutuyordu,
Bana bıraktığın miras.
Yüreğimin çarpıntılarını susturuyordu,
Ölü düşler mezarlığı.
Ki,
Bir baykuş sesinden duyuyordum
Ayrılığın ninnilerini.
Bildiğin gibi işte,
Bir son mayıs bekleyişlerinin içinde,
Lal oluyordu dilim.
De şiirler haykırıyordu sana,
Yalnızlığın kanadına sığınıp,
GİTME…
Kenan Ocak 19 / Kasım / 2009