- Kategori
- Deneme
Ölüm ile sevgi arasındaki ince çizgi nedir?

"Bir ülkeyi tanımak istiyorsanız, insanların nasıl öldüğüne bakın" demiş Albert Camus..(alıntı)
Hayır. İnsanların nasıl evlendiklerine nasıl evlendirildiğine bakınız! Zira evlilik, insan hayatının yüzde doksanını etkileyen önemli bir kurumdur..
Dolayisi ile toplumun her yönüyle yansımalarını görebilir ve o ülkeyi tanıyabilirsiniz..
İstisnalar elbette ki kaideleri bozmaz ama karşılıklı sevgiye dayalı yapılan evliliklerde kolay kolay mutsuz bir tablo ortaya çıkmaz..
Sevgi sadece beş harfin yanyana gelmesinden oluşan sözcük değil, veriş alıştır..
Mutlu olmak için değil, mutlu etmek için evlilikler gerçekleştirilmek istendiğinde evliliklerin sarsılabileceğine pek ihtimal vermiyorum..
Karşınızdaki kişiyi bütünü ile (artıları ve eksileri ile) sevebildiğiniz sürece sevgilerin bitimsiz olacağına inanırım..
Farklı renklere farklı zevklere hatta farklı siyasal görüşlere saygı duyabilmektir sevmek. Farklılıkları örtüştürebilmektir evlilik..
Birbiri ile sevgi donanımlı iki insanın mutlu olmaması için hiç bir sebep olamayacağını düşünuyorum.
Peki mutlu bir evlikikteki dışavurumu yani topluma yansımaları ne şekil olur? diye sorarsanız...
Sevgi donanımlı olmak demek pozitif insan olmak demek olduğunun altını çizelim bi defa..
Pozitif duygu yüklü insanlar toplum içinde farklı insanlardır.
Düşününüz bi kere, bu tür insanların çoğunlukta olan bir ülkede gelişmemişlik diye bir olgu sözkonusu olabilir mi?
Şiddet içeren davranışlar sözkonusu olabilir mi? (istisnalar hariç)
Bebek ölümleri, namus-töre cinayetleri olabilir mi?
Hatta maden ocaklarında ölümler bile kolay kolay gerçekleşmez, nekadar ölümcül iş kolu olsa bile. Çünkü, pozitif yapıda olan insanların çoğunlukta olan toplumlarda çalışanın da işverenin de pozitif duygulara sahip oldukları düşünüleceğinden dolayı başta iş güvenliği konusunda olsun ücret ve sınıf farkı anlayışları olsun, her konuda bir denge unsuru söz konusudur..
Peki ya mutsuz evliliklerde?
Yani, çocuğunun 'askerlik sonrası başını bağlayayım' anlayışının hakim olduğu ülkelerde durum nasıl olur?
Çıkara dayalı metazori evliliklerde?
Akraba evliliklerinde?
Sevmediği halde seviyor numaralarıyla yapılan evliliklerde?
Ya, başkalarını memnun etmek için yapılan evliliklerde?
Hülasa duygu iletişimi dışında yapılan evliliklerdeki dışavurum yani toplum içindeki yansımaları nasıl olur? diye sorarsanız..
Aynı ülkemiz gibi olur derim!
Arabesk toplum olur derim..
Burada da altını çizelim, bu tür yapılan evliliklerde -istisnalar hariç- diye..
Bi kere sevgi veriş alışlardan yoksun kişilerde vicdan olgusunun yüreklerinde barındırabileceklerine pek ihtimal vermem doğrusunu isterseniz..Daha çok kendi çıkarlarını önde tutmak isterler.
Mutsuz insanlarda benbilirimcilik ruhu herzaman öndedir.
Şiddet yanlısıdırlar..
Bencildirler..
Çünkü sevgi ile besleyememişlerdir yüreklerini..
Sevgisiz yüreklerin çoğunlukta olan ülkelerdeki maden ocaklarında ölümlerin kaçınılmaz olduğu da bir gerçektir. Zira işveren ve işçi arasındaki denge unsuru adeta yok gibidir. Daha çok kazanmak hakimdir..