​ Ölümünün 43. yılında Aşık Veysel'i anıyoruz / Anılar / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

01 Nisan '16

 
Kategori
Anılar
 

Ölümünün 43. yılında Aşık Veysel'i anıyoruz

Ölümünün 43. yılında Aşık Veysel'i anıyoruz
 

Halk ozanı Aşık Veysel ( 1894 - 21 Mart 1973)


GİRİŞ:
 
Kuşkusuz tüm sanatçıların içinde yaşadıkları topluma karşı kendilerine özgü bir takım sorumlulukları vardır. Bunun özelliklerini yaşamları boyunca yerine getirmeye çalışırlar. İşte bunlardan biri de ünlü halk ozanımız Âşık Veysel’dir. Bu yazımda Âşık Veysel’in vefatının 43. Yılında bir anma bağlamında bir şeyler yazmak istiyorum.
 
Anahtar Kelimeler: Aşık Veysel,  Ahmet  Kutsi Tecer, Dostlar Beni Hatırlasın... 
 
Âşık Veysel Anadolu bozkırın ve bu toprağın gerçek bir hal ozanı idi. Sivas, Sarkışla’nın Sivrialan köyünde doğdu.(1894). Küçük yaşlarda gözlerini kaybetti. Dünyası karardı. Çile çekti, zor günler yaşadı. Babası Şatıroğlu Karaca Ahmet Efendi ona oyalanmak için bir küçük cura, saz aldı. Anasının adı Gülizar hanımdı. Küçük Veysel bununla oyalandı. Âşık Veysel Komşu saz ustalarından dersler aldı. Molla Hüseyin ve Kangal’ın Çamışlı köyünden Ali Ağanın kendisine armağan ettiği sazın eşliğinde şöyle dile geliyordu:
 
Salınıp giderken boyunu gördüm
 
Selvi miydi, fidan mıydı, boy muydu?
 
Eğilmiş kaşların yayını gördüm
 
Kılıç mıydı, gamze miydi, yay mıydı?
 
                      ***
 
Taramış zülfünü dökmüş gerdana
 
Yel estikçe dalgalanır her yana
 
Dedim dilber çevir yüzün bir bana
 
Gözler yıldız, al yanaklar ay mıydı?
 
Aslında Veysel küçük yaşlarda âşıktı. Aşığın aradığı kız bir başka idi. Aslında güzeli güzel kılan aşk idi. Bir sözünde şöyle diyordu:  “ Güzelliğin on para etmez / Şu bendeki aşk olmazsa…”
 
Aşık Veysel sazı ile ustaların malını çalıp söylerken 1931 yılında dönemin eski Sivas Milli Eğitim Müdürü Ahmet Kutsi Tecer’le tanıştı.  Ahmet Kutsi Tecer’de şairdi. Sanatımıza, kültürümüze değer veriyordu. 1931 yılında Sivaslı halk ozanlarıyla bir şairler şöleni düzenlendi. Âşık Veysel Âşık Talibi Coşkun’da onunla beraberdi. İşte bu şölenden sonra Âşık Veysel ünlendi. Sazıyla, sözüyle Karacaoğlan, Pir Sultan Abdal’dan örnek almaya çalışıyordu. Birlik ve beraberlikten her zaman yana idi. Bir değişinde şöyle diyordu:
 
Kürt’ü, Türk’ü, ne Çerkez’i
 
Hep Âdem’in oğlu, kızı
 
Beraberce şehit, gazi
 
Yalan var mı ve neresi?
 
                  ***
 
Kur’an’a bak, İncil’e bak
 
Dört kitabın dördü de hak
 
Hakir görüp ırk ayırmak
 
Hakikatte yüz karası… (1)
 
Bu toprağın ozanı birlikten ve beraberlikten yana idi. Dini, fikri, mezhebi ve rengi ne olursa tüm insanları candan seviyordu. Bu yönüyle Mevlana’dan, Yunus Emre’den ve Hacı Bektaş-ı Veli’den ders ve ilham alıyordu. Bu duygularla tüm insanları kucaklıyordu. Bu bölücülere, anarşistlere ve geri kalmış yoz kafalılara  da şöylece sesleniyordu:
 
İtimat edersen benim sözüme
 
Gel birlik kavline girelim kardeş
 
Birlik çok tatlıdır, benzer üzüme
 
İçip şarabını, duralım kardeş…
 
              ****
 
Aslında Âşık Veysel’e bu topluma tanıştıran ve kazandıran Köy Enstitüleridir. Bu Enstitülerinde sazı ve sözü ile öğrencilere öğretmenlik yaptı, vatan ve millet sevgisini aşıladı. Aslında bir cumhuriyet aydını idi. Atatürk’ü de çok çok seviyordu. Atatürk’ün ölümünde sonra şöyle bir ağıt yazmıştı:
 
Ağlayalım Atatürk’e
 
Bütün dünya kan ağladı
 
Süleyman olmuştu mülke 
 
Geldi ecel can ağladı
 
               ***
 
Doğu, Batı, Cenup, Şimal
 
Aman Tanrım bu nasıl bir hal
 
Atatürk’e erdi zeval
 
Memur, mebusan ağladı.
 
                 ***
 
Atatürk’ün eserleri
 
Söylenecek bundan geri
 
Bütün dünyanın her yeri
 
 Ah çekti vatan ağladı,(2)
 
Sözün özü Âşık Veysel, büyük bir halk ozanı idi. Türk diline yaptığı hizmetlerden dolayı 1965 yılında TBMM tarafından Âşık Veysel’e maaş bağlandı. Türk halk şiirimizin sevilen ve sayılan imzalardan bir idi. Halk ozanları arasında bir mermer köşe taşı idi. 21 Mart 1973 günü Sivas / Şarkışla ilçesinin Sivrialan köyünde toprağa verildi. Basında kendisine çok yer verildi. Köydeki evi müze haline getirildi Sivas ve İstanbul’da helkeli dikildi. Köyüne yol, su ve elektrik getirildi. Ölümü bile aydınlığa yol açtı. Şiirleri bestelendi,  kitapları birçok yerde yayımlandı.
 
Ölülünden önce bir deyinde “ Dostlar Beni Hatırlasın “diyordu. Âşık Veysel unutulur mu? O gerçek bir halk ozanı idi.  Onun bu güzel ve anlamlı şiirinden bir iki dörtle yazımı noktalıyor, sevgili Veysel’i saygıyla ve rahmetle anıyorum. Mekânı cennet olsun diyorum.
 
 
Ben giderim adım kalır
 
Dostlar beni hatırlasın
 
Düğün olur bayram gelir
 
Dostlar beni hatırlasın
 
                   ***
 
Can kafeste durmaz uçar
 
Dünya bir han konan, göçer
 
Ay dolanır yıllar geçer
 
Dostlar beni hatırlasın
 
                    ***  
 
Can bedenden ayrılacak
 
Tütmez baca yanmaz ocak
 
Selam olsun kucak kucak
 
Dostlar beni hatırlasın
 
                  ***
Açar solar türlü çiçek
 
Kimler gülmüş kim gülecek
 
Murat yalan ölümgğerçek
 
Dostlar beni hatırlasın  
 
 .............…………….....
 
Gün ikindi akşam olur
 
Gör ki başa neler gelir
 
Veysel gider adı kalır
 
Dostlar beni hatırlasın..(3)
 
                   Âşık VEYSEL
 
 
Kaynak:
 
1.2.3, Âşık Veysel Hayatı ve Eserleri Tahir Kutsi
 
 2. Baskı, Ararat Yayınevi,Nisan1973-İstanbul
 
 
Not: Bu yazımı yazdığım sıralarda yine  Diyarbakır'dan 7 şehit haberi daha geldi.  
Şehitlerimize  Allah'tan  rahmet ve ailelerine baş sağlığı diliyorum.
Türk milletinin başı sağ olsun...
 
 
Abdülkadir  GÜLER 
 
01 Nisan 2016- SÖKE 
 
 
 
Toplam blog
: 2227
: 832
Kayıt tarihi
: 27.06.09
 
 

1946 Mardin ili, Kızıltepe ilçesi'nin Esenli köyünde doğmuştur. İlk ve ortaokulu Kızıltepe'de bit..