- Kategori
- Gündelik Yaşam
Ömür dedikleri çok kısa çok

içeride kim var?
Merhaba sevgili e-günlük
Artık işe yürüyerek gidip geliyorum. Yeni evim iş yerimin hemen karşısın da. Yaşamdan zaman kazandım. Trafik de vakit geçirmiyor, sinirlenmeden işe geliyorum. Bu da gün içinde ki performansıma artı olarak ilave oluyor. Güzel bir durum. Şimdiye kadar yol da kaybettiğim zamanı düşünürsek sanırım uykudan çok yolda zaman geçirmiş oluyorum:) Yani ömrümüz uyku ve trafik de geçiyor. Onun dışında, tuvalette, yemek yemekle, faturaları yatırmakla (elektrik, doğal gaz, telefon, su, kredi kart borcu), banka, vergi dairesi, arabanın muayenesi, diğer vergiler, vasıta bekleme, gibi konuları da sayarsak ne zaman yaşıyoruz bilmem. Yoksa televizyon karşısında mı yaşıyoruz? Yapmak isteyip bir türlü yapamadıklarımızı tv karşısında yaşıyormuş gibi kendimizi mi kandırıyoruz? (yine mi). Reklamlar, diziler, yarışma programları, paparazi programları, filimler, oturum ve sohbetler, acaba bize yeni bir yaşam mı sundular ve biz de inandık? Gerçek de hayatımız bilinenden çok kısa.
Hesaplarıma göre gerçekten mutlu olduğumuz ve istediklerimizi yaptığımız süreleri topladığımız da 5 sene ya yaşıyor ya yaşamıyoruz. Düşünsene günlüğümün e hali; Yaklaşık ilk 25 sene emeklemekle başlayıp eğitim adı altındaki şartlamayla geçiyor. Bu ilk 25 sene de başımıza gelenleri normalmiş gibi algılamamız konusunda eğitiliyoruz(!) ve normal karşılıyoruz...
Eğitim hayatımız bittikten sonra ki hiç bitmez. (toplum, çevre, yazılı, işitsel, ve görsel medya katkısı ile devam eder) Önümüzde askerlik ve evlilik vardır. Bunları da gerçekleştirip gerçek yaşam olduğu söylenen çukurun içine düşeriz. Çocuk eğitimi, geçim derdi, evlilik kurumu sorunları ve sorumlulukları, aile sorunları gibi sorunlar çevremizi sarıverir. Bunlar yetmiyormuş gibi Gelecek kaygısı, ekonomik krizler, terör, siyasi çalkantılar, dolarda ki düşüş çıkışlar, kredi kart faizleri, global meseleler, amerikada ki kriz, işsizlik, avrupa birliği, diğer ülkelerin hakkımızda ki demeçleri bile yaşamımızı etkileyen faktörler olarak sunulur önümüze...
Ne aşk'a ne sevgiye, ne insanca yaşamaya, ne doğayı ne de doğallığı özümsememize hakkımız kalmamıştır. Herşey elimizden alınıp (zaten bizim olan) daha sonra tekrar bize verilmeye çalışılmaktadır diye düşünüyorum. (Böyle yazınca kendi fikrim gibi olmuyor. fikir ortada kalıyor:)
Çok kısa yaşıyoruz çooooook... Herşeyi metalaştırdık ve durmadan süratli bir şekilde tüketiyoruz. Daha sonra da yeniden elde etmeye çalışıyoruz... Nasıl bir varlığız biz?
Sevgili e-günlük, sen bilirsin. Bize ne yaptılar söylesene. Sağlığa zararlı olanlardan uzaklaştırılıp, sağlığa faydalı dedikleri şeyler ile mi bu hale geldik? Yoksa fazla hırslanıp her şeyin değer yitirmesine mi sebep olduk? Kesin cevabı biliyorsun ama sen düşünemez ve konuşamazsın. Sadece ben yazarım sen dinlersin. Birtek insan denen yaratık akılldır dünya da ondan başka düşünen yaratık yoktur. Tek düşünen yaratık odur mu diyorsun yoksa gülümseyerek...
Neyse, sevgili e-günlüğüm kendine dikkat et. Nereye gitsem herkes hasta. Herkes halsiz, nezle, grip, yorgun. Bunların da sebeplerini biliyorsun değil mi?
Biiyor muyuz? İnsan elinde en yavaş uzayan tırnak baş parmağın ki, en hızlı uzayan tırnak ise orta parmağınkidir.
Güzel söz: "Yaptıklarımızın pişmanlığı gün olur geçer. Ya yapamadıklarımızın pişmanlığı?...
Görüşmek üzere. Hoşçakal Günlüğümün e hali.