Onların hikayesi / Öykü / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

10 Temmuz '11

 
Kategori
Öykü
 

Onların hikayesi

Onların hikayesi
 

Sapsarı saçlara, mavi gözlere

Esir olmuştu ilk gördüğünde…

O gözlerden kalbe akan sevgiyle

Ölümüne sevmişti…

… Delicesine…

Ve…

Bir gün…

Evleniyorsun dediklerinde,

Hüzün oturmuştu yüreğine!

………. Söyleyememişti.

Diyememişti…

‘’ SÖZÜM VAR MAVİ GÖZLERE ‘’

Ve…

Adını bilmediği biriyle…

Oturmuştu masaya…

İmzalar atılırken deftere…

Adım adım yaklaşıyordu…

…….. FELAKETİNE…

………………. Oysa;

O saatlerde…

Ateş düşmüştü köyüne…

Bir ipin ucunda…

Hayat elveda demişti, mavi gözlere

……………………..Döndüğünde…

Acı haber verilmişti kendine…

…………………… Anlayamamışlardı!

Bunun neden olduğunu…

…………………… Anlatamıyordu!

Neden gözyaşlarına boğulduğunu…

Ve…

Düğün halayının geldiğini

……………. Haber veriyordu…

Çalan davullar…

………………………… O ise

İpin ucunda elveda diyordu…

Gözlerindeki yaşların yerinde…

……. Anlaşılmaz bir gülümseme

……………….. Belli ki;

Seviniyor …

Kavuşacak diye!

………… MAVİ GÖZLÜSÜNE…

………………… Ve

Başka bir yerde…

Kuyuya takılmış bir iple

Elveda demişti biride

…………… Habersizce

Ve……………..

Yıllar sonrası…

Bir ipin ucunda yaşanan hüzünler…

Başka bir noktada…

Buluşmuştu…

İşte nikah masasında

…………. Belki …

İpin kaderiydi………

…………. Belki…

Acıların umut çiçeği…

……………………… İŞTE

Acıların küllerinden…

Alevlenmişti onların hikayesi…



ONLARIN HİKAYESİ…


Bundan yaklaşık 70 yıl kadar önce Trakya’nın 3 ayrı köyünde kader kendince ağlarını örmekteydi. Öyle ki, bir birinden habersiz olan hayatlar adeta birbirlerine doğru son sürat geliyordu.

Bir kazamıydı olan yoksa kader mi?

1. köyümüzde yaşamaktaydı mavi gözlü kızımız ve sevdiği genç delikanlımız…

camdan cama bakışarak sevmişlerdi birbirlerini, konuşmadan gözlerden yüreklere etmişlerdi aşk yeminlerini…

Oysa habersizdiler kendilerini bekleyen kaderden, bir gün gencimizin babası yemekte oğlum evleniyorsun demişti. Şaşırmıştı cevap verememişti…

Kendisine münasip bir kız bulunmuştu başka bir köyden gidilip gelinmiş nikah için gün alınmıştı.

Ona soran olmamıştı ne diyorsun diye…

Susuyordu, içinde fırtınalar kopsada susuyordu… ister adına saygı densin ister korku…

İşte gün gelip nikah için kasabaya gidilmişti…

Yanında hiç tanımadığı adını bile duymadığı biri oturmuştu. Kızda kendi gibi ürkek bakıyordu. Belki onunda sevdiği vardı…

Belki kendi gibi o da söyleyemiyordu…

Bunlar olurken kasabada mavi gözlü kızımız dayanamam demişti.

Ve…

Sevdiğinin nikah masasında oturduğu saatlerde kendisini asmış ve ölmüştü.

Köyde bir yas havası vardı.

Kimse anlayamamıştı nedenini ve akşam köye döndüğünde öğrenen gencimiz göz yaşlarına boğulmuştu.

Ne ölüm kalır ne cenaze misali kızımızın cenazesi kaldırılırken bir yandan da diğer köye gelin alınmaya gidilmişti.

İşte davul sesleri geliyordu. Düğün halayı köye girmişti. Damadı almaya gelmişti köyün gençleri gelini karşılamak için…

Eve girdiklerinde kıyamet kopmuştu…

Damat kendisini asmış gülen gözlerle bakıyordu…

Gelinimiz perişan olmuştu hiç konuşmadığı kocasını kaybetmesine mi? Üzülsün adının uğursuza çıkmasına mı? Cenazeden sonra babasının evine dönmüştü. Köyünde de artık uğursuz gelin olarak anılmaktaydı…

…………………………..

2. köyümüzde ise …

Bu olayların geliştiği zamanda evli bir adam çok sevdiği karısı aynı kaderi yaşamaktaydı. Genç evlenmişlerdi karısı 3. çocuklarına hamileydi. Kader onlar içinde ağlarını örmüştü. Kadın kuyudan su çekmekteydi takılan ipe sertçe asılınca birden dengesini kaybetmiş hamile olmasının verdiği yükle bir anda kendini kuyuda bulmuştu feryatlar yükselmişti…

Koşup gelmişlerdi ama …

Kadıncağız kuyudan çıkarıldığında ölmüştü…

Adam yıkılmış iki yavrusuyla kalakalmıştı.

Aradan az bir zaman geçmişti ki, büyük kızı rahmetli olmuştu daha onun acısını içine gömememişti ki, diğer kızını da kaybetti.

Köyde bir söylenti başlamıştı…

Yok yok uğursuz bunlar canım baksanıza Azrail bunların evde yatıp kalkıyor.


İşte kader mi bilinmez bu adamcağız bir iş için gittiği köyde tanımıştı düğün günü kocasını kaybetmiş gelinimizi ve sanki bir şey bulmuştu kendinden onun gözlerinde…

Ve …

Bütün karşı çıkmalara rağmen evlendiler bu yaşadıkları acılar üzerine…

Doğup büyüdükleri köyden kopup geldiler İstanbul’a yeni bir başlangıç yeni bir hayat diyerek…

Yeni bir hayat kurdular birlikte 3 çocuk, 5 torun ve 8 torun çocuğu gördü bu gelinimiz ve 90 küsur yaşında geçen yıl rahmetli oldu.

Onların hayatları acıların küllerinden doğmuş ve yıllarca sürmüştü…

…. İşte bu şiir onların hayatlarının başlangıcını anlatmaktadır.

Bir yerde onların hikayesidir…

Gelinimizin torununun kızı olduğunda Babaannesi olan gelinimizin ismini vermek istemişti kızına…

Hastanede sorduklarında Gülşah demişti göbek adını…

Yaşlı gelinimiz karşı çıkmıştı ismini koymalarına kendince korkuyordu bu masum bebeğinde kendi gibi bir kader yaşamasından…

İstanbul’a geldikten sonra kendisi bile Gülşah adını kullanmamıştı soran komşularına Gülşen diyordu.

Şimdi bu ismi nasıl gözbebeği torununun evladına koymalarına izin verirdi…

Bu kadere gel sen de ortak ol diyebilir miydi?


 

 
Toplam blog
: 168
: 1098
Kayıt tarihi
: 02.07.10
 
 

4 kasım 1996 yılında İstanbul'da dünyaya geldim. Bu sene ilköğretimden mezun oldum. Okul hayatımd..