​ Orjinal olamamak / Sağlıklı Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Şubat '08

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
 

Orjinal olamamak

Orjinal olamamak
 

Insanin kendi benliginden cikip kendisine yabancilasmasi insanin, hayata karşı kötümser bakan, geleceğe güvenle bakamayan, hayata nasıl anlam katacağını bulamayan, kaybolmuşluk ve yalnızlık duygusu, sürekli sıkıntı ve boşluk hissi. Insanin, kendisine sunulan koşullara uyum sağlamak dışında topluma ve kendisine hiçbir katkısı olmayan, sürekli ekonomik yönde güçlünün yanında olma arzusu, hakkı için mücadele yerine güçlü olana yaranmak, mevcut sisteme sadece uyum sağlamak dışında hayata hiçbir etkisi olmayan bir beşer durumuna gelmesi. Bireyin bir yerlere bağlanmadan birilerine yaslanmadan, iş yapapama veya yön bulamamasinin yaninda bireyin insanlara, kendisine ve topluma yabancılaşma, güvensizlik duygusu ve yalnızlaşma, kendini toplumdan izole etmesi. Topluma karşı çekingen, içe dönük ve kendi düşünce ve fikirlerini açıklamaktan korkan, bireyin bulunduğu ortama veya görüşlere katılmak ve uyum sağlamak tek gerçek haline gelmesi gibi durumlari insanin kendinden uzaklasmasi veya yabancilasmasi olarak dusunuruz.

Değişimi kavramak ta yetersiz kalan insanoğlu gün geçtikçe kendine, çevresine ve doğal ortamlardan uzaklaşmaktadır. Bunun sonucu olarak degisimi kavrayamayan insan, kendine ve tabiatına yabancılaşmaya devam etmektedir. Toplumumuzun insanlari artık acı veren bir yalnızlık içinde. Aynılık ve sürekliliğin bozulduğu, kendi içinde şiddetli travma yaşayan, herhangi bir faliyetten zevk almayan, boşluk duygusu içinde, kararsızlık, temel güven duygusundan yoksun ve bağımlı, kendine uzaklaşmış bir birey haline gelmektedir. İnsanın kendine yabancılaşmasıyla birlikte yaşamın tek amacı, hayvani ihtiyaçların, yemek, içmek, uyumak, cinsellik gibi hislerin giderilmesi ve insani olan herşeyden uzaklaşmak. Kendi tabiatına uzaklaşan, yabancılaşan insan dış dünya haricinde kendi iç dünyasını unutur ve tüm gerçekliğin dış dünyada arar oysa kendimizi tanımak istiyorsak öncelikle kendi iç dünyamızla ve kendimizle ilgilenmemiz gerekir. Kendimizle, bedenimzle, cinselliğimizle ve ailemizle kurduğumuz bağın güvenli ve güvensiz oluşu da çok önemlidir. Çünkü kendi aklimizla sorunları algılayış şeklimiz, bu kurduğumuz güvenli ya da güvensiz iliskiye göre değişir. Kendimiz gibi davranmayıp asil halimizi bedenimize hapsedip, onun içinde sınırlayıp ve gizliyerek kendimizi baskalastirip, kendimizden farklı bir şey bekleme, farklı görme hissi oluşmaktadır. Onun için kendimiz olamıyoruz. Bedenimizi, ailemizi redderek kendimizi red etmiş oluruz. Bedenimize ve çevremize sahip çıkmak, kendimiz olmak, tamamen kendimizin farkında olmamiz gerekli. Kendimizi farklı görmekle, tabi bu kopuşlarla birlikte kendimize yabancılaşma ortaya çıkar. Bazen insanlar keşke şurda doğsaydım, falanin evladi olsaydım gibi cümleler kurar bu dusuncede kendinden, ailesinden, kendi doğal ortamından uzaklaşan bir birey ortaya çıkarir ve kendine yabancılaşma, kendine uzaklaşmayı getirir. Bazen bunları yaparken elimde değil deriz, boyle dusunce'de kendini baskalarina benzetme olur. Artık biz kendimizi başkalarının gözünde tartmaya başlarız, bu durumda'da bizde sahte kisilik başlamiş olur. Boylece biz kendimizden uzaklaşırız. Kendimizi farkli gormek gerçek kisilgin oksijen almasını engeller.

Tohum toprak üstüne çıktıktan sonra güneş, su ve minarelleri alir daha sonra kendi gerçek üstünlüğüne ulaşır. Eğer tohum gerekli minarelleri almasa curur gider. Gerçek benliğimizi, gerçekte kisiligimizi yaşamasak daima kendimizi başkasında ararız. Eger gercek kisiligimizi yaşamazsak, zamanla cesitli psikopatoljik sorunlarla karsilaşiriz.

Saygilarimla,
Mustafa Uçman

 
Toplam blog
: 92
: 2862
Kayıt tarihi
: 14.01.08
 
 

Hatay-Antakya’da 1963 yılında doğdu. İzmir İmam Hatip Lisesinden sonra 1981 yılında aile birleşim..