- Kategori
- Haber
Ormanda ayı ile karşılıklı ağız dalaşı yaptı. Ayı adama bağırdı. Adam da ayıya. Ayı kaçtı

16 yaşındaki Hakan Çelen, her zamanki gibi ineklerini dağa otlatmağa götürdü. Bunu, küçüklüğünden beri hep yapardı . Ormanda çırcır böcekleri ona eşlik ederdi. Uzun çakısıyle söğütten bir dal keser, ondan düdük yapardı, oyalanırdı. Her seferinde kendisine iş bulurdu.
Bir keresinde çoban emmisinin kavalından yapmayı denedi. Kalın bir dal kesti ormandan. Fazlalarını attı. Beş karış uzunluğundaki söğütten sopayı dizlerine döndüre döndüre vurmağa başladı. Taaaa ki, içi "kavlayana" kadar. Sonra, ittiriverdi baş kısmından. bir sırım gibi içini çıkardı. Beyaz kaygan sopasını attı. işe yaramazdı. Kalınca kabuğu elinde kaldı. Daha önceden, üzerine deliklerini açmıştı. Buraya kadar tamamdı da, nasıl becerecekti bu kaval işini, bilemedi.
Ki, tam bu sırada bir kükremeyle irkildi Hakan Çoban. Bu, çok iyi tanıdığı boz ayının sesiydi. Bir heykel gibi irkilip, kala kaldı öylecene. Bir heykel gibi kıpırdamıyordu
.
Daha sonra hırıltıların geldiği yerdeki ormanın yaprakları arasından hışırtılar gelmeğe başladı. Çiğnenen dallar büyük çıtırtılar koparıyordu. Çıka çıka büyük cüssesi ile ayı, ormandan açıklığa fırlayıp, iki ayağı üzerine kalkarak kükreyiverdi. İnekler çoktan kaçışmış, köyün yolunu tutmuştu. Kala kala ayı ile baş başa kalıvermişti. Dili damağı kuruyan çoban, elindeki şemsiyeyi sımsıkı tutuyordu.
Ayının yavruları vardı, bacakları arasında dolaşıyordu. Ayının gözlerinden ateş çıkıyordu ve bir anda orman öyle bir kükreme ile inledi ki, çırcır böcekleri bir anda sustu. Leylekler ağaç tepesindeki yuvalarından adeta düşecek oldu. Bir kısmı da pırrrr diyerek uçup gitti.
Koskoca ormanda ayı ve çoban Hakan, şimdi baş başaydı.
Bundan sonrasını Hakan anlatıyor: “ Ayı bana bağırdı, ben de ona bağırdım. Ayı öylece kalakaldı ve yavrularını önüne katarak ormandan defolup gitti.”
Anlayacağınız, karşılıklı bağrışmışlar. Ayı bağırınca, o hiç durur mu, o da bağırmış. “Böylelikle kurtuldum “ diyor. Kısacası, ayı ile ağız dalaşı yapmışlar. O ona bağırmış. O da ona. Altta kalmamış yani.
Ayının fırtına gibi sesle bağırtısının içinde neler vardı, neler demek istedi bilemiyoruz tabi. Ayılar çocuklarına düşkündür.
Dönüp babasına anlatmış olayı Çoban. Baba oğul ormanı talan etmişler elde silah. Bulamamışlar ayıyı.
Olay, Batının Hasankadı Beldesi, Vakıf Mahallesinde geçmiş. O gün bu gün Hakanın ünü, ayıya kükremesi ile anılıyor. “Hele hele anlat bakalım, ayı sana ne dedi de sen ne diye bağırdın” diye şakalaşıyorlar.
Aklınızda bulunsun. Tatildesiniz. Ormanı dolaşmağa çıkmışsınız. Siz de ayılarla karşılaşabilirsiniz. Onun için hazırlıklı olun. Ayı bağırınca size, altta kalmayın. Siz de bağıırın. Bağırırken küfür katmayın.. Belki alınabilir. Bağırın kuvvetlice. Sadece bağırın. Böylelikle ayı döner gider.
Aramızda dolaşan, her daim karşılaşabildiğimiz ayılar var elbette. Hele onlarla ağız dalaşına girmeyin. Ormandaki ayı ile, içimizdeki " Ayu" " ları bir tutmayın. Benden demesi.
Ört ki, ölem !


iNEK ÇOBANI, BABASI İLE. SİLAHI KUŞANDI GELDİ AMMA, AYI KAÇMIŞTI ÇOBANIIN ELİNDE TUTTUĞU KIRMIZI ŞEMSİYEYİ, HALA ELİNDE TUTUYOR. BIRAKMAMIŞ. İNSAN SİLAHLANIR BE !