- Kategori
- Felsefe
Oruç Okyanusa karışmaktır

Beden algısıyla yol alanlar için oruç, midenin guruldaması, susuzluğun artmasıdır. Bedensel bir külfettir. Oysaki orucun yiyecekle, içecekle, açlıkla, susuzlukla hiçbir alakası yoktur. Oruç beden algısının ötesine geçmeye cesaret etmek, Hakk olana meyletmektir. Özündeki ışığı parlatmak niyetiyle, ilahi kaynağa yönelmektir. Hakikatinde oruç, madde bilincinden arınıp şuur boyutuna yönelmeye andiçmektir.
Bilselerdi ki insanlar, huzursuzluklarının, gerginliklerin şifası oruçtur, hiç uzak kalırlar mıydı bu maneviyattan? Bilselerdi ki ellerini açıp dua ettikleriyle kavuşma anıdır oruç, hiç geri dururlar mıydı sahur etmekten?
Oruç, özgürlüktür. Zaman ve mekan kavramının olmadığı atom altı boyutuna usul usul süzülmektir. Gün ağarırken başlayıp, güneşin batışına kadar geçen sürede farkındalığa açılan kapı, arınma metodlarının en şifalısıdır.
Kişinin dış dünyada yaşadığı kargaşadan, sıkıntıdan uzaklaşıp iç dünyasına selam vermesidir. Oruç istek ve arzuların tam ortasına, merkezine oturup, tüm ihtiras, şehvet ve maddeye dair ihtiyaçlara ‘’Hayır’’ diyebilmektir. Hayır dedikçe, ruhsallığın tarifi imkansız boyutuna süzülmek, süzüldükçe evrensel bir yaşam enerjisiyle tanış olmaktır.
Oruç beden boyutunda perhiz yaparak, ruh boyutunda sonsuz bolluğa ulaşmaktır. Bedenin aslında hiç varolmadığını idrak etmek, ruhun üzerindeki kalın tabakalardan soyulmaktır.
Oruç, isteksizliğin, ihtiyaçsızlığın dünyasına göz kırpmak, samediyete ilerlemektir. Mutlak var olan Allah’a yönelmek, hakiki aşkla tanış olmaktır. Oruç, aşka yürümek, aşkla buluşmak, aşkın içine damla damla akarak okyunusa karışmaktır.
Bu manaların yaşanır olduğu kalpten tuttuğumuz nice oruçlar olsun. Ramazan-ı Şerif, bilinçlerimizin arındığı, ışığımızın parladığı günleri beraberinde getirsin inşallah.
Ayperi Ferda Oral / Eğitimci Yazar
Facebook/ Ayperi Ferda Oral