- Kategori
- Siyaset
Osmanlı Modası

Osmanlı askeri
Son zamanlarda Osmanlı lafı da sıkça ortaya atılıyor. Bazen Sultan düğünleri, bazen ölümler ve çokça da Osmanlı düzenini bir şekilde övmeye, yüceltmeye çalışan garip tartışma programları… 86 yılı geride bıraktığımız cumhuriyet yönetiminde ne yazık ki bazı kimseler hala eskilerde yaşamaya devam ediyor, kulluk sevdalarını sürdürüyorlar.
***
Bir televizyon programında kerameti kendinden menkul üç kişi oturmuş, güya son derece bilimsel bir sohbet ediyorlar. Bu bilge kişiler her sözlerinin başında terörden duydukları rahatsızlığı dile getirip bu terör derdinden kurtulursa Türkiye’nin önünün açık olduğunu, çok kısa bir sürede dünya devletleri arasında en itibarlı yerlere geleceğini ifade ediyorlar. Sonra da hemen sözü Osmanlı’ya getirip güya çözüm önerileri sunmaya çalışıyorlar.
“Osmanlı İmparatorluğu döneminde bu topraklarda barış ve kardeşlik vardı.”
“Bakın Osmanlı’dan sonra Filistin kan gölüne döndü.”
“Biz üç kıtada adalet ve barış üzere hükmettik…”
Adama sorarlar; madem bu kadar mükemmel yönetiliyordu da koca imparatorluk ne diye battı? İmparatorluğun son üç yüz yılında yalnızca batıdaki ayaklanmalarla uğraşılmadı. Rumeli’de yaşanan acıların benzerleri doğuda da yaşandı. Öyle ki, doğu kültürünün altına olan düşkünlüğünü çok iyi bilen Batı Ülkeleri buralardaki sözde Osmanlı tabasını satın alarak her daim başımıza dertler açmıştı. O Yemen Türküleri boşa yakılmadı. Yemen’deki, Arabistan’daki, Filistin’deki ayaklanmaların yanı sıra Anadolu’da çıkan ya da çıkartılan isyanlar nedeniyle imparatorluk duraklama ve gerileme devirlerinde hiç huzurlu günler yaşamadı. Kısa dönemli huzur devreleri mutlaka kanlı isyanlarla sona erdi.
***
Bu çok bilenler güya teröre de sözde Osmanlı düzeniyle çözümler öneriyorlar.
“Osmanlı çıkan isyanları bastırmakta zorlanınca isyancıları affeder, isyancı başına da paşalık rütbesi verip devlet hizmetine alırmış.”
Gördünüz mü, ne kolaymış isyan bastırmak? Teröriste de aynı tarifeyi uygulayacaksın. Affedip elebaşılarına üst düzey görevler, kalanlara da ömür boyu maaş… Sevgili okuyucu, artık ülkede kantarın topuzu kaçtı. Düşünce hürriyeti söylemini kendilerine kalkan yapanlar ülkeyi vatanı ve milletiyle bölmek için açıkça propagandalar yapmaya başladı.
***
Her şey o kadar çok birbirine benziyor ki. Osmanlı’nın son dönemlerinde bütün ayrılıkçılar kendi etnik kökenlerini gururla ortaya koyup bu yolla ayrıcalıklar talep ederken Türkler birlik ve beraberlik uğruna Türklüklerini bir tarafa bırakıp “Osmanlıyız” diyerek güya uzlaşmacı olmaya çalışırlardı. Günümüzde de aynı oyun sahnelenmiyor mu?
***
Bir de kapitülasyonlar vardı. Biz eğitim hayatımızda Cumhuriyet yönetimiyle kapitülasyonların kaldırıldığını öğrendik ve öğretmen olarak da öğrencilerimize bunu gurur ve mutlulukla anlattık. Şimdi o kapitülasyonlar daha da ağırlaştırılmış bir şekilde geri geldi. İMF ve Dünya Bankası gibi kuruluşların sıradan yöneticileri bizim hükümetimize ev ödevleri verir oldular.
***
Son söz; zaten borcumuzla, harcımızla, devlet yönetimimizdeki yabancı etkisiyle pek çok konudaki acizliklerimizle Osmanlı’ya benzetildik. Bazıları son kalan zenginliğimiz olan Cumhuriyeti de birinci, ikinci diyerek yozlaştırma peşinde.