​ Osmanlı tebaasında gayrimüslimler / Tarih / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Mayıs '14

 
Kategori
Tarih
 

Osmanlı tebaasında gayrimüslimler

Osmanlı tebaasında gayrimüslimler
 

Öncelikle gayrimüslim teriminin ufak bir tanımını yapmak istiyorum. Osmanlı'da İslam dinini kabul edenlere Müslüman kabul etmeyenlere ise gayrimüslim denirdi. Şunu da belirtmek isterim İslamiyet te ve Osmanlı da dil, ırk, renk ayırımı yoktur.

Osmanlı Beyliği, Hristiyan toplulukların yoğun bulunduğu yerlerde kurulup genişlediği için gayrimüslimlerle sürekli yakın ilişkiler içindeydi.

Osmanlı da en fazla bulunan gayrimüslim topluluk Ortodokslardı. Gregoryen Ermeniler, Yahudiler ve Katolikler de diğer gayrimüslim topluluklardı.

En önemli husus ise Osmanlı bu gayrimüslim halka nasıl davranıyordu?

Osmanlılar kendi idaresi altında bulunan gayrimüslimlerden vergi almaktaydı. Bu vergiye ‘cizye’ denilmekteydi. Bunun dışında kendi dinlerini yaşamalarına yani o dinin yerine getirilmesini emrettiği hususlara kesinlikle karışılmıyor sıkıntı çıkartılmıyordu. Birkaç nokta var bunlar; Kiliselerin camilerden yüksek veya fazla olmasına izin verilmiyor belli bir döneme kadar da kiliselerin onarılmasına müsaade edilmiyordu. 2. Mahmut döneminde ise kiliselerin onarılmasına izin verilmeye başlanmıştır. Aslında bu bir kural gibi gözükse de tam olarak öyle değildi. Balkanlarda kilise onarımı hatta ihtiyaçtan ötürü kilise inşası bile yapılmıştır.

Osmanlının ilk zamanlarında ordu da görev yapan birçok Hristiyan asker vardı fakat devletin üst kademesinde olmaları için Müslüman olmaları gerekiyordu. 16. yüzyılda ordudaki gayrimüslim askerler voynuk ve martolos gibi geri hizmet birimleri dışındakiler ordudan çıkarıldı.

Kıyafet konusuna gelecek olursak Osmanlının ilk dönemlerinde gayrimüslimlerin kıyafetlerine karışılmazdı. Fakat 15.yüzyılda yavaş yavaş bu hürriyetlerini kaybetmeye başladılar daha sonra özellikle ekonomik nedenlerden ötürü bu kısıtlama arttı. Bu baskının en yoğun olduğu dönem ise 3.Murat dönemi olarak bilinmektedir.

Hatta 3. Murat zamanında gayrimüslimlerin farklı renklerde sarık takmaları tülbendin değerini arttırdığı ve Müslümanları zora soktuğuna dair bir çıkış oldu. Bunun sonucunda gayrimüslimler sarıklarını çıkartarak Avrupalı Hristiyanlar gibi renkli şapkalar takmaya başladılar.

Yine 1856 ya kadar bunların içinde sosyal hayat ta olmak üzere birçok alanda kısıtlama yapıldı bu dönemde. Paskalya kutlamalarına sınır koyuldu. Gayrimüslim halkın camii ve türbelerin etrafında oturması yasaktı. Aynı doğrultuda kilisede çan çalınması da yasaklanmıştı.

Birde önemli bir husus var Osmanlı hiçbir zaman Müslümanlaştırma politikası izlememiştir. Bu durum kimseye dinini değiştirme konusunda baskı yapılamaz anlamına geliyordu. Bir bakıma klasik İslami anlayışla örtüşüyordu.

Osmanlı da hoşgörü var mıydı sorusuna gelecek olursak yukarıda da bahsettiğim gibi kesinlikle dini açıdan bir baskı söz konusu değildi. Bazı kısıtlamalar oldu ise de dönemin şartlarını göz önüne aldığımızda hoşgörünün yüksek düzeyde olduğunu söyleyebiliriz. Şunu da belirtmek isterim aynı dönem içerisinde Osmanlıda ki hoşgörü siyaseti diğer devletlerde görülmemekteydi.

Kısa bir şekilde bu konunun üzerinde durmaya çalıştım buradan çıkaracağımız sonuç ise Osmanlı Devleti kendi içinde ayrıldığı dönemlerde değişiklikler gösterse de bir hoşgörü devleti olmaktan hiçbir zaman ödün vermemiştir.

Hoşça kalın, dostça kalın, sevgiyle kalın…

twitter.com/muhammeddede

 
Toplam blog
: 16
: 916
Kayıt tarihi
: 28.05.13
 
 

Okur-yazar ..