- Kategori
- Siyaset
Osmanlı'yı yeşertmek

Yavuz Sultan Selim'in batıyla yaptığı savaşlar, doğuda yaptıklarıyla kıyas edilirse devede kulak kalır. Zira Sultan Selim, Trabzon valiliği sırasında da en büyük tehlike olarak türkmen ve safevileri görmüş, hristiyan ve yahudilerden daha büyük tehlike olarak şiileri belirlemiştir. Saltanatı boyunca öldürdüğü insanların büyük bir bölümünü müslümanlar oluşturmuştur. Anadoludaki şii etkisinin arttığından babasının bihaber olduğunu düşünmüş ve babasını sürekli bu konuda uyarmıştır. Müslümanlara güvenip-anlaşıp batıya saldırmak yerine hristiyanlara güvenip-anlaşıp doğuya saldıracak kadar müslümanları rakip bellemiştir. Velakin gözü karalığı ve kararlılığı Osmanlı ordusunun gücüyle birleşince çok kısa bir sürede toprakları 2 kattan fazla büyütmüş, hazineyi ağzına kadar doldurmuştur.
O günden bugüne tarihte kendisine hayran binlerce insan olmuştur. Ama bu hayranlardan hiçbiri Ahmet Davutoğlu'nun eline su dökememiştir ve dökemeyecektir. Dış işleri bakanımız Sultan Selim'e hayran olduğu kadar düşüncelerine de hayrandır. Tıpkı Sultan Selim gibi doğuyu kendine düşman bellemiş ve ivedilikle bu konuda çalışmaya başlamıştır. Tabi ki doğuda da zekası kuvvetli insanlar vardır ve bunu fark etmişlerdir. Suriye hali hazırda bizi en büyük tehlike olarak görmekteyken İran da benzeri tutumu el altından sergilemektedir. Şöyle ki PKK son zamanlarda vur kaç yapmayı bırakıp bölge hakimiyeti almaya çalışmaktadır. PKK, Suriye ve İran'dan gelen maddi-manevi desteğin yanı sıra insan gücü de almaktadır. Bu sebeple terör olayları tırmanmıştır. Son zamanlarda yakalanan veya öldürülen teröristler bu sebepten genelde İran menşeilidirler. Dikkatli gözlerin gördüğünü Davutoğlu da fark etmiştir muhakkak amma velakin dış politikada herhangi bir değişiklik olmamıştır. Bu da Davutoğlu'nun resti gördüğü ve devam ettiği şeklinde yorumlanabilir. Tahminim; Kendisinin de dile getirdiği üzere Osmanlı'yı yeşertmektir. Amerika ve İsrail'in buna izin vereceğini düşünmektedir ki Amerika bunu destekler. Çünkü Çin ve Rusya'nın yanı başında güçlü bir müttefik istemektedir ve aynı zamanda İran gibi bir düşmandan da kurtulmuş olacaktır. İsrail de aynı şekilde düşünmektedir, zaten tarihin hiçbir döneminde yahudiler Osmanlı'yla kötü olmamıştır(Hükümetin şuan İsrail’le didişmesi tamamen göstermelik ve iç politikaya yönelik bir harekettir).
Eh işte ne güzel Osmanlı'yı yeşertelim denebilir mi? Denemez.. Birinin Ahmet Davutoğlu'na şartların çok farklı olduğunu hatırlatması gerek. Yavuz Sultan Selim'in elinde dünyanın en güçlü (sözde değil gerçekte) ordusu vardı. Düşmanın elinde olmayan teknolojisi, yani muhteşem topçuları vardı. Zaten neredeyse bütün savaşları bu topçuları sayesinde kazandı. Şuanda ancak Türk forumlarında dünyanın en güçlü ordusu Türklerde var denir. Ayrıca çok önemli bir dipnot olarak, Sultan Selim'in en yetenekli ve nitelikli komutanları cemaat öyle istedi diye hapiste değildi..