​ ÖSYM ve AKP (AKP'nin elini atıp da batırmadığı kurum kaldı mı?) / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

12 Nisan '11

 
Kategori
Siyaset
 

ÖSYM ve AKP (AKP'nin elini atıp da batırmadığı kurum kaldı mı?)

ÖSYM ve AKP (AKP'nin elini atıp da batırmadığı kurum kaldı mı?)
 

Türkiye’de de güvenilebilirlik kalibresinde hayli üst sıralara oturan kurumların var olduğunu inkâr edemeyiz. Kimi öyle kurumlar var ki dünya sıralamasında en tepe noktaları gözüne kestirmiş bir vaziyette, o tepe noktalara doğru emin adımlarla ilerliyor. İşte THY buna bir örnektir. Hizmet kalitesindeki profesyonelliği THY uçaklarının içerisine her adım attığınız anda teneffüs edebiliyorsunuz. Pek tabii ki insan, bu gibi takdir edici durumlarla karşılaştığında ister istemez gurur duyuyor. 

Türkiye’de de kurumları idare eden üst düzey yöneticiler, bulunmuş oldukları konum gereği, yaptıkları işin hakkını vererek ve belli bir hedefe kilitlenerek, o hedefe ulaşmanın yollarını araştırıp, doğruları uygulamaya sokabiliyorsa istenilen olumlu sonuçları elde edebiliyor. Bu durum hem kimi kamu kurumları için geçerli, hem de kimi özel sektör kuruluşları için geçerli. 

Bu gün Türkiye, turizm sektöründeki hizmet kalitesiyle dünyaya bilgi satar hale gelmiştir. Dünyanın birçok ülkesinden güneye gelen yatırımcılar, binlerce yatak kapasitesine sahip konaklama tesislerinin idaresine gıpta ile bakmakta ve kurulan sistemin aksaksız bir şekilde ve rutin bir halde uygulanmasını hayretle karşılamakta. Zira turizm sektörünün hayli gelişmiş olduğu birçok ülkede dahi, binlerle ifade edilen yatak kapasitesine sahip tesisler yok ve bu tesislerin büyük bir çoğunluğu en fazla ikiyüzelli oda ve beş yüz yatak kapasitesine sahip şekilde tasarlanarak hizmet veriyor. Oysa Türkiye’de bu durum çok daha farklı seyrediyor. Türkiye’nin turizm sektöründe yeni olması ve kısa zaman diliminde saray yavrusu tesisleri faaliyete geçirerek hizmet vermesi ve bu tesislerin her birinin en az bin yatak kapasitesinden başlıyor olması Türkiye turizmini farklı bir noktaya oturtuyor. Göz alıcı tesis tasarımları, üst düzey hizmet kalitesi, yiyecek ve içecek çeşitliliği, eğlencesi, doğası, denizi… Bu saydıklarımızın bir araya gelmesi ve sistemli ve aksaksız bir şekilde rutinin sağlanması ile birlikte bu gün Türkiye, turizmde daha üst sıralara doğru emin adımlarla ilerliyor. 

İlk paragrafımda ifade ettiğim gibi bütün mesele üst düzey yöneticilerin zihinsel olarak sürekli gelişme, kaliteyi arttırma hedeflerinin olması, işine gerekli önem ve hassasiyeti göstermesiyle birlikte, dürüstlüğü düstur edinmiş olması kimi sektör ve kamu kurumlarında başarılı sonuçlar elde edilmesine neden oluyordu. 

Bu konuyu ele almamdaki asıl nedenim son yapılan YGS sınavına ilişkindi. Biliyorsunuz geçtiğimiz yıllarda ÖSYM denen kurum kendisini ispat etmişti ve hakkında en küçük bir şaibeye dair şüphe uyandıran bir kurum olmaktan uzaktı. ÖSYM her türlü sınavı layıkıyla yapıyor ve kurulmuş olan sistem sağlıklı bir şekilde işliyordu. Hatta ve hatta şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki Türkiye’de şahsımın en fazla güven duyduğu kurumlardan birisiydi ÖSYM. Fakat gelin görün ki, son yıllarda yapılan bütün sınavlarda ÖSYM sınıfta kalan bir profil çizdi. Ülkenin en güvenilir kurumu olan ÖSYM bir anda bu ülkede en fazla sorgulanan kurum haline geldi. Bu denli gelişmiş ve her türlü teknik alt yapısını oturtmuş olan kurum, bu güne kadar yapmış olduğu sınavlarda başarılı olmuşken, kurumun siyasallaşması ile birlikte skandal sonuçların ortaya çıkmasına tanık olmaya başladık. Son birkaç yıl içerisinde ÖSYM tarafından yapılan sınavların durumlarının nasıl cereyan ettiğini ve sınavların bir çoğunun iptal edilmek suretiyle yenilendiği ortada. Durum vaziyet böyleyken, siyasal iktidarın başı ve bakanları koro halinde kendilerinin yıpratılmasından bahsediyorlar. Bu durumu ortaya atanın Ergenekon çevreleri olduğunu ileri sürüp, sınavlarda hile, hurda, şaibe gibi şeylerin yapılmadığını anlatmaya çalışıyorlar. Bu koroya destek mahiyetinde Cumhurbaşkanı da son yapılan YGS’ye ilişkin, ÖSYM başkanının yapmış olduğu açıklamayı dikkate alarak tatmin olduğunu ifade etti. Pek tabii ki bu tip çıkışlar ve kamuoyuna yapılan bu türden açıklamalarında bir bedeli olacaktır. Sınavda hile, hurda olduğu ortada... Sınavın şaibeli olduğu ortada… Ve sorumlu başkan kamuoyunu tatmin edici açıklamalar yapamıyor. Her açıklaması bataklığın içerisinde çırpınmanın ifadesi oluyor. Hâl vaziyet böyleyken, siyasal iktidar hangi bilgiden hareketle sınavda şaibe olmadığına karar verip, kendilerine dair karşıtlarının asılsız, mesnetsiz iddialarda bulunduğunu ileri sürebiliyor? 

Siyasal iktidarın uzun zamandan beridir ki izlemiş olduğu yalın bir politikası var. Ülke yönetiminde üstesinden gelemediği, el atıp yüzüne gözüne bulaştırdığı her işin altından Ergenekon’u hedef gösterme politikasıdır bu… Bütün kötülüklerin müsebbibi Ergenekon Terör Örgütü…!!! 

İnternet ortamında sınavlara ilişkin kimi bilgilerimi de tazelemek adına biraz gezindim ve AKP döneminde yapılmış olan sınavlardaki şaibeleri ve iptal edilen sınavların neler olduğuna baktım. Manzara pek tabii ki korkunç… Bir defa ortada sektör halini almış bir yapılanma var. “Sınav Sektörü” . Bu sektör trilyonluk bir pazarı ifade ediyor. YGS-LYS, KPSS, SBS, Ehliyet, Özel Güvenlik Sınavları ve saire… AKP döneminde bu alanlarda yapılan ve hile hurda karışan sınavların listesi şunlar; 

Dış Ticaret Müsteşarlığı 2008 yılında dış ticaret uzman yardımcılığı sınavı yapıyor ve sınava hile karışıyor. 30 kişinin alınacağı sınavda 43 kişi 70 ve üstü puan alıyor. Daha sonra müsteşarlık sınava giren adaylara 10 puan ekleyerek 180 kişinin sınava sözlü sınava girmesini sağlıyor. Puan eklenerek sınava girenlerin arasından müsteşar yardımcısının da kızı çıkıyor. 

ÖSYM tarafından 13 Eylül 2009’da yapılan Polis Akademisi Meslek Yüksekokulları Öğrenci Adaylığı Sınavı’nda sorular çalınıyor ve sınav iptal ediliyor. İptal edilen bu sınav 1 Kasım 2009 tarihinde yeniden yapılıyor. Yeniden yapılan bu sınav, Deneme Sınavı’nda yer alan 103 sorudan 88 sorunun sınavda sorulan 120 sorudan 88’i ile çakıştı. Bu soruların cemaate yakın dershanelerdeki öğrencilere verildiği ortaya çıktı. 

Avrupa Birliği Genel Sekreterliği Uzmanlık sınavında da benzer hile ve şaibeler yapılmış. 2009 yılında yapılan bu sınavda, sınav ilanından sözlü sınava kadar geçen sürede aranan şartlara ilişkin yönetmelik değiştiriliyor ve bir daire başkanının eşinin de aralarında bulunduğu ve ilk yönetmelikte belirtilen şartları taşımayanların tamamı sınavı kazanıyor. 

2010 yılının Kasım ayında Sağlık Bakanlığı özürlü Personel Alım sınavındaki sorular sınavdan iki gün önce internete sızıyor ve 21’i ön lisans, 3’ü lise, biri de ilköğretimde olmak üzere 25 soru sınav öncesi yayınlandı. 

2009 yılında yapılan TRT sınav sonuçları internet sitesinden yayınlandı. Ancak TRT’nin Bilgi İşlem Dairesi, listenin Excel dosyasındaki gizli bölümünü silmeden, internet sitesine koyunca, skandal ortaya çıktı. Bu bölümde adayların “Kefil ve referansları” yer aldı. TRT, ortaya çıkan bu rezaleti inkâr etmek zorunda kaldı. 

ÖSYM 10 ve 11 Temmuz 2010 tarihinde yapmış olduğu KPSS sınavında, Devlet Denetleme Kurulu ve Ankara Cumhuriyet Savcılığı, ÖSYM içerisinden bir şebekenin sınav sorularını adaylara 10 bin dolar karşılığında sattığını belirledi. 

Bunca hile hurda sonrasında siyasal iktidarın söyleyebileceği bir şey kalıyor mu? Ellerini attıkları her yeri batıran bir siyasal iktidarın başarılı olduğunu düşünmek en hafifinden yana kör olmayı gerektiriyor. İşte TÜBİTAK’ın durumu… TDK’nın düşmüş olduğu vaziyet… 

Bir de Başbakan meclis kürsüsüne çıkıp “Devlet yönetiyoruz devlet” diye esip gürlemiyor mu? İnanın gülesim geliyor o haline. 

 
Toplam blog
: 1509
: 1145
Kayıt tarihi
: 07.08.07
 
 

Yazarım... Okurum... Öğrencilik yıllarımda çok yazdım... Kompozisyon derslerinde yazdım... Duvar ..