​ Ot kültürünüz var mı? Enginarla baklayı birlikte tüketin, karaciğeriniz temizlensin. / Sağlıklı Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

27 Ağustos '15

 
Kategori
Sağlıklı Yaşam
 

Ot kültürünüz var mı? Enginarla baklayı birlikte tüketin, karaciğeriniz temizlensin.

Ot kültürünüz var mı? Enginarla baklayı birlikte  tüketin, karaciğeriniz temizlensin.
 

Alibey Adası sokakları...


 

 

         Karşı  adalar dediğimiz yerin karşısına düşen Türkiye’nin kıyı şehirlerinde, istisnasız otçuluk,  bölgenin en  farklı öğesi oluyor. Tabi Ege kıyılarından bahsediyoruz.

         Ot uğruna bu güne bu gün, festivaller düzenleniyor. Mahalli idareler tam kadro otların arasında şenlikler yapıyorlar. Otlardan yapılmış yemekleri tadıyorlar.

         Böylesi bir ot kültürü, kıyı Türklerinin de benimsediği bir durum olmalı ki, artık otsuz ev yok gibi.

         Ali Bey Adasındayız. Eski adı Cunda. Yeni düzenleme, herkesi kızdırmış sahil kenarında.  Sıraya restoranlar, epeyce, sahilden içeri çekilmiş. Burası yaya yolu ve kayık bağlama rıhtımına dönüşmüş. Aileler tedirgin. Çocuklarının her an denize uçmalar mümkün. O bakımdan ellerini sıkı tutuyor anneler.

         Sıra sıra deniz kenarlarının restoranları. Hepsi birbirine benziyor. Hepsi yan yana. Birinde ne pişiyorsa, diğerinin  ocağında o pişiyordur. Yalnız yapılış ve takdim şekilleri bambaşka tabi.

         Vitrininde en çok ot menüsü bulunan  bir Restoranı seçtik,  “Otlarla tanıştır bizi” dedik, sahibine. İzah da istedik. Neyin nesidir. Yemeğinin özellikleri nelerdir. Meğersem patron, ot uzmanı çıktı. İsmi İbrahim Çobanoğlu. Kısacası İbrahim usta diye anılıyor.  Sahibi bulunduğu Yakamoz Restaurant da sergiliyor otlarını..tabi.  Kökenlerinde ot  kültürü var.

         Neler yok ki, neler. Kelle peyniri ile yaptıkları patlıcan börekleri çok meşhurmuş. Devamla da balıklı pazı böreği, krepli deniz mahsulleri, karides, sübye, kalamar, ahtapot, midye, istiridye, kidonya, tarak, akaudis, tuzda balık buğulama, kalamar ve ızgara çeşitleri

         Otlardan da turpotu, harda lotu, hindi bağ,  (Rezine), istifno, papüles, bunlardan bazıları.

İSTANBULLU FİLİZ BULAKBAŞI AİLESİNE RASTLADIK. ANA KIZ CUNDA NIN TADINI ÇIKARIYORLARDI.. BURADAKİ ATMOSFERDEN BÜYÜLENMİŞLERDİ

 

        EGE  MUTFAĞININ İNCİSİ: “OT YEMEKLERİ”

        İbrahim Usta anlatıyor: “Ege mutfağının da içinde  gerekenler içinde, otlar ve zeytinyağı vardır. En sağlıklı ve doğru beslenmenin Akdeniz ve Ege kıyıları ile Girit'te olduğunu saptanmıştır. Otlarla beslenmede özellikle antioksidan değeri taşıyanlar büyük önem taşır. İşte bu otların tüketilmesi çok önemlidir. Radika, hindi bağı, hardal otu bu tür otlara örnektir. Bir de ürik asit toplanmasını engelleyen otlar vardır. Eşek helvası, yabani kuşkonmaz bu tür otlara örnektir. Bu otlar da vücut için çok yararlıdır. Özellikle enginar ve baklayı yan yana tükettiğinizde karaciğerinizi temizlemiş olursunuz.”Tam yerine gelmişiz, Bu İbrahim Usta epey meraklı ve bilgili.

        Evet, evet. Ege’de, yenilen elliden fazla ot çeşidi vardır.. Çeşitleriyle mutfaklara zenginlik katar Ege'nin otları. Otlar, katkı eklemeden, doğal halleriyle pişirilir ve yenirse, daha lezzetlidir. Alışkın olmayanlara ilkten bu, yavan gelir.

        Ege insanının otlara karşı sevgisi o kadar derindir ki otları domates veya herhangi bir kuvvetli katkı kullanmadan yalın halleriyle pişirirler. Böylece otların doğal karakterlerini olduğu gibi damaklarında hissederler. Üstelik otların çoğunun kekremsi bir lezzeti olmasına rağmen ısrarla ot yemeklerinde etkili lezzet katkıları kullanmazlar. Ot yemeklerine alışkın olmayanlar ise bu tür yemekleri yerken genellikle pek keyif almazlar. Özellikle Orta Anadolu ve doğusunda hatta Karadeniz de otlardan yapılan yemekler geleneksel olarak pişirilir. Fakat Ege'de bunun aksine bu yemekler daha baharatsız ve katkısızdır.

        Ustamızdan bilgiler aldık. Otların isimlerini istedik. Bir çırpıda saydı: “Turp otu, hindibağ, tarla börülcesi, kabak çiçeği, istifno, Arapsaçı, kaz ayağı, su teresi, ebegümeci, labada, deniz fasulyesi, kaya koruğu.

         Ot yemekleri arasında kabak çiçeği dolması, acı ot kavurması, papucaki, silkme, ısırgan salatası, kuzu etli şevket-i bostan, zeytinyağlı turp otu, ebegümeci dolması, gelincik böreği, radika salatası, domatesli börülce, kirmen kabağı ekşilemesi, devetabanı otu kavurması, sütlü ebegümeci, kazayağı salatası, eşek turbu sündürmesi gibi birbirinden farklı isimlerle anılan birçok çeşit yer alır.

Bir şiir bulduk. Sevgili Yılmaz Özdil yazmış. Yazıya uyar diye buraya alıyoruz.

Türk'ü de içer, / Kürt'ü de, / Laz'ı da, Çerkez'i de./  Sor bak, /Ermeni'si de,/ Rum'u da, Yahudi'si de./ AB'cidir.../ Çünkü Rum öyle bir meze yapar ki, / Helali hoş olsun, Kıbrıs'ı veresin gelir!
Madem gıcıksın rakıya... / Neden balık avlıyorsun o zaman kardeşim? / Şerbetle mi yiyeceksin lüferi? / Ne anlamı var deniz börülcesinin, / Rokanın, radikanın, cibezin.../ İnek miyiz biz?  / Oku bak... / Ne diyor dünya güzeli Orhan Veli:  / Şiir yazıyorum  / Şiir yazıp eskiler alıyorum  / Eskiler verip musikiler alıyorum  / Bir de rakı şişesinde balık olsam...

İNSANLARIN HAYATINDA OT KÜLTÜRÜ ÖNEMLİDİR. BİR ÇOK DOĞAL İLAÇLARDIR. FARKINA  VARMADAN TÜKETİR, SAĞLIĞIMIZI KURTARIIRIZ.

 

İBRAHİM USTA HİÇ ÜŞENMEDİ. BİZE İZAHAT VERİRKEN, BİR BAŞKA MÜŞTERİ DUVARDAKİ TARİHİ BİNANIN NERESİ OLDUĞUNU SORUYORDU.. hİÇ ÜŞENMEDİ, UZUN UZUN İZAH ETTİ. ZİRA ALİ BEY ADASINI  HER YERİNDE ADIM BAŞI  TARİHİ ESERLER MEVCUT

İBRAHİM USTA, KIZLARIN "HİÇ HAYATIMIZDA BU KADAR BÜYÜK BALIK GÖRMEDİK" DİYE LAF ATMALARINA KARŞILIK VEREREK BALIĞIN NİMETLERİNİ SAYDI DÖKTÜ.

DUVARDAKİ İŞTE O RESİM. ESKİDEN MÜBADELE SIRASINDAKİ BU YERDE, ŞİMDİ YAKAMOZ RESTORAN YÜKSELİYOR. ESKİDEN MEZBELELİKMİŞ ADANIN BU KESİMİ. SADE, BASİT BİR HAYAT. RESİMDE DE YAZILI OLDUĞU GİBİ "EVVEL ZAMAN İÇİNDE" BİZ DE EKLEYELİM: "HAYALİ CİHAN DEĞER"

ANA-KIZ BULAKBAŞILARA, YEMEKTE RASTLADIK.. BİRBİRLERİNE ÇOK BAĞLILAR..KIZLARI FİLİZ HANIM DUMANI ÜSTÜNDE BAZI SIKINTILAR YAŞAMIŞ. ONUN TELAFİSİ İÇİN BÖYLESİ MORAL YEMEKLERİ İYİ GELİYORMUŞ.

Bu gençlere aynı yerde  Cuna  YAMOZ'DA RASTLADIM. kORAY TONAĞAR, GÜVEN ESRA, tOLGA EPİK, ve  GİZEM CÜCE

 
Toplam blog
: 1616
: 918
Kayıt tarihi
: 13.08.06
 
 

Hayatın dikenli yollarından geçmenin  sırrı, aralarından çabuk geçmektir. Ümit, naylon çorap giyd..