- Kategori
- İlişkiler
Öyle bir "çocukluk aşkıydı ki," dillere destandı...

Son senelerin en büyük ve görkemli nikahı, Bartın’a kıyıldı. Bartın Belediye Başkanı, oğlunun nikah töreninde, heyecandan sesi titreyerek, “ Bu iş nasıl oluyordu yahu” diyerek oğlunun nikahını, binlerce davetli huzurunda kıydı.
Hüseyin Alp Akın ile Birce Bengi Ulus’un nikah şahitliğini MHP. Genel Başkanı Devlet Bahçeli ve Vali Bülent Savur’un yaptığı törende, MHP ağırlık konular, dikkati çekti. MHP. Genel Başkan Yardımcılarının yanı sıra, Vali yardımcıları, Emniyet Müdürü İl ve ilçe belediye başkanları, Garnizon Komutanı Daire müdürleri TSO Başkanı Zeki Çakan ve pek çok davetli katıldı,
Tören, Bartın’ın güzide otellerinden biri olan Grand Astra Resort Hotel’in havuzu başında yapıldı. Havuzda kuğular gibi yüzen çiçek demetleri, onların sudaki akisler, pek çok romantizmin çağrımcısı oldu. Aldatmaz’lar, tam kadro, otellerinin başındaydılar. Gidişatı, sessiz gözlerle, derinden, gözlemliyor ve dikkatlerini şölene vermişlerdi.
Çevrenin beyazlara bürünmüş atmosferi, peri masallarında görülen tablonun, hemen aynısıydı. Her an için “kuğuların çektiği” beyaz gelin arabalarından fışkıracak ışıklı demetlerdeydi gözler. Nitekim de öyle oldu. Genç kızlar, içinde mumları yanan balonlar uçurdular gökyüzüne. Gökyüzü de bu şölende dahil edildi, ışıl ışıl oldu her yer.
Hiçbir davetli unutulmasın diye harcanan çaba ile 18 bin davetiye bastıran nikah sahipleri, 12 saat müddetle töreni açık tuttukları halde, ziyaretçilerin ardı arkası kesilmedi. Ve bu ziyaretçileri ağırlayan Grand Astra Hotel personeli, fre vermeden hizmet etti. Otelin 4 yıldızlık hakkını verdi. Öyleki Restoran veya resepsiyon Şefi olabileceğini tahmin ettiğimiz tıknaz bir görevliden, bir misafir bira istedi. "Katiyen yasak. Veremiyoruz" dedi. Öbürü israr etti. Ve o bira verilmedi. Diğeri ona " 4 ncü Murat mısın da içki yasağı koyuyorsun! " demesine rağmen yine içki vermedi. Bu olayı seyredenler, o tıknaz personele gıpta ettiler...
Ve öyle bir çocukluk aşkıydı ki bu, dillere destandı. Hep bu günler beklendi. Yürekler hep bu günler için attı. Onlar birleşerek, dünyaya hükmedecek şekilde bir aşk iksirinin sihrini gösterecekleri günün ipini çektiler sabırla. Sabır taşı eridi, bitti, çatladı, onlar kutsal aşklarının hep arkasındaydılar.Davetliler, hem kıza ayrı, hem damada ayrı ilgi ve sevgi gösterdiler.
Denilebilir ki, Bartın’da böylesi büyük ve görkemli düğün olmamıştı. Bu bakımdan yankıları, geçen C. tesinden beri hala süren nikah sürecinin safahatı, dillerden düşmedi. Nasıl düşmesin ki. Yemekli davette, içki hariç, sofrada her şey vardı. Ziyaretler aynı gün gece 24,00’e kadar devam etmesi karşısında siyasi mahfiller hemen aralarında kontakt kurarak “ Bu izdiham ve teveccüh, baba Akın’a mahsus” özel ilgidir. Ve devamla: “Son günlerde AKP’den milletvekillerince söylemlerle yıpratılmağa çalışılmasına verilen bir “cevap” mahiyetinde görülmektedir. “ Kulislerde bu laflar döndü hep.
Oğlunun nikahını kıyarken, Başkan Cemal Akın şöyle dedi: “ Oğlum daha sekiz yaşında iken, Sayın Devlet Bahçelinin kucağında uyuya kaldı. Bu gün ise, oğlumun nikahını kıyıyorum. Son derece de mutlandım” şeklinde konuştu. Nikah sonrası yeni evlilere Başkan Akın, ayrıca plaket verdi.
Bir nikah töreni ki, dillere destan olmağa, daha uzun zaman devam edecek. Havuz kenarından ayarı olar çepçevre dört ayrı yerde de davetliler teker teker ağırlandı. Gönderilen çiçeklerle davetlilere gidiş yolları işaretlenmiş gibiydi. Devetliler, havuz başına, bu çiçekli yollardan kolay ulaştılar. Aynı gece genç kızlar, içlerine, dileklerini de koyarak gökyüzüne yanar balonlar uçurdular. Bir anda gökyüzü ıuşıl ışıl oluverdi.
Yeni çiftlerin halleri pek yamandı. Gecenin ileri saatlerine doğru, oturmak ihtiyacı hissettiler. Takı merasimi için güneşin altında , nerede ise kabuk değiştireceklerdi. Bir Allahın kulu da gelip “ Şu işi oturarak yapsalar ya” demedi.
Davetli genç kızların hülyalı bakışları, pırıl pırıldı. Gelinliğe dalan gözler, rüyadaki gibiydi. Hep gelinlik hayali ile tutuştu yürekler.
Bir eski aşk, bir eski alev, burada yanıp tutuştu, yer yüne çıkıp sere serpe “işte buradayım ve huzurdayız” dendi. Bu sözlerin sahipleri, yen evlilerdi tabi.



















