- Kategori
- Magazin
Öylesine bir Erol Köse yazısı …

Vallahi, sözlerime nereden başlasam, O‘nu anlatmaya hangi cümleden girip de ne gibi ifadeler kullansam bilmiyorum… Herhangi bir dünya dilinin Erol Köseyi tarif edecek kalıpları ve kelimeleri tamamiyle barındırabileceğini de zannetmiyorum…
Nevi şahsına münhasır, son derece özel bir kişilik kendisi… Hayatla kavgalı her daim… Ünlüler dünyasında eleştirilerine ve dokundurmalarına maruz kalmamış kimse yok neredeyse… Eğer şu güne kadar bana dil uzatmadıysa, ya kaale almadığı içindir, ya da ünlü filan olmadığımdandır…
Yoksa incir çekirdeğini doldurmayacak meselelerden tutun da, en ciddi konulara kadar, neredeyse bulaşmadığım şey yok… Beni de üzerime az biraz limon sıkıp, bir güzel yer o durdurulamaz iştahlı cümleleriyle…
Ne diyeyim sopamı şimdiden hazırlıyorum… Şu üç günlük dünyada ne oldum değil, ne olacağım diyeceksin… Kimbilir, yazdıklarıma değil de, onlardaki Türkçe hatalarıma karışıp, yazı yazmayı bırak, doğru kelimelerle yazmayı dahi bilmiyor dünkü çocuk, diye yerin dibine bile batırabilir beni…
Ne derse desin, hiç önemli değil… Sayın Erol Köse' yi ilk gençlik yıllarımın şovlarından tanırım… O zamanlarda da medya dünyasının görüp göreceği en komik insanlardan biriydi o… Yani laf sokmaları bir kenara bırakın, her şeyden önce işinin en iyilerinden biriydi…
İş ahlakı denildiğinde, şu ülkede aklıma gelecek en disiplinli 3 kişiden biriydi Erol Köse … Sonrasında komedyenlik mesleğini bırakıp, müzik yapımcılığına geçiş yaptı ve orada da başarılı çizgisini sürdürdü… Bir süredir ayran içip ayrı düşmüştük kendisinden…
Ama ne zaman sosyal medyada ismini duymaya başladım, işte o zaman bir efsanenin geri dönüş yaptığına ikna oldum… Maşallah ki, hem de ne maşallah… Twitter da tozu dumana katıyor üstadım… Doğru, yanlış, haklı, haksız ne yada kim varsa, taramalı tüfek hatta mitralyöz misali salladıkça sallıyor hepsine…
Allah ne verdiyse döktürüyor sizin anlayacağınız… Zaman zaman kızdığını görsem de, bu da yapılmaz ki canım, dediğimi hatırlamıyorum… Evet, yiğidi öldürün ama hakkını yemeyin lütfen… Adam işinde ve eleştirilerinde çok çok çok iyi…
Asıl mesleği olan doktorluğunun titizliğini ve profesyonelliğini, eleştirme çalışmalarına da taşımayı başarıyor… Reklam yapmak ya da ünlü olmak kaygısıyla hareket etmiyor bunları yaparken… Tamamiyle içgüdüsel olduğunu düşünüyorum O‘nun tercihlerinin…
Duygu ve düşüncenin inanılmaz bir karışımı sonucu çıkıyor eleştirel sözleri… Bilinçaltında pişirip hazırladığı, yada daha doğru bir ifadeyle zihninin bilinçaltı mutfağında kendi stiliyle biçimlendirdiği, imzası niteliğindeki sözleriyle eleştiriyor rakiplerini ve muhattaplarını…
Erol Köse‘ yi diğer haddini bilmez ve kural tanımaz saldırganlardan ayıran en önemli farklılık bu ince çizgi bence… Sakin ve paniğe kapılmayan bir ruh haliyle dinlemeyi başarabilirseniz, ondan öğrenecek çok şey bulabiliyorsunuz hayata ve insana balıklama dalma taktikleri konusunda…
Her twitinin ve haberinin yolunu, merakla ve ilgiyle gözleyeceğim sevgili Erol Köse, sen bizim bilinçaltımızın karanlık ve el değmemiş coğrafyalarının rehberisin üstadım… Üzerine üç beş ömür yaşasam dahi, içerisine girmeyi aklımdan geçirmeyeceğim zihin labirentlerimi, kırk yıllık tanıdık ziyaretçiler kadar rahat, elini kolunu sallaya sallaya dolaşabiliyorsun…
Helal, helal, helal olsun sana… Beter, beter, beter olsun düşmanlarına… Bu cürreti takdir etmem de ne yaparım ben… Allah yolunu açık etsin ve kurbanlarına sabır ve kolaylık versin…
Sevgi ve Saygılarımla… Fırat ÖÇAL