- Kategori
- Gündelik Yaşam
Oysa ki ne çok severdim sonbaharı !!!

http://flickr.com/search/?q=sick+an+tired&page=23
İçimde bir hüzün var ...
Nicedir yaşama sevincim ve gülümser yarım terketti beni. Kalan yarımsa sıkıntılı, huzursuz gözlerim okuyacak bir şeyler arıyor ama beynim engelliyor, dikkatimi toparlayamıyorum. Ellerim oyalanmak istiyor ancak tek yapabildiği bilgisayarın klavyesine dokunmaktan ibaret.
Akşam gezmeleri, dostlarla buluşmalar gereksiz geliyor bu ara anlatacak ne var ki? Yeni bir şey yok hayatımda, tek fark bir önceki günden; eskilere eklenen sıkıntılı olaylar sadece.
Oysa ki böylemiydim ben? Ben ki bir çok acıyı sıkıntıyı bir başıma , cesurca gülümseyerek atlatabilmiştim hayatımda. Yaşama sevincimi koruyabilmiştim şefkatli ellerimin arasında. Ve yangında kurtarılacak ilk şey hesabıyla bakmıştım kendime onca zaman.
Bu dinginlik nerde bozuldu? Ne zaman ben değersiz olmaya başladım benim için? Hangi olaydan sonra?
Düşünüyorum irili ufaklı olaylar geliyor aklıma ama aslında hiç biri bu hale düşmeme sebep olabilecek kadar mühim değil. Telkinde bulunmaya çalışıyorum kendime “hey gidi Engin” diyorum, “neleri atlattın sen, ne yaşanmışlıklar var geride içini bir asit gibi dağlayıp yok etmesi gereken”...
Ama hey hat bu noktadayım şimdi. Gülümsemeye çalışıyorum ama sanırım alışkanlığımı yitirmeye başladım. Sevmeye çalışıyorum yeni günü ama bir önceki günden öte bir değer katmıyor bana. Acı olan yaşayıp geçivermem sanırım bu günleri niceliğine aldırmadan. Bir yazar “ her yaşanılan gün fazladan yaşanılmış demektir” demiş hani ? değerini bilsem ya bu fazlalıkların ????
Sonra bir de zamanı boşa geçirme kaygısı var içimde; kendinizi yararsız bomboş hissedersiniz ya bazı günler işte öyle bir duygu içimdeki.
Belleğimden irili ufaklı yaşam karelerim geçiyor ama hiç biri gülümseten cinsten değil sadece melodramik geliyor bazense trajediye yakın.
Oysa ne ümitlerle beklemiştim ben bu sonbaharı. Hep sevmişimdir bu mevsimi beraberinde getirdiği sıcak sevecen kış günlerine hazırladığı için. Yaprakların dökülmesi, havanın üşütmesi, gökyüzünün bulutlanması ve hatta şiddetle yağan yağmur ilginç gelecek belki size ama yaşama sevincimi arttırmıştı hep bu ana değin. Sonra birde hani o en katıksız mutluluğu yaşadığınız bazı anlar vardır ya hayatımızda; hani o salt kendinizle olduğunuz çıkarı beklentisi olmayan mutluluk benim kasdım, öyle orta yerde birdenbire filizleniveren. Nedense o anlarım hep sonbahar mevsiminde olmuştur benim . Öyleyse niye bu bendeki ihanet sonbahara karşı ??? içimi yokluyorum bir yandan bunları yazarken yok !!! sanki bir an önce yaşanılıp tüketilmesi gereken günleri yaşıyorum bu ara !!
Peki ya sonra gün günün peşi sıra eklenirken kaybetmiyormuyuz aslında fazladan yaşadığımız günleri ???
Hayatımda son günlerimin bu aralar olmasını sanırım istemem. Şimdi çağrışım yapıyor beynim kendi kendime hayal kuruyorum şöyle ahşap bir ev, bahçeli, dışarısı soğuk hatta karlı, elimdeki kitabı başucu lambasının ışığı aydınlatıyor ve karşımda sıcacık yanan şöminenin dost alevleri daha bir çoğaltıyor içimdeki huzuru. Evet huzur....
İçimi sınırsız bir özlem kaplıyor şimdi gitmeye dair , beni hayallerime ulaştıracak yolların özlemi. Yolculuk zamanının verebileceği mutluluk ihtimali üzerine yoğunlaşıyor beynim. Yollara düşmek istiyorum. Çekip gitmek bana değer katmayan bu şehirden.
Evet çekip gitmek istiyorum gerçek huzuru ve dost elini bulabileceğim soğuk iklimli şehirlere. Ben sanırım memleketimi özledim. Anadolu'mun tam ortasını .... Çok özledim .....